Makaleler

Halk Kültürü’nde Musiki ile tedavi-1

2014.07.21 00:00
| | |
9642

Musiki, ulusların birlik ve beraberliklerinin temelini oluşturan en kuvvetli yapı harçları özelliğinde olduğu kadar aynı zamanda “Yaşama Sevinci ve Hayata Bağlılık” özelliği ile Atasözü bu gerçeği çok güzel ifade etmektedir.

Türk halkının musiki kimliği en başta olmak üzere, Kafkas’lardan başlayarak Avrupa içlerine doğru, Macar, Balkan, Alman halklarının müziklerinden, Güney Amerika, Küba, İspanyol, Fransız ve ılık ılık Akdeniz ikliminin İtalyan ve Yunan halklarının musiki özelliklerine varana kadar, tüm dünya halkalarının musiki yapılarının ortak karakterinde, “Yaşama Sevinci ve Hayata Bağlılık” özelliklerinin yer aldığı görülmektedir.

Tasavvuf Musikisi’nin Gelişimi ve Türk Sanat Musikisi’nin doğuşu

Sizlere Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırma ve Tanıtma birimi (Müzikoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi) kapsamındaki çalışmalarda bulunan Doç. Dr. Rahmi Güvenç’in doktora tezinden özetlediğim aşağıdaki bölümleri aktarmakta yarar görüyorum;

Horasan’da Sultan’ül Ulema olarak tanınan Bahaddin Veled milattan sonra 1218 yıllarında onbi yaşındaki oğlu Mevlana Celalleddin’i de yanına alarak ailesi ile Anadolu Selçuklu Devleti’nin başkenti Konya’ya yerleşti. Gelirken, ney, rebab, ceng, kudüm, halile, mazhar gibi Orta Asya kökenli müzik aletlerini de beraberinde getirdi. Getirdiği müzik aletleri eşliğinde icra çalışmalarında Tasavvuf Musikisi’ndeki gelişmelere neden oldu. Daha sonraları Tasavvuf Musikisi içeriğine doğal ve sosyal içerikli konuların işlenmesi ile musiki dünyasında Türk Sanat Musikisi de yerini almış oldu.

Türk Halk Müziği’nin kaynağı

Anadolu ve Rumeli kırsal kesim halkına gelince; Uçsuz bucaksız bozkırların yalnızlığında dağlarda yaylalarda yankılanan haykırışlarının Hoyrat ve Bozlak’lara, ölüm ayrılık gibi en acılı hallerinin Ağıt’lara dönüştüğü Uzun Havalar’a tanık olmaktayız. Yaşadığımız bu örnekler, bir ulusun musiki dehası olarak halk kültüründeki yerini almıştır.

Diğer taraftan, aşk, ayrılık, hasret gibi sosyal ve doğal olayların etkisinden esinlenen Anadolu ve Rumeli kırsal kesim halkının mısralara bürünmüş belli usul ve ritim kurallarına bağlı olarak(Kırk Havalar) dediğimiz ikilik, dörtlük ve hatta (Dokuz sekiz aksak usullü) harikulade ve hareketli anonim yapıtların yaratıcıları olduklarına da tanık olunmaktadır.

Bozkırların ve uçsuz bucaksız dağların yaylaların yalnızlığında en küçük bir musiki eğitimi dahi görmeden dokuz sekiz aksak usulde oluşturulan anonim yapıtlar, Türkiye halkının mucizevî yaratıcı dehasının en güzel örnekleri halindedir.

Musiki ile tedaviye kısa bir bakış

Tüm dünya uluslarının ortak karakterinde olduğu gibi, Tasavvuf Musikisi, Türk Sanat Musikisi, Türk Halk Müziği, Mehteran Müziği ve marşlarımızla geniş bir yelpaze halindeki musiki değerlerimizin tümünün temelinde “Yaşama Sevinci ve Hayata Bağlılık” özelliği yer almaktadır. Bu nedenle insanın gerek beden ve gerekse ruh sağlığı alanında musiki ile tedavinin önemi modern tıp tarafından da kabul edilmiştir. Osmanlı Dönemi’ne bakıldığında(Fatih Darüşşifası) ile İkinci Sultan Beyazıt zamanındaki (Edirne Darüşşifası) musiki ile tedavinin geçmişteki en çarpıcı örnekleri halindedir.

Musikinin insan ruhsal yapısı üzerindeki, dinlendirici, huzur telkin edici ve tedavi edici gerçeği dikkate alınarak Doç. Dr. Oruç Rahmi Güvenç tarafından, Viyana, Frankfurt, Hamburg, Münih, Brüksel, Barselona gibi pek çok Avrupa şehirlerinde (Etno Müzikoloji Terapi) seansları halinde musiki ile tedavi yöntemleri sürdürülmektedir. Musiki ile tedavi seanslarında kullanılan malzeme Türk Musiki değerleridir. Ancak parantez içinde şunu da açıklamak isterim ki, Avrupa’lılar Etno Müzikoloji Terapi seanslarında malzeme olarak Türk Musikisi’nden yaralanmakta, fakat yararlandıkları kaynağı açıklamamaktadırlar.

Sevgili okurlarımız;

Musiki ile tedavi başlıklı sohbetimize önümüzdeki sayıda kaldığı yerden devam ederken, Türk Ulusu dahil tüm dünya uluslarının musikilerindeki ortak karekter olan (Yaşama Sevinci ve Hayata Bağlılık) özellikleri ile çelişkili olan tek örnek (Arabesk Türü) konusuna değinmekte yarar görmekteyim. 

Anahtar Kelimeler:

Diğer Yazıları

DOST BEYKOZ

"Beykoz'un Hür Gazetesi"