“Değerli dostlar, kısa bir aradan sonra, bize ayrılan köşede her zamanki gibi ilkeli, adaletli, seviyeli, objektif, empati odaklı, resmin bütününe işaret eden araştırmalar ve uzman analizlerine dayalı yazı ve yorumlarımla sizlerle birlikte olacağım. Hepinize saygı ve selamlarımı sunuyorum.
”
ANLAŞ (m) I – YORUM
Değerli dostlar, kısa bir aradan sonra, bize ayrılan köşede her zamanki gibi ilkeli, adaletli, seviyeli, objektif, empati odaklı, resmin bütününe işaret eden araştırmalar ve uzman analizlerine dayalı yazı ve yorumlarımla sizlerle birlikte olacağım. Hepinize saygı ve selamlarımı sunuyorum.
Bu yazımda bizi de yakından ilgilendiren bazı olayları değerlendireceğiz. Bunun için önce bazı tespitleri birlikte yapalım. Dünyanın en büyük emperyalist sömürgeci gücü olan imparatorluğun başbakanı, Rusya dağıldıktan sonra düşman renginin kızıl yerine yeşil olduğunu ilan etti. Büyük savaştan sonra cetvelle çizilen ve neredeyse dünyanın ihtiyacı olan enerji kaynaklarının ¾ üne sahip olan coğrafyalarda, bölge hâkimiyeti ve gücü ellerine almak için kendi aralarında mücadeleye başladılar. Osmanlı’nın zayıflamasından sonra bölgeye hâkim olan Büyük Britanya İmparatorluğunun, Ortadoğu hâkimiyetini ve bu hâkimiyetin sembolü olan Bağdat’ı neredeyse ele geçirmek üzere olan büyük şeytan ve küçük şeytanların oyunlarını, Kobani den yol açarak ve İngiltere düşmanlarını kuzeye çekerek Türkiye bozdu. Yani Türkiye’nin hamlesi, ABD, İsrail ve Fransa’nın hedefinde olan, İngiltere’nin bölge hâkimiyetinin yıkılmasını önledi. Bu var olan İngiltere – Türkiye iş birliğini daha da güçlendirdi. İngiltere bize borçlandı, borcunun bir kısmını da Doğu Akdeniz de, Libya’da, Suriye’de, Nahcivan da ve Afrika’nın birçok bölgesinde ödemeye çalıştı. Bunları hatırladıktan sonra yakın zamana gelelim.
Birçok kişi tarafından gündeme getirilen, Putin Rusya’sının yeniden eski günlere dönmesi ve zirveye oynaması gibi bir görüşe katılmıyorum. ABD ve Avrupa’nın emperyal ve sömürgeci niyetleri tabi ki Rusya’nın enerji kaynaklarını görmezden gelemezdi. Ayrıca Dünya liderliğine oynayan Çin’in önünün kesilmesi de ancak, komşusu olan Rusya da, ABD ve Batı yanlısı bir yönetimin iş başında olması ile mümkündü. Putin bunu gördü ve NATO’ya dahil edilmek üzere olan Ukrayna’nın bir kısmını işgal etti. ABD’nin çok büyük silah, mühimmat ve teknoloji desteği ile Ukrayna bu güne kadar direnebildi. ABD, Ukrayna savaşında Avrupalı devletlerden beklediği desteği göremedi, ABD seçimlerinden sonra olan yönetim değişikliği, Avrupa politikaları da değiştirdi ve Trump, yanında yer almayan Avrupa’nın güvenliğini sağlamayacağını ilan etti.
Bütün bunlar olurken, Gazze’de yaşanan katliam ve soykırım zirveye çıktı, Dünya insanlığının neredeyse tek vücut olması bile bu katliamları durduramadı. Siyonistlerin amentüsü olan inançları gereği ulaşmak istedikleri hedefleri için zaman dolmuş hatta geçmişti. Daha da hızlanması gerekiyordu. Anadolu topraklarının bir kısmını ve Ortadoğu’yu içine alan vaat edilmiş topraklar işgal edilmeli, Süleyman Tapınağı inşa edilmeli, Büyük İsrail İmparatorluğu ihya edilmeliydi. Siyonistler yakın sınırları olan Lübnan ve Suriye’nin bir kısmını işgal etmeye başlamıştı ancak daha da hızlı olmaları gerekiyordu. ABD’yi ikna ederek İsrail-ABD ile İran savaşını başlattılar. Hedefleri kısa zamanda İran’da rejim değişikliği ile kendi bölge politikalarına hizmet eden, Çin’in dibinde müttefik bir İran oluşturmaktı. Evdeki hesap çarşıya uymadı. Beklemedikleri kayıplar verdiler ve masaya oturmak zorunda kaldılar. İran’dan sonraki en büyük tehdit olan Türkiye’ye karşı Yunan ve Rum dostları ile ittifaklar kurdular, uzak Asya’dan yanlarına Hindistan’ı çektiler vs.
ABD- İran anlaşır mı? Anlaşsalar bile İsrail durur mu?
Felaket tellallığı yapmak istemiyorum ancak hiçbir anlaşma uzun süreli olmayacaktır. Avrupa’da yaşanan enerji krizi ve Rusya tehdidi, Afrika da yaşanan güç savaşları, Doğu Akdeniz’deki hâkimiyet savaşları, Pasifikte yaşananlar, en güvenli alan olan Körfez’deki Dubai, Bahreyn, Katar gibi ülkelerin geldiği durum.
Yani kısacası Emperyalist ve Siyonist güç odaklarının aç gözlülüğü, doyumsuzluğu ve Hakkın değil gücün üstün kabul edilmesine dayalı medeniyet algıları değişmeyeceğine göre bölgemizi ve dünyayı büyük ve kanlı bir savaş bekliyor. Ekonomik ve Sosyal saldırılar yanında dijital savaşlar zaten çoktan başlamış durumda. Ulus devletlerin tamamı uzun zamandır bu savaşa hazırlık yapıyorlar. İttifaklar kurulmaya başlandı, hazineler altın stoklamaya başladı, sığınaklar hız kazandı, silah depoları dolduruluyor, savaş araç gereçleri ve mühimmat fabrikalarının sayıları arttı… vs.
Er ya da geç bu savaş yaşanacak. Zalimlerin zulmünün son bulması, mazlumların kurtuluşa ermesi de bu savaşı bekliyor. İnşallah Hakk hâkim gelecek ve ADİL BİR BARIŞI Hakkın taraftarları tesis edecek.
Tabi bunun için üzerimize düşen görevler var. Bir başka yazı da bunları konuşuruz.
Adaletin güçlü, güçlünün de adil olduğu bir dünyanın en kısa zamanda kurulması duası ile Allah’a (CC) emanet olunuz.
YORUMLAR