Makaleler

Okullarda iman ve Kur’an eğitimi şarttır…

27.08.2018 08:18
| | |
1683

Bu uygulama A’dan-Z’ye herkese çok büyük avantajlar sağlayacağı kesindir.

Bu bir iddia veya teori değil, bir ilmî gerçektir. Çünkü A’dan-Z’ye herkes, istese de istemese de, inansa da inanmasa da Ahret yolcusudur. İnanmamak, ahrete asla engel değil, ebedî Cennetlere engeldir. Ayrıca, herkese Dünya hayatında da hakiki huzur ve mutluluklara vesile olacaktır.

Şu aşağıdaki tahlil ve karşılaştırmadan sonra; Bediüzzaman Hz.nin 23. Sözdeki "İman, insanı insan eder. Belki insanı sultan eder. Küfür, insanı gayet âciz bir canavar hayvan eder. Öyle ise, insanın vazife-i asliyesi, (en önemli görevi) iman ve duadır." ..İddiasının da, çok açık tezahürünü göreceğiz.

Aşağıdaki ibretlik gerçekleri nazarınıza sunmamın gayesi, İman ilminin ve Kur’ân Eğitiminin Önemini vurgulamaktır. Şahıslarla işim yok. Pek tabiidir ki istisnalar da çıkabiliyor, fakat biz ibret için genellikle ve çoğunlukla görülen tezahürlere bakacağız.

Zaten bir bağın, bahçenin ve ağacın böceklenmesi ve kuruması için, özel bir gayrete gerek yok. Sadece İHMAL etmek, yani başıboş bırakmak, budamamak ve sulamamak yetiyor.

İnsana da İman ve Kur’ân ilmi verilmemesi hâlinde, terk edilmiş bağa, bahçeye ve ağaca benziyor. Zemininin durumuna göre, yani ailesinin titizliğine veya ihmaline göre, genellikle vahametle ve hasâretle neticeleniyor.

Aşağıda arz edeceğim çarpıcı örnekte, buluğa erinceye kadar iki masum kardeş var.

 

Birisi iman ve Kur’ân eğitimi verilen yüksekokullarda okuyor.

Diğeri ise bu konuların ihmal edildiği, hatta lâiklik adı altında maneviyatın dışlandığı bir yüksekokulda okuyor. Neticeyi birlikte göreceğiz.

Önce bu kardeşlerin ORTAK YÖNLERİNİ arz edeyim:

İkisi de aynı çiftçi anadan-babadan, Kürt asıllı bir ailenin iki ferdi, ikisi de Suriye-Kobani doğumlu, ikisi de ilk-orta tahsilini aynı beldelerinde yapıyorlar.

Sonraları ise birisi Üniversite tahsilini Şam Üniversitesi İslam Hukuku Fakültesinde yapıyor. Ezher’inUsulid-din Fakültesine Kur’ân tefsir dalında doktora yapıyor.

Diğeri ise İstanbul Teknik Üniversitesi, kimya mühendisliğinde okuyor.

 

İşte bunlardan birisi; Tefsir âlimi Prof. Dr. Mustafa Müslim’dir:

Müslüman ve vatana millete hayırlı insan yetiştirmek için Irak’ta da Suriye’de de Türkiye’de de Üniversiteler kuruyor, yönetiyor. Yani, 1990’lı yıllarda Irak’ın Kürt bölgesinde bir üniversite kuran ve binlerce talebe yetiştiren Tefsir dalı âlimi Prof. Dr. Mustafa Müslim, ABD’nin Irak’ı işgalinden sonra Suriye’ye geçti. Burada da İbn-i Haldun Üniversitesi’ni kuran Mustafa Müslim, Suriye’de de savaş çıkması üzerine Türkiye’ye yerleşti. Gaziantep'te, Uluslararası Afrika Üniversitesi ile protokol imzalayarak Zehra Üniversitesi adında bir eğitim kurumu kurmuş, yöneticiliğini yapıyor.

Şu anda Suriyeli mültecilere yönelik kısa ve uzun vadeli ilim ve meslek kazandırma çalışmaları yapıyor…

 

Bu kardeşlerden diğeri ise: Terör örgütü PYD/PKK'nın kırmızı bültenle aranan eski eş başkanı ve terörist başı Salih Müslim’dir.

Tamamen zıt yapılanmayı gördünüz, değil mi? Yani birisi Âlim, diğeri zalim, birisi Allah’a güveniyor, diğeri ise ABD’ye.

Bu ikinci şahıs herkesin çok yakından tanıdığı bir katil olduğu için, detayına girmeyeceğim. Çünkü maksadımız şahıslar ve kişiler değil, eğitim sistemidir…

 

Şimdi düşünelim:

Elbette bu 180 derece farklılığı sadece Eğitim ve okula bağlamak doğru olmaz. Fakat kesin olan şudur ki, bir sineye İman ve Kur’ân eğitimi girerse, aynı kökenden olmalarına rağmen, o kişiyi 180 derece zıt bir dereceye yükseltebiliyor. Aynen İslâm’dan ve imandan önce öz kızını diri diri toprağa gömen Ömer iken, İslâm’dan ve imandan sonraki Ömer, dünyanın en âdil ve en müşfik insanı olabiliyor.

Yanlış eğitim nedeniyle Dünya sınavını kaybedenler, mahkeme-i Kübra sonucunda Cehenneme sürüklenirlerken, şöyle feryat edecekler.

Ahzâb Suresi, 67 ve 68. Ayetler: Yine şöyle diyecekler: “Ey Rabbimiz! Biz önderlerimize ve büyüklerimize itaat ettik de bizi onlar yoldan saptırdılar. Ey Rabbimiz! Onlara iki kat azap ver ve onları büyük bir lânete uğrat.” ..diye yalvaracaklar.

İşte bunun için kişiler değil, eğitim önemlidir, diyoruz.

Cehennemdeki bu yalvarışlara verilecek cevap; Fâtır suresi, 37. Ayet ile veriliyor:

-“..Biz, size, düşünüp ibret alacak, gerçeği görecek kimsenin düşüneceği kadar bir ömür vermedik mi? Hem size peygamber de gelip sizi uyardı. Öyleyse tadın azabı!...” ..denilecek, buyuruyor Kâinatın ve Ahretin yegâne Hâkimi olan Yüce Rabbimiz…

Yani kısacası, oradaki pişmanlıkların hiçbir faydası olmayacak.

İşte bunun için, henüz sınav süremiz olan ömrümüz bitmeden, iman ve Kur’ân eğitimi alarak, titizlikle uygulamak ve bu acı akıbetten kurtulmak zorundayız.

 

Hele hele Ulu'l-emr olan yöneticilerimiz, bizleri bu acı akıbetten de korumak adına; tüm okullarımıza İman ve Kur’ân eğitimini zorunlu koymaları, hem kendilerini, hem kendi nesillerini, hem de hepimizi kurtaracaktır, inşallah.

“Biz bu uygulamaların önemini biliyor, eğitim sistemimize de koyuyoruz, fakat birileri AYM’YE gidip iptal ettiriyorlar” gibi mazeretleriniz, bizi susturabilir fakat mahkeme-i Kübra’da tamamen geçersizdir. Çünkü; şükürler olsun ki, dilediğiniz yasaları çıkarıp, AYM’Yİ aşma gücüne sahipsiniz artık. Vesselam…

Anahtar Kelimeler:

Diğer Yazıları

DOST BEYKOZ

"Beykoz'un Hür Gazetesi"