Makaleler

Yorum farkı mı? Müptezellik mi?

2014.07.21 00:00
| | |
15363

 

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e hakaret ettiği gerekçesiyle H.A. adında bir vatandaş 4 yıla kadar hapis istemiyle yargılanıyor.

6 Ekim 2008 tarihinde bir internet sitesinde yayınlanan “Gül, Newsweek’e konuştu” başlıklı habere kendi bilgisayarından yorum yapan H. A. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü eleştirerek bir takım yakıştırmalarda bulunmuş. Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği’nin bu konularla ilgili oluşturduğu birim IP numarasından yola çıkarak Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunmuş ve savcılık TCK 299. maddesi gereği 1 yıldan yıla kadar hapis istemiyle dava açmış H.A.’ya karşı.

H. A. bir okur... Cumhurbaşkanı’na karşı yaptığı yakıştırmaların ne olduğunu bilmiyoruz ama eleştiri hakkının ötesine geçtiği açılan davadan belli.

Haberde bence en önemli ayrıntı atlanmış. Yayıncı kuruluş hakkında nasıl bir kovuşturma yapıldığı... Çünkü internet haberciliğinde yayıncı kuruluş sadece yaptığı haberden sorumlu değil. Habere yapılan yorumlardan da sorumlu. Zira her IP numarasından suçu işleyeni bulmak mümkün değil. Yayıncı kuruluşlar bu yüzden haberlerine gelen okuyucu yorumlarını çok sıkı bir şekilde denetlemek durumunda. Aksi halde ciddi yaptırımlarla karşı karşıya kalabilirler.

Tabi bu uyarıyı basın meslek ilkelerine uymayı şiar edinmiş, ahlaklı ve onurlu yayınlar için yapıyoruz. Geçim kaynağını iftira, yalan, tehdit ve şantaj üzerine bina etmiş müptezellerin bu uyarılarıma kulak asacağına ihtimal vermiyorum...

Spor öldü, yaşasın spor!

Uzun zamandır spor yazıları yazmıyordum. Ancak Beykozspor’un içinde bulunduğu durumla ilgili birkaç cümle yazmam elzem oldu. Zira 3. Lig’in dibinden, geçen yıl çıktığı zirveye kadar olan serüvenini en iyi takip edenlerden biriyim. 3. Lig serüvenimizin en ümitsiz dönemindeGaziosmanpaşa deplasmanında yediğimiz gollerden sonra yaşadığım o berbat duyguyu halen unutmuş değilim.

O duyguyu tekrar tekrar yaşamamak için bu sezon maçların çoğuna gitmedim, gidemedim... Zira en başında gerekli uyarıyı yapmış, bu gün yaşanan tabloyu ilgililerine anlatarak uyarmıştım. Peş peşe o kadar çok hatalar yapıldı ki, hayıflanmamak elde değil!

Bu hataların sonucunda 100. yılında şampiyon olan takım, 102. yılında küme düşüyor.

Bu başarısızlığın sorumlusu kim?

Başta Zeki Aksu olmak üzere herkes. Ama bir kesim var ki, bu başarısızlıktan dolayı tef çalıp gerdan kıvırıyor. Zira bu tablonun oluşması için her türlü çirkinliği yaptılar.  

Zeki Aksu üç büyük hata yaptı;

Birinci hatası hiç hazır olmadığı halde Beykoz 1908 AŞ’yi devraldı. İkinci hatası başarılı olmuş teknik kadro, bazı yöneticiler ve takımla yollarını ayırmak için çok acele etti.

Ve en önemli hatası; on yıl, yirmi yıl önceki anlayış ve sistemle işleri yürütebileceğini zannetti. Spordaki rantı gören malum müptezellerin kendisini hedef alan saldırılarını Beykozspor Kulübü’nükalkan olarak kullanarak göğüslemeye çalışması da bu hatalara tuz biber ekti. Kendi de yıprandı camia da. Sportif başarı da olmayınca güven bunalımı tavan yaptı...

Geçen yıl, kulüp devredilirken uyarmış, bu takımın küme düşeceğini söylemiştim. Bir şey daha söylemiştim takımın devri konusunda etkili olan bazı büyüklerimize; “takımı verdiğiniz zaman kurtulacağınızı zannediyorsanız yanılıyorsunuz. Yarın bu takım küme düşerse yine kucağınızda bulacaksınız; hem de enkaz olarak” demiştim. Bu gün geldiğimiz noktada takımın küme düşmesi sorunların en küçüğü olarak önümüzde duruyor. Zira borç 4,5 milyona dayanmış ve her şey dibe vurmuş durumda...

Şimdi tekrar uyarıyorum;

Zeki Aksu Mayıs’taki kongreyi beklemeden istifa etmeli ve önümüzdeki sezonun hazırlıkları şimdiden başlamalı. Aksi halde süper amatörde açarız gözümüzü... Hem de 7-8 milyon TL borçla...

Benden söylemesi...

Vesselam.

Anahtar Kelimeler:

Diğer Yazıları

DOST BEYKOZ

"Beykoz'un Hür Gazetesi"