“Deve kuşu, tehlikeyi gördüğünde kafasını kuma gömer.
”
Deve Kuşu
Deve kuşu, tehlikeyi gördüğünde kafasını kuma gömer.
Kendince güvendedir.
Çünkü kimseyi görmez.
Oysa herkes onu görmektedir.
İşte asıl mesele de budur.
Gerçekleri görmemek, gerçeklerin ortadan kalktığı anlamına gelmez.
31 Mart Yerel Seçimlerinden bu yana Beykoz Belediyesi hakkında özellikle yazmadım.
Bekledim…
Yeni gelen yönetime nefes almak için zaman tanıdım. Çalışmalarını görmek, kadrolarını kurmasını beklemek, yanlışını da doğrusunu da acele etmeden değerlendirmek istedim.
Çünkü kalem, peşin hükümle değil; gördüğüyle konuşmalıdır.
Alaattin Köseler seçimi kazandı.
Kadrosunu kurmaya başladı.
Projeler konuşuldu, vaatler sıralandı.
Tam “Artık icraat başlayacak.” derken, bir sabah operasyon geldi.
Görevden alındı.
O gün yazacak cümle de kalmadı, kurulacak söz de…
Sonrasında yaşananlar ise Beykoz siyasetinin ayrı bir özeti oldu.
Kendi içinden aday çıkaramayan bir teşkilat…
Ankara’nın ve Ekrem İmamoğlu’nun tercihiyle Beykoz’un büyük bölümünün tanımadığı Özlem Vural Gürzel Belediye Başkan Vekili oldu.
İyi mi oldu, kötü mü oldu?
Bunun kararını bugün ne ben verebilirim ne de başkası.
Kararı günü geldiğinde sandık verecek.
Artık mazeret üretme dönemi de geride kaldı.
Görevde bir yıl geçti.
Bir yılı aşkın sürede kadrolar oluşturuldu.
İstenilen isimler görevlendirildi.
İstenilen ekip kuruldu.
Ankara’nın desteği de alındı.
Bakanlar geldi, kapılar açıldı, telefonlar cevap buldu.
Kısacası…
Yağ var.
Un var.
Şeker var.
Helva için gereken her şey var.
Ama galiba helvayı yapacak usta eksik.
Hakkını teslim edelim…
Özlem Hanım çalışıyor.
Ankara ile Beykoz arasında mekik dokuyor.
Sokağa iniyor.
Vatandaşı dinliyor.
Sorunlara eğilmeye çalışıyor.
Fakat yanında bulunan bazı isimler, yapılan emeği büyütmek yerine küçültüyor.
Bir adım ileri atılırken, iki adım geri gidiliyor.
Özlem Hanım duvar örüyor.
Yanındakiler gece gelip o duvarı yıkıyor.
Sorun tam da burada başlıyor.
Yücel Çelikbilek döneminden kalan anlayış…
Murat Aydın döneminde devam etti.
Sonuç ortada.
AK Parti’nin yıllarca kalesi denilen Beykoz el değiştirdi.
Şimdi görüyorum ki aynı alışkanlıklar yine sürüyor.
Aynı isimler…
Aynı yöntemler…
Aynı anlayış…
Sonra da farklı sonuç bekleniyor.
Oysa aynı hataları yaparak farklı sonuç beklemek, siyasetin değil, hayal dünyasının işidir.
Bir sonraki yazımda isim isim anlatacağım.
Kimler yanlış yaptırdı…
Kimler doğruları söylemedi…
Kimler sokağın sesini duymadı…
Kimler duyulmasını engelledi…
Çünkü Beykoz; birkaç danışmanın, birkaç bürokratın, birkaç yöneticinin çizdiği dar çerçeveden ibaret değildir.
Atadığınız bürokratlar yarın gider.
Başka makamlara geçer.
İstifa eder.
Kendilerine yeni düzen kurarlar.
Ama geriye Beykoz kalır.
Ve Beykoz’un hafızası güçlüdür.
Kimlerin çalıştığını da…
Kimlerin sadece koltuk işgal ettiğini de…
En iyi Beykozlular bilir.
Unutmayın…
Deve kuşu kafasını kuma gömünce görünmez olmaz.
Sadece kendisi göremez.
Ama herkes onu görmeye devam eder.
Sağlıcakla kalın.
YORUMLAR