“Bazen dört duvarın gürültüsünden kaçmak için kilometrelerce yol gitmeye gerek yoktur.
”
Batman’da bir İtalyan köyü, Şehrin içinde… Başka bir zaman…
Bazen dört duvarın gürültüsünden kaçmak için kilometrelerce yol gitmeye gerek yoktur.
Şehrin kalabalığından ve günlük hayatın tekdüzeliğinden uzaklaşmak, çoğu zaman sadece bir kapıdan içeri adım atmakla mümkündür. Önemli olan doğru kapıyı çalmak ve o eşikten geçtiğiniz anda başka bir dünyanın içine girebilmektir. Batman’da bir İtalyan köyüne açılan kapı gibi…
İtalyanca “köy” anlamına gelen Borgo, yalnızca bir isim değil; bir atmosferin, bir hissin karşılığıdır. Batman’da karşıma çıkan Borgobrew de bu hissi veren mekânlardan biri oldu. İçeri girdiğiniz anda dışarıdaki sesler geride kalıyor; ışık, müzik ve mekânın dokusu sizi başka bir ritme davet ediyor. İtalya’nın taş sokaklarını andıran bu atmosfer, insana şehirden değil, zamandan uzaklaştığı hissini veriyor.
Orada geçirdiğim kısa süre bana şunu bir kez daha düşündürdü: Mekânların gerçekten bir dili var.
Ahşap masaya oturduğunuzda, loş ışığın duvarlara yumuşak bir şekilde düştüğünü fark ediyorsunuz. Fondaki hafif müzik, konuşmaların tonunu bile değiştiriyor. İnsan fark etmeden yavaşlıyor, sakinleşiyor. Mekân, sizi kendi ritmine çekiyor; buna direnmek neredeyse mümkün olmuyor.
Aslında çoğumuzun içinde bir “kaçma” isteği vardır. Bazen geçmişe, bazen geleceğe, bazen de sadece bulunduğumuz andan uzaklaşmaya yöneliriz. Ancak tam da bu yüzden, bizi bulunduğumuz yerden koparıp başka bir atmosfere taşıyan mekânlar bu kadar etkili olur. İçeri girdiğiniz anda zihninizde şu cümle belirir:
“Şu an buradasın ve dış dünya biraz bekleyebilir.”
Şuna inanıyorum: Her mekânın bir hafızası, her masanın bir izi vardır. İnsanlar farkında olmadan o mekâna bir şey bırakır ve bir şey alır. Önce gelenin sessizliği, sonra gelenin düşüncesine karışır. Bir kahve fincanının duruşu, bir sandalyenin çekili hali bile o anın parçasıdır.
Mekân sadece içinde bulunduğumuz bir alan değildir; aynı zamanda bizi dönüştüren bir deneyimdir. Biz orada yalnızca oturmayız, aynı zamanda bir hikâyeye eklemleniriz. Ve farkında olmadan biz de geride bir iz bırakırız.
Ve belki de bu yüzden bazı mekânlardan çıkarken sadece kalkmayız, biraz da değişmiş oluruz.
“Önce biz mekânları şekillendiririz, sonra onlar bizi şekillendirir.” Winston Churchill
YORUMLAR