İstiklal Savaşı’nda ortak ruh

  • 24.11.2020 19:03
  • Okunma: 2961 kez

Düşman işgali ve zulmü karşısında ülkenin en uç noktalarına kadar yaygınlaşan mücadele azminin ORTAK RUHU İstiklal Savaşı’nın temelini oluşturdu.  Mücadele ruhuna Yaşlı Nine’den küçük bir örnek;

Yıl 1922. İstiklal Savaşı’nın en kızıştığı dönemler. Yarbay Lütfü Bey Antalya’nın Serik Kasabasına görevlendirilir.  Eşi ve on bir yaşındaki oğlu Semih’i de alıp faytona binerek yola çıkarlar. Uzun yolun duraksama yerinde atları sulamak için bir çeşme başında dururlar.  Yaşlı bir kadının yırtık pırtık kullanılamaz hale gelen bir çorabı yıkamakta olduğunu görür. Yarbay Lütfü Bey yaşlı kadına bu yırtık pırtık çorabı yıkayıp da ne yapacağını sorar. Yaşlı kadın ;  “Oğluma babasından kalan tek çoraptır.   Yıkayıp yamayacağım. OĞLUM SAVAŞA GİDECEK TEMİZ GİTSİN “ der.

Kaynak: Albay Lütfi beyin oğlu Semih Argeşo’un 2014 tarihli imzalı beyanları   

                                                                           ***

Yurdun dört bir tarafı düşman istilası ve zulmü altında olduğu şartlarda işgal kuvvetlerine karşı direnme azmi ve kurtuluş umudu Mustafa Kemal’in etrafından birleşme ruhu oluşturdu. Bu ruh, ülkenin dört bir tarafındaki en uç noktalara kadar yayıldı. Bunlardan bir tanesi de Beykoz’un Akbaba Köyü’dür. 

Yıl 1922; Yurdun her yanında olduğu gibi Beykoz’un Akbaba köyü de düşman işgali altındadır.  Rum çocukları Türklerin hareketlerini kolluyor ve İngiliz’lere haber veriyorlardı. Akbaba Köyü Canfeda Hatun Camii’nin İmamı ve aynı zamanda Canfeda Hatun Tekkesi’nin Şeyhi Mükerrem Hoca aynı zamanda en lezzetli fasulyeleri yetiştirirdi. Haftanın Perşembe günleri Fasulye çuvallarını atına yükleyip Yalıköy Motor İskelesi’nden Hal’e gider, bir önceki teslimatının parasını aldıktan sonra vapurla dönerdi. Bir zaman sonra Beykoz Vapur İskelesi İngiliz ve Yunan Bayrakları ile donatılmıştı. Bayraklar yerlere kadar sarkıtıldığından vapurdan inenleri bayrakların altından eğilerek geçmeye mecbur bırakırlardı. Mükerrem Hoca ise bayrakların altından eğilerek geçmek istemediği için Beykoz Vapur İskelesi’nde inmeyip yol uzasa dahi Anadolukavağı’nda inerdi. Bir keresinde fasulyelerini satmış halden dönerken sapa yolda kendisini İngiliz Askerleri çevirdiler.  Mani Mani deyip para istediler, vermeyince de Mükerrem Hoca’yı yere yatırıp dövdüler.  Camiye namaza yetişmesi gerekiyordu. Allah’tan morluklar sakal tarafına denk düşmüştü.  Nihayet Akbaba’daki Can Feda Hatun Camii’ndeki namaza yetişebildi.  Moral bozukluğunu cemaate hissettirmeden öğle namazını kıldırdı.

Bu arada İstiklal Savaşına Silah ve Cephanelerin yetiştirilmesi için Mükerrem Hoca tarafından gizli toplantılar yapılır, Silah ve Cephaneler Canfeda Hatun Tekkesi’nin altındaki basık tavanlı deposunda saklanırdı.  Gece sessizliğinde ses çıkartmaması için katırların nalları çuvallar ile sarılarak bin bir tehlike ve güçlükle Beykoz’un dağlarından ileriye doğru teslim noktalarına ulaşılırdı.

Giderek gizli toplantılar silahlı direnme güçlerine dönüştü. Beykoz’un her tarafından misilleme hareketleri başladı. Yalıköy ve İskele Meydanı İngiliz İşgal Kuvvetleri ile silahlı çatışmalara sahne oluyordu.  

Nihayet İstiklal Savaşı kazanılmış, 06 Ekim 1923’de Türk Ordusu İstanbul’a girmiş, kısa zaman sonra Akbaba Köyü Canfeda Hatun Camii Hocası ve Canfeda Hatun Tekkesi Şeyhi MÜKERREM HOCA’YA Türkiye Büyük Millet Meclisi Kararı İle İSTİKLAL SAVAŞI ŞEREF MADALYASI verildi.          

Kaynak:  Araştırmacı Yazar Osman AKBAŞAK

Anahtar Kelimeler:

Yazarın Yazıları