“Bir önceki yazımda; kimlerin yanlış yönlendirdiğini, kimlerin doğruları söylemediğini, kimlerin sokağın sesini duymadığını ve kimlerin bu sesin duyulmasını engellediğini bir sonraki yazımda isim isim açıklayacağımı belirtmiştim.
”
Duvarı kim örüyor, kim yıkıyor?
Bir önceki yazımda; kimlerin yanlış yönlendirdiğini, kimlerin doğruları söylemediğini, kimlerin sokağın sesini duymadığını ve kimlerin bu sesin duyulmasını engellediğini bir sonraki yazımda isim isim açıklayacağımı belirtmiştim.
Ancak öncelikle biraz geriye gitmekte fayda var.
Merhum Yücel Çelikbilek, AK Parti döneminde üst üste iki seçim kazandı. Bir dönem daha aday gösterilseydi, büyük ihtimalle yine kazanırdı.
Neden?
Çünkü Beykozlunun ihtiyaçlarını, sıkıntılarını ve sorunlarını çok iyi biliyordu. Halkın dertleriyle dertleniyor, bölgenin insanı olmasının verdiği avantajla yönetim anlayışını başkalarının yönlendirmesine bırakmıyordu. Basit ve çözülebilir sorunları kısa sürede çözüyor, vatandaşın gönlünü kazanarak seçimlerden başarıyla çıkıyordu.
En önemlisi de belediyede oluşturduğu bürokratik kadro, Beykoz’u bilen, Beykoz’un içinden gelen, tanınan ve liyakat sahibi isimlerden oluşuyordu. Vatandaş belediyeye geldiğinde karşısında tanıdığı, güvendiği insanları buluyordu.
Kendisinden sonra aday gösterilen ve seçilen belediye başkanının belediyecilik vizyonu yüksek olmasına rağmen, oluşturduğu kadroların halktan kopuk olması nedeniyle sokaktan uzak bir yönetim anlayışı ortaya çıktı. Bölge insanını tanımayan, yıkımı çözüm olarak gören ve yaptığı uygulamaların ardından dönüp geriye bakmayan bir ekip oluşturuldu. Yapılan onca hizmete rağmen, kaybedilmemesi gereken bir seçim kaybedildi.
Kendisinden sonra göreve gelen Alaattin Köseler ise görevine başladıktan kısa süre sonra görevden ayrıldığı için bu döneme ilişkin değerlendirmede bulunmuyorum.
Köseler’in yerine vekâleten seçilen Özlem Vural Gürzel…
Daha önce de yazmıştım. Özlem Hanım, Beykoz’a hizmet etmek için büyük bir gayret gösteriyor. Ancak maalesef oluşturduğu kadrolar ve görevlendirdiği ekipler, örülen duvarları bir bir yıkıyor.
Bu tablo artık sahada açıkça görülüyor. Daha da ilginci, ortaya konulan tüm çabalar sanki arka planda etkisiz hâle getiriliyor.
Kendisi halkla bütünleşmeye çalışırken, oluşturduğu kadroların bilgisi dışında olduğunu düşündüğüm uygulamalarla yıkıcı kararların altına imza attığını görüyoruz.
Evet…
Murat Aydın dönemine kıyasla bu kısa sürede daha fazla yıkım yaşandı.
Üstelik bu yıkımların özellikle belirli adreslere yöneldiği yönünde ciddi bir kamuoyu algısı oluşmuş durumda. Ortada keyfî ve taraflı bir uygulama olduğu izlenimi güçleniyor.
Oysa belediyenin sahada ekipleri var, teknik kadroları var.
Kaçak yapı yapılmasına izin vermeyeceksiniz.
Yapıldıysa tutanağını tutacak, yasal işlemini uygulayacak, cezasını keseceksiniz.
Ama milli servete zarar vermeyeceksiniz.
Elbette bütün bunlardan Özlem Hanım’ın ne kadar haberdar olduğu ise ayrı bir soru işareti.
Uygulamalar kişiye göre mi yapılıyor?
Adamına göre mi?
Yoksa birilerinin keyfine göre mi?
İşine gelenin imarı ve iskânı onaylanırken, işine gelmeyenin yıkımı mı gerçekleştiriliyor?
Bir vatandaşın çatısını, duvarını yıkarken; bir başkasına sınırsız kredi açıldığı yönündeki algı nasıl açıklanacak?
Mesela…
Çavuşbaşı ve bazı bölgelerde bazı taşınmazlar üzerinde bulunan yapı ve tesislerin; 3194 sayılı İmar Kanunu, Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği, yürürlükteki imar planları, plan notları, yapı ruhsatları ve onaylı projelerine uygunluğunun yerinde ve teknik belgeler üzerinden ayrıntılı şekilde incelenmesi gerekmektedir.
Bu kapsamda; emsal (KAKS), TAKS, kat adedi, yapı yaklaşma mesafeleri, bodrum ve çatı arası kullanımları, projeye aykırı ilave yapı ve eklentiler, ortak kullanım alanları ile teknik altyapı unsurlarının mevzuata uygunluğu araştırılmalıdır. Ayrıca ruhsatsız kazı, dolgu, istinat duvarı, yüzme havuzu ve benzeri yapıların ruhsat ve projelerine uygun olup olmadığı da teknik olarak denetlenmelidir.
Bunun yanında, yapıların ruhsat ve eki projelerine uygun şekilde tamamlanıp tamamlanmadığı, Yapı Kullanma İzin Belgesi (iskan) bulunup bulunmadığı ve yürürlükteki imar mevzuatına uygunluğu; ruhsat dosyaları, onaylı projeler ve yerinde yapılacak teknik incelemelerle tespit edilmelidir. Mevzuata aykırı imalat veya kullanımlar varsa bunlar da ayrım yapılmaksızın ortaya konulmalı ve gereği yerine getirilmelidir.
Ağaca dayanma kurur,
İnsana güvenme ölür.
Sağlıcakla kalın.
YORUMLAR