Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
A. Raif ÖZTÜRK
A. Raif ÖZTÜRK

Es Selâmü Aleyküm…

Başlıktaki bu cümle; Kimine göre bir selâmlaşma cümlesi, kimine göre, eskilerin kullandıkları bir örf ve âdeti. Kimilerine göre ise Müslümanların kullandıkları, SEMBOL bir cümledir…

Es Selâmü Aleyküm…

Başlıktaki bu cümle; Kimine göre bir selâmlaşma cümlesi, kimine göre, eskilerin kullandıkları bir örf ve âdeti. Kimilerine göre ise Müslümanların kullandıkları, SEMBOL bir cümledir…

Bazıları da var ki, karşılaştığınız zaman böyle selâm verdiğinizde, mukabil cümle olan “Ve Aleyküm Selâm” demiyor da, inadına “merhaba” veya “günaydın” diyor.

Şimdi düşünelim; acaba şu “Selâmü Aleyküm” cümlesi gerçekte nedir?

Ve bu kadar söylemek veya kısaca selam almak yeterli midir ve bu konuda kimler haklıdır?

Selâm, “selîme-selâmet” sözcüğünden geliyor. Sözlük anlamı olarak, ‘sıkıntı ve belâlardan kurtulmak anlamında duâlaşmak’ demektir. ‘Ve Aleyküm Selâm’ ise “aynı duâlaşma, sizin de üzerinize olsun” anlamını taşıyor.

‘Selâmü aleyküm’ kelimesinin anlamı; “Allah’ın selâmı(selâmeti) üzerinize olsun”. Daha açıkçası; Selâm; selâmet, esenlik, kurtuluş, barış, saygı ve güven sizin üzerinize olsun” şeklindedir.

İslâmî literatürdeki gibi, “ES-selâmünaleyküm ve Rahmetullâh” şeklinde söylenirse, daha ağırlıklı ve samimiyetli bir duâlaşma olur. Karşı taraf ise “Ve aleyküm Selâm ve Rahmetüllahi ve Berekâtühü” şeklinde mukabele der.

Bu gerçekler ışığında anlaşılıyor ki; selâm verildiğinde inadına “merhaba” veya “günaydın” gibi ifadelerle, kendi üzerlerine yapılmış olan böylesine güzel, anlamlı ve faydalı duâ ve temennileri reddediyorlar.

Ne diyelim, tercih onların. Bunlara verilen selâmlar geri alınmalıdır, çünkü aşağıda izah edileceği gibi selâmı almak FARZDIR…

KUR’ÂN ÂYETLERİNE GÖRE SELÂM:

“..Evlerinize girdiğiniz zaman Allah katından mübarek, feyizli ve bereketli bir sağlık ve esenlik temennisi olarak, birbirinize selâm verin!”.. (Nur Sûresi, 61. Âyet.)

“Ey inananlar! Evlerinizden başka evlere izin almadan, seslenip sahiplerine selâm vermeden girmeyiniz. Eğer düşünürseniz bu, sizin için daha iyidir.” (Nûr S., 27. Â.)

“Size bir selâm verildiği zaman, ondan daha iyisiyle selâm verin veya aynıyla karşılık verin…” (Nisa, 86). Selâmı almanın FARZ oluşu, bu âyet ile sabittir…

SELÂM ile İLGİLİ HADÎS-İ ŞERİFLER:

“Müslümanın, Müslüman üzerindeki altı haktan biri de selâm vermektir”. [Müslim]

“Bir yere girerken, oradakilere selâm vermek bir borç olduğu gibi, çıkarken de selâm vermek borçtur.” [Tirmizi. Beyheki]

“Yemin ederim ki, îman etmedikçe Cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe îman etmiş olamazsınız. Birbirinizi sevebilmenin yolu, aranızda selâmlaşmayı yaymaktır”. (Müslim, Îman, 93. Tirmizi, İ. Ahmed)

“Şüphesiz ki, Allah katında insanların en iyisi, ÖNCE selâm verendir.” (Ebû Davûd, Edeb, 133)

Sadece “Aleyküm selâm” şeklinde selâm almak hakkında bazı âlimler, sanki ‘Selâm bize değil, size olsun’ gibi uygunsuz bir manaya gelebilir anlamı çıkarıyorlar.

  • Peygamber’in SAV, selâm ile ilgili hüküm ve talimatı şöyledir:

“Küçükler büyüklere, binekli yani atlı veya arabalı olanlar yayalara, yürüyenler oturanlara; arkadan gelenler yetişince öndekilere. İki grup karşılaştığı zaman, az olanlar çok olanlara önce selâm verirler.” (Buhârî, İsti’zân, 4-7; Müslim, Selâm, I.)

“Yahudi ve Hıristiyanlara selâm vermeyiniz! Onlar size selâm verdiği zaman ‘ve aleyküm’ deyiniz!” [Buhari, Müslim]

İki Müslüman, birbirine aynı anda selâm verirse, her ikisinin de, birbirine “ve Aleyküm Selâm” ile cevap vermesi FARZ olur.

  • BİR DE ALLAH cc RASÜLÜNE SELÂM VARDIR:

Ahzâb S., 56. Âyet: “Muhakkak ki Allah ve melekleri, o peygambere salât ederler. Ey îmân edenler! (Siz de) O’na salât edin ve(ona) teslîmiyetle SELÂM verin!”

Hz. Peygambere SAV en kısa şekilde, “Allahümme salli alâ Muhammed” veya “Sallellâhü aleyhi ve sellem” ya da “Allahümme salli alâ Seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ve bârik ve sellim” diye salât-u selâm getirilir.

Mübarek Adı anılınca, bunlardan biriyle mukabele edilmelidir.

“Merhaba” kelimesi bir selâmlama değil, bir ‘AĞIRLAMA’ terimidir ve “yer genişliği” anlamını ifade eder. Bu itibarla selâm verip yanına gelen birisine veya gelip oturana “merhaba” denir. Yani; “darlık çekmeyesin, geniş olasın, rahat edesin”, anlamları taşır.

Bazen buna “ehlen ve sehlen” kelimesi de eklenebilir ve “yabancılık hissetmeyesin, ehlinin ve çoluk-çocuğunun yanındaki gibi rahat olasın”, anlamına gelir (Bkz. Râgib, Müfredât,191; Ibnü`1-Esîr, en-Nihâye, N/207).

NOT: İyi ki doğdun kelimesi de İngilizceden yanlış tercüme edilmiş. Çünkü insan KENDİSİ DOĞMAZ. “İyi ki doğmuşsun” diye tercüme edilmeliydi. Doğru tercüme edilse de bizim geleneklerimize ve dinimize uygun değildir.  Vesselâm…

A. Raif ÖZTÜRK
A. Raif ÖZTÜRK HAKKINDA

A. Raif ÖZTÜRK... 20 Nisan 1950 yılında Tekirdağ Çorlu’da doğan Raif Öztürk, ilkokulu Çatalca’da okudu. O dönemin şartlarına göre eğitimini ve iş yaşantısını birlikte sürdürmeyi hedefleyen A. Raif Öztürk, Meslekî Ortaokulu Paşabahçe’de sürdürerek, Sultanahmet Meslek Lisesi’nde özel olarak Makine Yüksek Teknik Ressamlığa devam etti. Türkiye Şişe ve Cam fabrikalarında 26 sene ‘Robotik ve Tam Otomatik Makineler Üretim Hattı Makine Teknisyenliği’ & Fabrika Vardiya amirliği yaptı. ‘Özel Araştırma, Geliştirme ve Eğitmen’ (ARGE) görevlisi olarak 1980’de İngiltere’ye, 1986 yılında da Japonya’ya giden yazarımız, dönüşünde de Meslek Lisesi mezunlarına, (Üretim makinaları, Kalite çemberleri ve beyin fırtınası teknikleri hakkında) iş programlamaları, eğitmenlik, rehberlik ve liderlik dersleri verdi. 1990 yılında Türkiye Şişe Cam Fabrikalarından kendi isteğiyle emekli olan A. Raif Öztürk, Öz Emek Spor Ltd. Şt. Mağazalarını açarak, hâlen işletmeye devam etmektedir. 1990’lı yıllarda bir yıl Diksiyon, bir yıl Osmanlıca, iki yıl da Arapça eğitim alan Öztürk, Halen (1962’den beri) Beykoz, Kavacık’ta ikamet etmektedir. Hiç Kur’ân bilmeyen 30-40 kişiye; aynı anda ve 10 Saatte Kur’ân öğretme uzmanı olan yazarımız, 2014 yılında Sakarya Üniversitesinden “Eğitimciye Eğitim” adıyla eğitim aldıktan sonra, “DEĞERLER EĞİTİMİ UZMANI” sertifikası kazanarak, Beykoz Milli Eğitim Müdürlüğünde ve ülkenin çeşitli illerinde 6 yıldan beri konferanslar ve görsel seminerler vermektedir. Yazarımızın, 2002 yılından bu yana; ‘Fikir Bahçesinden BİR DEMET’, “Derdim bana DERMAN imiş”, ‘Biyoenerji ve Kozmik Bilimin ışığında ŞİFA OLAYI’ adlı Belgesel, tevhid ve tefekkür içerikli kitapları yayınlandı. Sn. Öztürk Ulusal ve Uluslararası Sempozyumlarda, 2015’te Kastamonu Üniversitesinde ve 2018’de Ukrayna Üniversitesindeki sunumlarda kürsü almış olup, hâlen köşe yazılarına ve Kitap çalışmalarına devam etmektedir. 2006 Yılından beri “Dost Beykoz Ailesi” mensubudur…

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

OKUNAN MAKALELER

SON HABERLER