“Evet, dostlarım, ne kadar uğraşırsanız uğraşınız, neleri feda ederseniz ediniz, şu dünyadan SAĞ olarak çıkamayacaksınız, çıkamayacağız. Öyle bir garanti hiç kimsede yok.
”
Şu Dünyadan SAĞ çıkmanız imkânsız!
Evet, dostlarım, ne kadar uğraşırsanız uğraşınız, neleri feda ederseniz ediniz, şu dünyadan SAĞ olarak çıkamayacaksınız, çıkamayacağız. Öyle bir garanti hiç kimsede yok.
Hatta Peygamberlere bile yok. Hepimiz, kesinlikle ÖLÜM yolcusuyuz.
Kimimiz bugün, kimimiz yarın, kimimiz de kim bilir nerede, kaç yaşında ve belki de hiç ummadığı bir zamanda, ansızın. Uyudum-uyanmadım olacak.
Veya “Ahiret hayatına uyandım” olacak. Aynen her gün ölen 350 000 kişi gibi…
Çok çok daha önemlisi; ölüm asla bir SON veya YOK OLMAK değildir. Ebedî, sonsuz ve sınırsız bir hayatın başlangıcıdır. Bir rüyadan uyandığımız gibi, ebedi Ahiret hayatına uyanacağız. Bu gerçekleri gördüğümüzde ise pişmanlıklarımız hiçbir işe yaramayacak.
Üstelik te herkes, yâ “keşke ben de inananlardan olsaydım” veya “keşke çok daha fazla kulluk ve ibadet etseydim” diye pişman olacak! Çünkü dünya sınavımız bitmiştir artık. Sınav kâğıtlarımız (yani Amellerimiz) jüri önüne sevk edilmiş olup, artık geri dönüşü de sınavın tekrarı da yoktur…
Fakat maalesef bu gerçeklerin pek farkında değiliz.
Gerçek şu ki; şu fâni dünyada bulunmamızın ve bulundurulmamızın tek ve kesin sebebi, Ebedî olan Ahiret hayatımızın ebedî CENNETLİK olması için, bu dünyadaki SINAVI KAZANMAKTIR. Bizlere emanet edilen eşlerimize ve yavrularımıza da kazandırmaktır…
- Peki, bizler ne yapıyoruz?
Şu kısacık dünya hayatının mutluluğu için ortalama 16 sene tahsil yapıyor ve evlatlarımıza da yaptırıyoruz. Genelde yetmiyor, mastır, doktora derken, 20 yılın üzerinde sadece tahsil yaptırıyoruz.
Bu tahsiller elbette doğru.
Fakat 80-100 senelik bir dünya hayatı için, ömrümüzün % 20’sini tahsile harcadığımız doğru bir davranış ise; 100 sene değil, 100 000 sene değil, 100 TRİLYON sene de değil, SONSUZ, SINIRSIZ bir Ahiret istikbalimiz için, kaç sene uhrevî tahsil yapılması gerektiğini, niçin düşünüp uygulamıyoruz?
Ölüme ve ahiret hayatına inanmıyor muyuz, yoksa?
İnanmamak ölüme de ahiret hayatına, asla engel değil ki!
İnanmamak, bu çok önemli SINAVI kazanmaya engeldir.
Ebedî Cennetlere, ebedî huzur, mutluluk ve saadetlere engeldir.
Bakınız bu konuyu Necip Fazıl Kısakürek ne güzel özetlemiş:
İster İmanla yeşerir, ister küfürle çürürsün.
Yol mezarda bitmiyor, gittiğinde görürüsün…
Peki, bu konu madem bu kadar çok önemli, mademki bunu artık fark ettik. Bu raddeden sonra ne yapmamız lâzım?
Cevap: Bizlere sınavımızın Dünya zeminini hazırlayıp, (akıl, göz, kulak, vicdan, sağlık, diğer tüm imkânları vs. yani) bütün araç gereçlerini bahşeden Yüce Yaratıcımız öyle çok merhametli ki, (sınav için kopya vermek dünyevi sınavlarda yasak olduğu halde) buradaki sınavımız için bizlere KOPYALAR veriyor. Tâ ki O’nun cc Sanat eserleri olan bizler, şeytan tarafından yanıltılıp Cehenneme lâyık olmayalım.
Ta ki O’nun cc hazırladığı Ebedî Cennetleri kazanalım.
O kopyalar; hem bizlere Rehber ve Kılavuz olarak gönderdiği Kur’ân-ı Kerim’dedir.
Hem de O’nun âlemlere Rahmet olarak gönderdiği, dünyanın en doğru sözlüsü olan Hz. Muhammed’dedir (SAV.)… Üstelik te Hz. Muhammed’in (SAV) vârisleri hükmünde olan, Kutup imamlarında, mezheb imamlarında, Bedîüzzamanlarda, İcmâ ve Kıyâs-ı fukahâdadır. Bizlere, sadece o kopyaları araştırarak uygulamak düşüyor.
Şimdi de çok önemli bir müjde arz ederek, konumuzu toparlamak istiyorum.
Bu müjde benden değil, belediye başkanı, vali veya Cumhurbaşkanından da değil. Kâinatın ve bizlerin yaratıcısı olan Yüce Rabbimizden ve O’nun en doğru sözlüsü Hz. Muhammed’dendir:
Bu güne kadar birçok günahlar işlemiş olsan da, hatta ateist ve küfür üzere olsak ta, çok samimi pişmanlıklarla TÖVBE ve istiğfar edersek eğer, Allah cc geçmişteki bütün günahlarımızı AF edeceğini vaad ediyor. Yetmiyor, sizin ve bizim Cehennemde heba olmaktan kurtulduğumuz için, (şimdi daha çok dikkat ediniz) geçmişte ne kadar günahlar işlediysek, bu günahların hepsini, SEVABA dönüştürüyor…
Yüce Rabbimiz işte böylesine merhametlidir ki, bakınız Furkan Sûresi, 70. Ayet: Ancak şu var ki dönüş yapıp îman edenler, güzel ve makbul işler işleyenler bundan (69. Ayetteki Kıyamet günü kat kat azaptan) müstesnadır. Allah onların kötülüklerini iyiliklere, günahlarını sevaplara çevirir. Çünkü Allah gafurdur, rahîmdir (çok affedicidir, merhamet ve ihsanı boldur).
Bu en doğru sözlerden ve bu harika müjdelerden sonra, başka söze ne hacet…
Ne mutlu bu gerçekleri yeni fark edip, yazıyı tekrar tekrar okuyarak, bu günden sonra gerektiği şekilde uygulamaya karar verenlere ve paylaşanlara… Vesselâm.
YORUMLAR