“Orta Asya'dan çıkılan yol üç kıtaya birden yayıldı. 1071 yılında Sultan Alparslan Bizanslıları yendiğinde Anadolu'nun kapıları ebediyen Türklere açılmıştı.
”
Bir Osmanlı yazısı
Orta Asya’dan çıkılan yol üç kıtaya birden yayıldı. 1071 yılında Sultan Alparslan Bizanslıları yendiğinde Anadolu’nun kapıları ebediyen Türklere açılmıştı.
Büyük Selçuklu Devleti Selçuk Bey, Tuğrul Bey, Alparslan, Melikşah ve Sencer’le son bulmuştur. 1092 yılında Melikşah’ın ölümüyle merkezi otorite zayıfladı, Sultan Sencer toparlayamadı. Konya’da Anadolu Selçuklu Devleti kurulurken, ‘biz Büyük Selçukluyuz, Anadolu Selçuklu da ne işimiz var’ diyenler oluyordu. 1141 Katvan Savaşı’nda Selçuklunun sonunu getirmişti. Anadolu Selçuklu Devleti kuruluşuyla Türklerin Anadolu’da devamını sağlamıştı.
Anadolu Selçuklu Devleti’nin de muhteşem yılları olmuştu. Özellikle kurucu Süleyman Şah, Kılıç Arslan, Gıyasettin Keyhüsrev, İzzettin Keykavus, Alaeddin Keykubad Anadolu’da güzel eserler bırakmışlardır. Lakin 1243 yılında Kösedağ Savaşı’nda Anadolu Selçukluları Moğollar karşısında büyük bir yenilgi aldı. Konya artık Moğolların etkisindeydi. Anadolu Selçuklu Sultanı ve avanelerinin geçimi iyi, güzeldi. Ama halk perişandı. Toplanan vergilerin aslan payı Moğollara gidiyordu. Oğuzların kayı boyundan Ertuğrul Gazi çıkış yolu arıyordu.
Söğüt’ü kılıç hakkıyla aldılar. Yönünü denizlere batıya çevirmişti. O günlerde Osmanlı Kurucusu Osman Bey’in babası Ertuğrul Gazi hedeflerini batıya koymuşken, ‘bizim batıda ne işimiz var diyenlerin’ bugüne gelen tohumları hala mevcuttur. Oysa bu o günlerden kalan Papa’nın propagandasıydı. O günlerde Anadolu Selçuklunun durumunu gören Osmanlı Beyliği 1299’da bağımsızlığını ilan etti. O günlerde devlete ihanet ile suçlanıyorlardı. O günlerde, ‘bizim atalarımız Selçukludur. Biz Osmanlıyı tanımayız’ diyorlardı. Bu söylemlerin kaynağı Papa’dan geliyordu. İkilik yaratmaya çalışıyordu. Oysa Selçuklu artık bitmişti. Zaten 1308 yılında 2. Mesud’un ölümüyle devlet ortadan kalkmıştı. İyi ki Süleyman Şah, Ertuğrul Gazi ve Osman Gazi sancağı yerde bırakmayarak zaman içinde Anadolu’da birliği tamamlayarak yönlerini çevirdikleri batıya hızlıca ilerlemeye başlamışlardı.
Osmanlı’nın en parlak dönemlerini; Fatih Sultan Mehmet, Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman dönemlerinde yaşadık. 5.2 milyon kilometre kare toprak bütünlüğüne ulaşıldı. 623 yıl sürdü. 623 yıl içinde parlak dönemler kadar üzücü, sönük ve sefahat içinde geçen yıllar da oldu. 1699 Karlofça Antlaşması ile toprak kaybetmeler hızlıca başlıyordu. 1718-1730 yılları arasında Lale Devri ile güzel keyifler sürüldü.
Yavuz Sultan Selim’in Hicaz’ı almasıyla Osmanlı Sultanları aynı zamanda İslam dininin halifesiydi. Osmanlı Sultanları içinde halifeliğin hakkını verenler de vardı. Halifeliği yerin dibine sokanlar da vardı.
Yabancılara başta Fransızlara verilen ticari imtiyazlar, kapitülasyonlar da Türkler ticaret yapamaz hale gelmişti. Ülkenin her türlü kaymağını yabancılar yiyordu. Maalesef bugün de böyle. Bütün yer altı madenlerini yabancılar işletiyor.
2. Abdülhamit dönemine ayrı bir paragraf açmak istiyorum. Hani diyorlar ya, ‘33 yıllık iktidarında hiç toprak kaybetmedi. Asla 2. Abdülhamit gibi reisi yalnız bırakmayacağız.’ 2. Abdülhamit döneminde bugünkü Türkiye Cumhuriyeti’nin iki katı toprak kaybedildi. Kıbrıs, Mısır, Tunus, Bosna Hersek, Bulgaristan, Sırbistan, Kars, Batum, Artvin, Girit.
Yalanın da bu kadarı olmaz. Hiç toprak kaybetmemiş 2. Abdülhamit niye yalnız kalsın? 33 yıl avaneleriyle gül gibi geçindi. İktidarını sürdürebilmek için nereyi istediyseler verdi. Reis de bugün yalnız mı Allah aşkına avaneleriyle bolluk bereket içinde yaşıyorlar. Böylece Osmanlı yavaş yavaş sona yaklaşıyordu.
Balkan Savaşları ve 1. Dünya Savaşı sonrasında sona gelinmişti. Serv anlaşmasıyla imza koyan Vahdettin adeta ülkeyi teslim etmişti. Bu kabul edilebilir bir şey değildi. Çoğu kimse işte padişahın elinde bir şey kalmamıştı. İyi de bu sürece niye gelindi? Sarayda yaşamı sürdürebilmek uğruna emperyal güçlere ne istedilerse verildi. Balkan Savaşları sonucunda Batı Trakya, Makedonya, Arnavutluk, Selanik ve Ege adaları verildi.
1. Dünya Savaşı sonrası Suriye, Irak, Filistin, Musul, Kerkük, Ürdün, Hicaz, Yemen ve Libya verildi. Sevre göre Doğu Anadolu’da büyük bir Ermeni ve Kürt devleti kurulacaktı. Ordu terhis edildi, donanma lağv edildi. Çıktı bir Osmanlı subayı Mustafa Kemal ve bir avuç arkadaşı Kurtuluş Savaşı verdiler. Anadolu kenetlendi. Bugün Kurtuluş Savaşı değil, Milli Mücadele diyenlere sormak lazım. İkisi de aynı kapıya çıkmıyor mu? Ama dert o değil. Dert ikilik çıksın da Türk devleti zayıflasın. Bugün ben Osmanlıyım diyenler, Siyonistlerin oyununa geldiklerinin farkında değiller. Siyonistler Osmanlı’nın yıkılışı için ellerinden geleni yaptılar. Sonra Türkiye Cumhuriyeti’nin bu kadar güçleneceğini tahmin edemediler. Mustafa Kemal Atatürk dehası karşısında şaşkına döndüler. Şimdi bu Siyonistler yıktıkları Osmanlı’yı gelinen noktada plağı değiştirip Osmanlıcılık oynattırmaya çalışıyorlar. Osmanlı bitmiştir. Tıpkı Büyük Selçuklu, Anadolu Selçuklu gibi sonu gelmiştir. Bize düşen Türkiye Cumhuriyeti’ni güçlü bir şekilde tutup caydırıcılığa kavuşturmaktır. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde başarılı hükümetler de olmuştur. Başarısız olanlar da olmuştur.
Osmanlı’nın son padişahı bir İngiliz savaş gemisine binip kaçmıştır. The End.
Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti. Tarihimiz iyisiyle kötüsüyle bizimdir. Büyük Selçuklu da, Anadolu Selçuklu da, Osmanlı da bizimdir. Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.
Not: 1 – Beykoz’un duayen ismi İsmet Acar‘ı kaybettik. Beykoz ve Beykozlular için kıymetli, iyi bir insandı. Sağlığında yazılarımla hakkını teslim edenlerdenim. Mekânı cennet olsun. Acar ailesine sabırlar diliyorum.
Not: 2 – Özlem Vural Gürzel, CHP Beykoz ilçe başkanıyla ve 3 CHP meclis üyesiyle mahkemelik. Bu yargı eliyle CHP yönetimine ve meclis grubuna baskı unsurudur. Beykoz’un tarihinde hiç böyle bir şey görülmemiştir. Vekil başkanım, bu görüntüler sizi güçlü kılmaz. Bilakis Beykoz’u arşınladığınızda zayıf düşürür. Bence yargı yoluyla değil, barış yoluyla zorlayınız. Barış tabii ki savaş gibi kolay bir yol değildir.
Not: 3 – Polonezköy’de kiraz festivali yapıldı. Manşetlere taşındı. Sönük bir festival. Oysa o kiraz festivalleri öyle muhteşem olurdu ki birçoğuna tanıklık etmişimdir. Öncelikle festivali STK’lar ve muhtarlar düzenlerdi. Bütün siyasi partiler katılırdı. Özlem Vekil bunu sadece AK Parti bünyesinde yapınca böyle sönük kalır. Oysa tüm Beykoz’un başkan vekili olan Özlem Hanım en azından festivallerde partizanlık yapılmasın. Güdük kalıyorsunuz. Beykoz bir bütün olmalıdır.
Not: 4 – Sosyal Güvenlik Kurumu Müdiremiz Ferda Özkalender 11 yıl görev yaptıktan sonra Maltepe’ye tayin olmuştur. Başarılı ve sevimli olan müdiremiz sadece müdürlüğünde değil, STK’larında yaptığı çalışmalarda da öne çıkan bir isimdi. Beykoz hizmetlerinizden çok teşekkür ediyoruz.
Not: 5 – Beykoz Belediyesi’nin pankart ve tabela işlerini yapan değişmeyen bir firma var… Lokman Kan’da bu firmanın Belediye de temsilciliğini mi yapıyor? Lokman Kan bu işleri nasıl kotarıyor. AK Parti’nin değişik başkanlarıyla CHP’li dönemlerde de bütün işler aynı firmaya verildi ve verilmeye devam ediliyor. Demek ki işinin ehli ve çok uygun yapıyor. Fiyat uygun olunca alıyor demek ki. Ya da kendisine işverenleri memnun ediyor.
Not: 6 – Beykoz’da 1071 tapu dağıtıldı. Beykoz’un yüzü güldü. Beykoz’un yüzü gülerse bizim de yüzümüz güler. 20 yıllık Beykoz AK Parti iktidarı tapu verme konusunda başarılı olmuştur. Öngörünüm hariç diğer alanlarda vakıf arazilerinden, 2B’ye kadar. Büyükşehir’den devir alınan tapuların kullanıcılara verilmesine kadar başarılı süreçler yaşanmıştır. Lakin imar konut yapımı sadece bakanlığın imar verdiği yerlerde villalar yapılıyor. Beykozlu bedelini ödeyerek aldığı tabularda konut yapamadıktan sonra ne yapacak? Akşamları mangal mı yapacak? İmarsız tapu ne işe yarar? İmarsız tapu ile ancak bu kadar olur.
Not: 7 – Temmuz Belediye Meclisi’nin ilk oturumu divan oluşamadığı için açılamadı. AK Partili divan üyesi İstanbul dışında olduğu için CHP’de yedek divan üyesi vermediği için Meclis açılamadı. Özlem Hanım da CHP’ye açtı ağzını yumdu gözünü. Bak Vekil Başkanım, sizin peşinizde dolaşan, kliplerinizde boy gösterenleri boşuna mı peşinizde dolaştırıyorsunuz? Sadece görüntü mankenleri mi? Bence onları bir gözden geçirin. Hiç mi divanın oluşamadığında meclisin açılamayacağını öngöremediler mi? En azından gitmezdiniz meclise vekilinizi gönderirdiniz, sizde mahcup duruma düşmezdiniz. Tecrübe dediğin toplu iğne ucu kadar her olasılığı göz önünde bulundurmaktır. CHP’ye bu konuda kızmayınız. İşini yaptı.
Not: 8 – Recep Şahin Köktürk önünde ihtiyaç giderici şahane bir otopark yapıldı. Fiyatları da çok uygun. Kim düşündüyse çok güzel düşünmüş. Atıl olan yer otopark olarak değerlendirildi. Sultaniye’de yolun sağını solunu tıkamadan otoparkı kullanalım.
Not: 9 – Beykoz’a Bakan Murat Kurum geldi. Tapuları verirken bir de müjde verdi. Ne dedi? Kurum, Sultaniye Parkı ile sahili birleştireceğim. Sultaniye Parkı’nın bakımını, temizliğini ve yenilenmesi Büyükşehir tarafından mükemmel yapılıyor. Dedeler, nineler, torunlar parktan olabildiğince faydalanıyor.
Sahil ise Murat Aydın tarafından açıldı. Çok güzel düzenlenerek halka açıldı. Binlerce yakın Beykozlu gece yarınlarına kadar ailece yararlanıyor. Şimdi nereyi birleştirecek bakan? Ortada sadece yol var. Yolu mu kaldıracak? Yola viyadük mü yapacak? Tünel mi yapacak? Neyi birleştirecek? Laf olsun beri gelsin. İstanbullu boşuna şehri teslim etmemiştir.
YORUMLAR