“Mevsimi nedeniyle, yine müthiş bir Tevhit mucizesiyle karşı karşıyayız. Yanından geçerken, sıradan bir çiçek diye bakıp geçtiğimiz Kar Kristali çiçeği isimleriyle anılan bu çiçek, sizi hayretler içinde bırakacak.
”
Kar Kristali çiçeği MÛCİZESİ
Mevsimi nedeniyle, yine müthiş bir Tevhit mucizesiyle karşı karşıyayız. Yanından geçerken, sıradan bir çiçek diye bakıp geçtiğimiz Kar Kristali çiçeği isimleriyle anılan bu çiçek, sizi hayretler içinde bırakacak.
Benliğimizde fırtınalar koparacak olan bu bilimsel seyahatimizde, ulvî haz ve keyif alabilmemiz için, önce ENJEKSİYON SİSTEMİ tekniğini hatırlamamız gerekiyor.
Enjeksiyon sistemi makinası torna tezgâhına benzer, fakat teknik sistemi farklıdır.
Orta üstte HUNİ şeklindeki hazne, toz veya kıymık plâstik ile doldurulur.
Huninin altında, dışı ısıtıcı rezistanslarla sarılmış bir merdane vardır.
Makine çalıştırıldığında eritilen plâstik, merdanenin dönmesiyle, needle (nidıl) denilen 1-2 mm. çapındaki delikten dışarıya itilir. Bu deliğin tam karşısına, üretilmek istenen parçanın KALIBININ deliğine baskılanan plâstik eriyiği, hemen kalıbın şeklini alır.
Kalıp açılarak hızla soğutulan parça alınıp, bir sonraki aynı üretime geçilir.
Burada çok önemli olan, uzun yıllar tahsil yapmış mühendisler tarafından, milyarlık CNC tezgâhlarında yapılan KALIPTIR.
Yani bu kalıp olmazsa, o delikten enjekte edilen plâstik eriyiği, sıkılmış diş mâcunu gibi yığılır kalır. Yıllarca ve binlerce denemeler yapılsa da, KALIPSIZ tek bir hedef parça elde edilemez.
- Gelelim BİTKİLERİN ENJEKTESİNE:
Dalındaki taze incir yaprağını ele alalım.
İncir ağacının kılcal kökleriyle, 109 elementlerin içinden seçilerek emilen 18 element, pompasız bir şekilde metrelerce yukarı basılarak, ince dalın küçücük deliğinden enjekte edilen o beyaz sıvı, nasıl oluyor da imza yerine geçen o özel yaprağı, KALIPSIZ oluşturuyor?
Daha da önemlisi, aynı beyaz sıvı, yine küçücük bir delikten enjekte edilerek, nasıl oluyor da ballı incirleri oluşturuyor?
Üstelik de nasıl oluyor da hem bir nevi şifâ için, hem de incir neslinin devamı için, yüzlerce küçücük tohum çekirdekler de kalıpsız nasıl oluşturuluyor?
- Bu egzersiz tefekkürden sonra, konumuz olan KAR KRİSTALİ ÇİÇEĞİNE gelelim:
- Bu bitkinin kılcal kökleriyle emilen o 18 element, pompasız bir şekilde 50-100 cm. yukarıya basılarak, ince dalının küçücük deliğinden enjekte edilen o şeffaf sıvı, nasıl oluyor da KALIPSIZ olarak KAR KRİSTALİ şeklini alabiliyor?
- Nasıl oluyor da kalıpsız olduğu için, yığma bir macun şeklini almıyor?
- Acaba o akılsız, şuursuz, tahsilsiz, kör ve sağır atomlar veya moleküller mi bu kar kristali şeklini verdiriyor?
- Sınıfta tahtaya yazılan tek bir “ÇİÇEK” yazısının bile tesadüfen veya kendi kendine yazılamayacağını bilen insan, nasıl oluyor da bu HÂRİKA DESENLİ çiçeğin, tesadüfen oluştuğuna inanabilir?
- Bütün bunlar bilim, vicdan ve aklıselim ile düşünüldüğünde, “bu HÂRİKA DESENLİ çiçeği, mutlaka SINIRSIZ bir Yüce Kudret, İlim, Hikmet ve Musavvir cc KALIPSIZ olarak tasvir edebilir” olduğu kabul edilecektir.
- Bu Kudret öyle sınırsız ki, bir sap üzerindeki çiçeği inşâ ederken, diğerlerini ihmal etmiyor. BİNLERCE dönüm arazideki, milyarlarca kar kristali çiçeklerini de ihmal etmiyor.
- Dünyada tüm Kar kristali çiçeklerini inşâ ederken, diğer binlerce çeşit çiçeklerin, bitkilerin, meyvelerin, sebzelerin vs. inşâsını hiç ihmal etmiyor.
- Bu Kudret öyle sınırsız bir Kudret ki, aynı anda Kâinattaki milyarlarca Galaksilerin, Nebulaların vs. inşâlarını, ölümlerini ve sapan taşı gibi döndürülmelerini de ihmal etmiyor.
- Bu Kudret öyle sınırsız bir Kudret ki, aynı anda senin benim gibi her gün dünyaya gönderilen 350 000 kişinin kalplerimizin, ciğerlerimizin, böbreklerimizin, gözlerimizin, kulaklarımızın ve tüm organlarımızın inşâsını da ihmal etmiyor. 8 Milyar insanların PARMAK İZLERİNE kadar, kusursuz inşâ ediyor.
- Bu Kudret öyle sınırsız bir Kudret ki, 8 Milyar insanların tümünü aynı anda İMTİHAN EDİYOR. (Bakınız: Bakara S., 155. Âyet, Âl-i İmrân, 188. Â., Ankebut S., 2-3. Â., Enfâl S., 28. Â., Mülk S., 2. Â., vs. birçok âyetler.)
Aynı sınırsız Kudret, hepimizi huzuruna toplayacağını, tüm amellerimizde sorgulanıp hesaba çekileceğimizi ve müstahak olduğumuz Cennet veya Cehennemlerle tecziye edileceğimizi de VÂAD etmiş.
İşte İbrâhîm Sûresi, 48. Ayet:
“O gün yer başka bir yere, gökler de başka göklere dönüştürülür ve insanlar, tek ve kahredici güç olan Allah’ın huzuruna çıkarlar.”
Sebe’ Suresi, 26. Ayet:
“De ki: ‘Rabbimiz hepimizi kıyamet günü bir araya getirecek, sonra da aramızda hak hükmünü verecektir. O, gerçeği ortaya koyan, her şeyi bilendir.'”
Aynı anlamda Âl-i İmrân, 9. Âyet ve benzeri birçok âyetler de var.
Allah cc kelâmından sonra, başka söze ne hâcet? Vesselâm.
YORUMLAR