Sinan KAVRAKOĞLU
  • 23/04/2024 Son günceleme: 23/04/2024 10:49
  • 3.445

En sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim; bir ilde vali ile belediye başkanının, bir ilçede ise kaymakam ve belediye başkanının varlığı hayatın olağan akışına aykırıdır.

Üstelik kaymakamlar ve valiler belediye başkanlarının amiri pozisyonundayken…

Yıllardır söylüyorum, belediyeler kentlerini; rant, yolsuzluk, iltimas ve istismar üzerinden yağmalayan; ahlaki yozlaşmanın derinleştiği, komşuyu komşuya düşman eden ucube kurumlardır. Belediye kanunlarının, ihale yasalarının varlık sebebi, bu derin ahlaksızlığı yasal normlara oturtmaktır.

Seçim dönemlerinde toplumu kutuplaştırarak oluşturulan fanatizm maalesef bu acı ülke gerçeğini görmemizi engelliyor. Dediğim gibi, seçmeni kutuplaştırmak bu işin olmazsa olmazıdır. Zira bunu başaramadıkları takdirde, seçmen parasının izini sürmeye başlayacaktır. Onun için, muhalefete geçen belediyelerde son günlerde asılan “bu belediyenin borcu şu kadardır” pankartlarına itibar etmeyin. Ülke genelindeki il ve ilçe belediyelerinin bütçeleri, borçları ve harcadıkları paraları araştırdığınızda pek bir fark olmadığını görürsünüz.

Ama ne yazık ki analizlerimizi var olan bu sistem üzerinden yapmak zorundayız…

Geçelim…

Seçmenin Adalet ve Kalkınma Partisi’ne çok net bir sarı kart gösterdiği bu seçimlerin mesajını iyi okumak lazım.

Bir önceki yazımda, “son yirmi yılın en düşük katılımlı seçimini yaşayabiliriz” demiştim. Öyle de oldu ancak yanıldığım husus şuydu; muhalefet seçmeninin özellikle son dönemde yaşanan ve CHP içerisinden servis edilen para kuleleri, mal beyanından kaçırılan milyarlık villalar, 5 yılda kullanılan yüzlerce milyar bütçeye karşılık yetersiz hizmet gibi skandallardan dolayı sandık motivasyonunun düşük olacağını öngörmüştüm. Görece olarak tespitim doğru olsa da hem CHP seçmeninin, “şartlar ve skandallar ne olursa olsun partisini asla terk etmez” motivasyonunu, hem de imdadına DEM’in yetişeceğini atlamışım. Ekonomik gerçekler altında ezilen dar gelirli de tepkisini sandığa gitmeyerek gösterince olağanüstü bir sonuçla karşılaştık ki bu sonucu özellikle Beykoz’da CHP bile beklemiyordu.

Ancak bu seçim sonuçları bir şey daha gösterdi; bu ülkede gerçek manada sorgulayan, yeri geldiğinde iktidarı silkeleyen ve hatta bu seçimde olduğu gibi sandıkta tokadı atan seçmen kitlesinin Cumhur İttifakı seçmeni olduğunu gördük. Yani öyle bazı aydınımsı lümpenlerin iddia ettiği gibi koyun olan “cahil” dedikleri seçmen değil!

Beykoz özelinde baktığımızda, Alaattin Köseler’in temkinli ve soğukkanlı sabrını takdir etmemek mümkün değil. Her platformda, “en az 12 puan fark atıyoruz” kibriyle arz-ı endam eden Murat Aydın eminim ki bu sonucu beklemiyordu. Halbuki geçen beş yılda evlerini başına yıktığı, canını yaktığı insanlar hiç de az değildi…

Açık konuşmayı severim, ailecek Murat Aydın’a oy vermedik. Bunun sebeplerini önceki yazılarımda açıklamıştım. Umarım Beykoz Belediye Başkanı Alaattin Köseler birkaç ay önce yapılan şu meşhur adrese teslim 70 milyonluk kültür-sanat ihalesini mercek altına alır. 

Aslında sandığa gitmeyi hiç düşünmüyorduk ancak Murat Kurum’un depremle ilgili projeleri çocuklarımıza ve torunlarımıza karşı olan sorumluluğumuzu hatırlattı bize. Gittik ve oyumuzu kullandık. Alaattin Köseler’le bir karşılaşmamda, “kalbim sizinle” demiştim. Ancak listesindeki bazı isimleri görünce açıkçası üzüldüm. Umarım çevresindeki aklı selim insanlar Alaattin Bey’e gerekli ikazları yapar. Yoksa yazık olur… Sonuçta Beykoz’da yaşıyoruz ve Alaattin Bey’in başarılı olmasını elbette isterim.  

Gelelim AK Parti’ye…

‪İbn-i Haldun Mukaddime adlı eserinde, “iyi idarenin sonunu yolsuzluklar, şatafat ve yeteneksiz yöneticiler getirir” der. Bu yüzdendir ki siyasi tarihimizde tüm güçlü iktidarların sonunu yerel seçimler hazırlamıştır.

Bir avuç dava adamının yüreğinde, Erdoğan’ın kararlı ve inatçı liderliğinde yükseldi AK Parti. Zaman geçtikçe siyaset simsarı her devrin adamları kanser gibi içine girdi ve her köşesine nüfuz ederek namuslu insanları partiden uzaklaştırdı. Partideki çürüme de giderek arttı! Bu gün metastaz etmediği yer kalmadı maalesef. Ne mi olacak? Büyük bir reset gerekiyor ki o namuslu adamlar tekrar sorumluluk alsın. Çünkü ne YRP ne de diğer partilerde AK Parti’nin yakaladığı ivmeye ulaşabilecek ne vizyon, ne lider ne de kapasite yok!

Son söz; en başından beri aday tercihinin yanlış olduğunu söyledim durdum. Hanefi Dilmaç Beykoz’u kaybetmezdi…

Yazarın Yazıları