““Hayatınızı sermaye edin; bu sermayenin kazancı iyiliktir.”
”
İyilik, bilgi ve güzel isim bırakmak
“Hayatınızı sermaye edin; bu sermayenin kazancı iyiliktir.”
Ne kadar güçlü bir ifade…
İnsan ömrü, aslında kendisine emanet edilmiş bir sermayedir. Kimisi bu sermayeyi makam kazanmak için harcar, kimisi servet biriktirmek için, kimisi de insan yetiştirmek ve iyilik üretmek için kullanır.
Yusuf Has Hacib bize şunu hatırlatıyor: Hayatın gerçek kazancı, geride bıraktığın iyiliklerdir.
Çünkü gençlik geçer… Makam değişir… Servet el değiştirir…
Fakat yapılan iyilikler insanların hafızasında yaşamaya devam eder.
Eğitim açısından düşündüğümüzde…
Bir öğretmenin en büyük mirası sadece anlattığı dersler değildir. Bir öğrencinin hayatına dokunmasıdır.
Bir okul müdürünün en büyük başarısı yalnızca yapılan projeler değildir.
Arkasında güven, adalet ve sevgiyle anılan bir okul kültürü bırakmasıdır.
İlçe millî eğitim yöneticisinin başarısı da hazırladığı yazılar, verdiği seminerler veya toplantılar değil; görev yaptığı kurumlarda yetişmesine katkı sağladığı insanlardır.
Çünkü eğitimde gerçek eser, bina değil; insandır.
Güzel ad mı, kötü ad mı?
“İyi ad mı istersin, kötü ad mı?”
İnsan öldükten sonra iki şey yaşamaya devam eder:
* Yaptığı iyilikler,
* Hakkında söylenen sözler.
Makamlar unutulur. Unvanlar silinir. Fakat insanlar bir kişiyi ya hayırla anar ya da ibret olarak hatırlar.
Bu yüzden eğitimcinin en büyük hedefi; “Görev yaptı.” dedirtmek değil, “Hayatımıza dokundu.” dedirtmektir.
Bilgi ve iyilik birlikte yürümelidir.
“Kim bilgiyi rehber edinmiş ise zamanın ve dünyanın egemenliğini elinde tutmuştur.”
Bilgi tek başına yeterli değildir. Bilginin ahlakla birleşmesi gerekir.
İyilikle desteklenmeyen bilgi, güce dönüşebilir; fakat insanlığa hizmet edemez.
Bugün yapay zekâdan dijital dönüşüme kadar her alanda büyük bir bilgi çağını yaşıyoruz. Ancak eğitimin asıl amacı sadece bilgili insanlar yetiştirmek değil; bilgisini iyilik için kullanan insanlar yetiştirmektir.
Sonuç
Yusuf Has Hacib’in yaklaşık bin yıl önce söylediği şu söz, bugün de eğitimin özeti gibidir:
“Eğer iki dünya diler isen, ilacı iyiliktir.”
Belki de bir eğitimcinin her sabah kendisine sorması gereken soru şudur:
Bugün kaç kişiye bilgi verdim, rehberlik ettim?
Daha önemlisi;
Bugün kaç kişinin hayatına dokundum?
Çünkü sınıflar unutulur, dersler unutulur, hatta yıllar geçer…
Ama öğrenciler, kendilerine değer veren, adaletle davranan ve iyilikle dokunan öğretmenlerini hiçbir zaman unutmazlar.
Gerçek eğitim; bilgiyi karakterle, karakteri iyilikle, iyiliği ise kalıcı bir mirasa dönüştürebilmektir. İşte insanın geride bırakabileceği en büyük eser de budur.
YORUMLAR