Milli varlığımız tehdit çemberi ile çevrilmiş

  • 07.10.2020 17:46
  • Okunma: 2303 kez

Bir tarafta Savunma Sanayimiz Tank Palet en başta fabrikalarımız, Milli ekonomik

Kuruluşlarımız, Ormanlarımız, Limanlarımız ve yer altı kaynaklarımız teker teker satılarak elden çıkartılırken,  diğer taraftan Üretim Ekonomisi yok edilerek yabancılara muhtaç duruma düşürülmekte ve Türkiye tarihte görülmemiş derecede altından kalkılamayacak dış borç altına sokulmakta. 

Bir tarafta Askeri Okullar kapatılırken Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Emir Komuta ilişkisi ile geleneksel yapısı temelinden yok edilerek Türkiye’nin Savunma gücü zafiyete uğratılmak istenirken, diğer taraftan Savunmasının Sırrı olan Kozmik Oda ele geçirilmekte.

Bir tarafta Amerikan güdümlü silahlı PKK Çeteleri tarafından vatanın bütünlüğüne saldırılırken, diğer tarafta Kıbrıs’ı garantörlüğümüzden kopartma ve Türkiye’yi karaya hapsetme peşindedirler.   

Bir tarafta Türkiye’yi parçalamaya yönelik BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ tezgâhlanırken diğer tarafta Türkiye’yi parçalamaya yönelik BARIŞ SÜRECİ adı altında sinsice ÖZERKLİK tezgâhlanmaktadır.

Bir tarafta Amerikan Parlamentosu tarafından Ermeni Soykırımı İddiası kabul edilerek Türkiye’ye saldırı planları hazırlanırken, diğer tarafta Batılı Ülkeler (Kanal İstanbul)’u fırsat kollayarak Montrö Anlaşması’na tuzak kurmak ve boğazları ele geçirme peşindedirler.

Bir tarafta 1982 yılından itibaren beyinlere sinsice Arabesk şırınga edilerek Türk Kültürü yok edilmek ve Türk Milleti Araplaştırılmak istenirken, diğer tarafta ülke toprakları yağmalanırcasına yabancılara satılmakta, sığınmacı adı altında vatan toprakları milyonlarca Suriyelinin işgali altına sokulmakta ve Vatan toprakları Türk’ün Yurdu olmaktan çıkartılmak istenmektedir.           

Bir tarafta Türk Milli Kültür ve gelenekleri yok edilmeye uğraşılırken, diğer tarafta Laik Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkmaya yönelik Devlet Okulları’nda alenen şer’i uygulamalar başlatılmaktadır.

Bir tarafta İstiklal Marşı’na karşı hayâsız saldırılar yapılır iken, diğer tarafta Türk Milleti düşman kamplar halinde ikiye bölündü. 

Ülke tehdit çemberi ile kuşatıldığı vahim şartlar altında iken meclisteki milletvekilleri kendi koltuklarından başka bir şey düşünmüyor ve bütün gün (Cumhur İttifakı) ve (Millet İttifakı) konularının derinliklerine gömülmüş, kafalarını kaldırıp da ülkenin vahim durumunu göremeyecek durumdalar. İşte bu noktada Mustafa Kemal Atatürk Kurtuluş’un yolunu göstermektedir. 

ATATÜRK’ÜN VASİYETİ

Atatürk Gençliğe hitabında “ Bu ahval ve şerait altında olunsa dahi vazifen Türk İstiklalini ve Cumhuriyetini korumaktır “ sözleri ile Türk Gençliğine vasiyet etmiştir.  Üzerimizde Atatürk’ün Vasiyetinin sorumluluğu bulunmaktadır. Vatan’ın ve Millet’in bu hali ile kaderine bırakılması mümkün değildir. Emperyalizm ve içimizdeki hainler karşılarında Türk Gençliğini bulacaktır.   

Atatürk’ün Yol Göstericiliği

CEHALETLE SAVAŞ

Halk; Mondros Mütarekesi, Sevr Anlaşması, Lozan Anlaşması, Montrö Anlaşması, Cumhuriyet, Milli Egemenlik ve onurlu yaşama kavramı gibi temel bilgilerden yoksundur. Çıkış yolu için asıl Savaş; Cephede Silahlı Savaş yerine AYDINLANMA SAVAŞI’DIR. Halk ile ikili ilişki kurarken, siyasi görüş farklılıklarını bir tarafa bırakarak ÖNCE VATAN ilkesi öne çıkartılmalıdır. Bu takdirde halk sözlerinize kulak verecek ve “ Önce Vatan “ ilkesi etrafında birleşecektir.  Halkın gücü karşısında hiçbir gücün karşı durması mümkün değildir.  Halk birleştikçe ülkeyi kuşatan zincir kırılacak ve kendi Milli İktidar’ını kuracaktır.

Anahtar Kelimeler:

Yazarın Yazıları