“Domates ve birçok bitkilerinin üzerindeki kılcal tüyler, dekoratif bir unsur değil; milyonlarca trikomdan oluşan son derece duyarlı bir savunma sistemidir.
”
Bitki saplarındaki, “kılcal tüy MÛCİZLERİ”
Domates ve birçok bitkilerinin üzerindeki kılcal tüyler, dekoratif bir unsur değil; milyonlarca trikomdan oluşan son derece duyarlı bir savunma sistemidir.
Domates, salatalık, patlıcan, patates, ayçiçeği, kabak giller vs. benzeri bitkilerin sap ve yapraklarında bulunan kılcal tüyler ziraat biliminde trikom olarak adlandırılır.

Trikomlar, bitkinin sağlıklı olmasını ve hayatta kalmasını sağlayan çok fonksiyonlu doğal savunma ve uyum mekanizmalarıdır.
Trikom kelimesi, Yunanca “trikhoun” kelimesinden türemiştir ve “tüyle kaplı” anlamına gelir. En basit haliyle trikom, genellikle kıl benzeri, bitkinin epidermal(üst deri) tabakasından çıkan bir büyümedir.
Trikomların en önemli rollerinden biri: Domates vs. bitkiler ile dünya arasında fiziksel bir bariyer oluştururlar. Bitkinin güneş ışığını, sıcaklığı ve hatta ne zaman ve nerede dokunulduğunu algılamasını sağlarlar.
Trikomlar sadece duyusal bir cihaz görevi görmekle kalmaz, aynı zamanda zararlıların ve hastalıkların bitkiye ulaşmasını da engeller. Domates, vb. bitkilerin, temelde zararlıların ve patojenlerin(hastalık oluşturanların) beslenmek veya enfeksiyon oluşturmak için, bitkinin dış kabuğuna ulaşmasını engelleyebilen mikroskobik bir cırtcırt tabakasıyla kaplıdır.
- Başlıca görevleri şunlardır:
Bazı trikomlar yapışkan ve tahriş edici özel yağlar veya kimyasallar salgılar. Bu salgılar küçük böcekleri(meselâ domates güvesini) yapıştırarak hareketlerini kısıtlar, bitkiye zarar vermelerini zorlaştırır.
Örtü tüyleri güneşten gelen zararlı UV ışınlarını yansıtarak bitkinin dokularının yanmasını veya zarar görmesini engeller.
Trikomlar, bitkinin etrafındaki hava akımını yavaşlatır. Bu sayede terleme ile kaybedilen su miktarı azalır ve kuraklığa karşı direnç artar.
Soğuk havalarda tüyler, gövde ile dış ortam arasında bir hava yastığı görevi görerek bitkiyi hafif don ve soğuk hava şoklarından korur.
Tüylerin kimyasal yapısı ve dokusu, otçul hayvanlar için hoş olmayan bir tat ve koku yayarak, bitkiyi yemelerini engelleyebilir.
Ayrıca bu tüyler, bitkilerde kendilerine has, hafif mayhoş kokuyu veren aromatik uçucu yağların salgılanmasından da sorumludur.
Bu bitkilere dokunduğunuzda, salgı bezli trikomlardaki küreler patlar ve flavonoidler, terpenoidler ve şekerlerden oluşan güçlü bir karışım, yani uçucu yağlar açığa çıkar.
Bu yağlar birçok amaca hizmet eder.
- Hoş olmayan bir kokuları vardır ve bu koku bazı haşereleri uzaklaştırır.
- Kimyasal bileşimi, birçok böcek için zehirlidir.
- Bu yağlar, böceklerin bitkiyi yemesini veya üzerine yumurta bırakmasını engelleyen, ekstra yapışkan ve hidrofobik bir şeker içerir.
- Bu yağlar zararlı böcekleri tuzağa düşürerek, bitkiye yapışmalarını sağlar.
- Bunlar bir bariyer görevi görerek nemi içeride hapseder ve bitkinin ve meyvenin kurumasını veya çatlamasını önler.
- Yağlardaki bileşikler antiviral, antifungal ve antibakteriyel özellik göstererek, çeşitli hastalıklardan korur.
- Bu tüyler aynı zamanda; bitkiyi UV-A hasarına karşı da korur; bu hasar bitkiyi hastalıklara karşı daha duyarlı hale getirebilir.
Domates vb. bitkileriyle çalışırken, bu savunma mekanizmasının işleyişine şâhit olmuşsunuzdur. Budama yaparken elleriniz sarımsı yeşil bir renge bürünür.
Bazen yağlar o kadar kalın ve yapışkan olur ki, siyahlaşır.
***
Şimdi de GELELİM, BU KILCAL TÜYLERİN MÛCİZE KISMINA:
Okullarımızda botanik veya fitoloji olarak anlatımlarda, maalesef sadece yukarıdaki gibi yüzeysel bilgiler veriliyor. Sadece akla hitap edildiği için, Rûh, vicdan ve fizikötesi Mânevi alanlar AÇ bırakılıyor.
Yani, müthiş ince hesaplara dayanan, hem bu tür bitkiler için HAYÂTÎ önem arz eden, hem de tüm insanlık âlemine hizmet ettiren faaliyetler, sanki kendi kendine oluyormuş veya akılsız, şuursuz atomlar veya moleküller tarafından yapılıyormuş gibi bırakılıyor.
Böylece körpe dimağlar, esas gerçeklere KÖR ediliyor.
- Sonra da “bu HAK-HUKUK tanımaz, çalıp-çırpan, sabırsız, saldırgan, deist ve ateist nesil nereden çıktı” diye feryat ediliyor.
Allah aşkına, kendilerinin bile ne olduklarını bilmeyen akılsız, şuursuz atomlar veya moleküller, bu tür bitkilerin çeşit çeşit haşerattan ve hastalıklardan korunması için, şu koruyucu kimyasallarla donatılmış KILCAL TÜYLERİ çıkarmayı nereden bilecekler?
Hele hele bu akıl almaz faaliyetleriyle, insanlık âlemine hizmetkâr olmayı nereden bilecekler?..
Oysa sadece şu KILCAL TÜYLERİN faaliyetleri bile, İlmi, Hikmeti, Kudreti ve Merhameti SINIRSIZ olan yüce Rabbimizi bizlere tanıtmaya, yetiyor ve artıyor bile. Yeter ki aynı teknik konular anlatılırken, şu Rûh, vicdan ve fizikötesi Mânevi alanlar da ilâve edilsin.
- Darısı TC. Milli Eğitim Bakanlığımızın ve tüm görevlilerinin başına!..
Saygı ve muhabbetlerimle.
YORUMLAR