Makaleler

Çocukluğumun İstanbul’u!

2014.07.21 00:00
| | |
7743

Geçen gün çocuklarımı yanıma topladım. Önce Suriye’de yaşanan vahşetin katlettiği çocukların fotoğraflarını gösterdim onlara. En küçüğü; Mehmet Ali -çok vicdanlıdır- ağlamaya başladı. Bunun üzerine, “gelin size biraz da kendi çocukluğumu anlatayım” dedim. Hemen sevindiler, sanırım güzel şeyler anlatmamı bekliyorlardı.

Çocuklarıma şunları anlattım;

Henüz ortaokul talebesiyken ülkede sağ-sol çatışmasından kan gövdeyi götürdüğü dönemde okulumuzun dördüncü katından atılan öğretmeni kendi gözlerimle gördüğümü anlattım.

Her gün önünden geçtiğim, zaman zaman alışveriş yaptığım kırtasiyenin sahibi olan ilkokul öğretmenini tezgâhının başında katlettiklerine tanık olduğumu anlattım.

Caddenin ortasında başına silah dayanan ve gözlerimizin önünde öldürülen komşumuzun katline tanık oldum. Ve tüm bunlar hayatıma 11 yaşımdayken girdi!

İlkokul talebesiyken okulumuza gelen çocuk hikâyeleri yazarı Ümit KaftancoğluıAltın Ekinadlı kitabını imzalayıp bana hediye etmişti. O yaşıma kadar aldığım en güzel hediyeydi sanırım; çünkü sadece onu hatırlıyorum. Ve sanırım o yüzden hediye edilen şey kitap oldu mu “iştehediye budur” diyorum. İşte hayatımın ilk ve en güzel hediyesini hala kulaklarımda çınlayan eşsiz bir sohbetten sonra bana veren o Ümit Kaftancıoğlu’nun katledildiğini ve günlerce ağladığımı anlattım çocuklarıma.  

O dönemde ülkemizin iyi yönetilmediğini anlattım.

Bazı temel ihtiyaç maddelerini bulmanın mümkün olmadığını, ülkenin açlık ve sefaletinpençesinde kıvrandığını; ülkenin tüm kaynaklarının birkaç ailenin tekelinde olduğunu ve halkın yokluk içinde inlediğini anlattım.

Sana YağıTüp GazGaz YağıŞekerBenzin gibi ihtiyaç maddelerinin bulunamadığı, insanların kuyruklara girdiği, açlık ve sefaletin kol gezdiği dönemleri anlattım çocuklarıma.

Ümraniye Hekimbaşı’nda 1990’lı yıllarda büyük bir çöplük olduğunu anlattım çocuklarıma. Milyonlarca ton çöp atılan ve hiçbir tedbir alınmayan o çöplükte sıkışan metan gazının patlamasıyla 39 kişinin öldüğünü, 12 sinin cesetlerine halen ulaşılamadığını anlattım.

Susuzluktan 15 günde bir belki yıkanabildiğimizi, musluklardan lağım suyu aktığını, su gelince küveti bile doldurup, maşrapayla kişisel temizliğimizi yaptığımızı anlattım. İçme suyu için köylere gidip oralardaki temizce kuyu sularından bidonla su taşıdığımızı; o suları 5. kattaki evimize rahmetli kardeşimle ağlaya ağlaya çıkardığımızı anlattım.

Elektriklerin günlerce kesildiğini, çöp dağlarından sokaklara girilmediğini anlattım. İSKİ diye bir kurumun olduğunu ve onun genel müdürünün halkın paralarını hortumladığını, yatırım yapmak yerine çaldığını söyledim. 

Hava kirliliğinden nefes alamadığımızı, sokağa çıkamadığımızı anlattım. Bütün bunları çocuklarım beceriksiz ve zalim idarecileri hiç görmedikleri için anlattım. Bilmeleri gerektiği için. 

Suriye’yiMısır’ı anlattım. Ukrayna’da yaşanan olayların benzerinin aylar önce ülkemizde yapılmaya çalışıldığını anlattım. Bazı ülkelerin ülkemizi bölmeye çalıştığını, ülkemizde yaşayan bazılarının da bu ülkelere yardım ettiğini, ülkemize ihanet ettiğini anlattım. 

Vatan hainleri ile vatanseverler arasındaki ince farkı anlattım. Ayakkabı kutularını anlattım. Yolsuzluğun ne olduğunu anlattım. Her kurumda böyle hainler olabileceğini ama yasalar karşısında aksi ispat edilmediği sürece herkesin masum olduğunu anlattım. Yolsuzluğun, çalmanın, hele hele kamu malını çalmanın ne büyük bir günah olduğunu anlattım. 

Çocuklarıma Mustafa Sarıgül’ü de anlattım. O’na çok öfkelendiler. “Bu adam hala utanmadan nasıl çocukların karşısına çıkabiliyor” dediler. Onlara Kemal Kılıçdaroğlu’nu da anlattım; acıdılar ona. Cemaati ve Hocaefendi’yi sordular; Cemaat terimininMüslümanlara has bir terim olduğunu anlattım. Cemaatin temelini oluşturan Müminkardeşlerimizin olduğunu ama başındaki belli bir grubun devleti ele geçirmeye çalıştığını anlattım çocuklarıma. Hocaefendi teriminin de Müslümanlara özel bir terim olduğunu veCemaatin başında olan kişiye uygun bir terim olamayacağını da anlattım. Yüce Allah’ınkendisine ihsan ettiği yüksek ilimle amel etmeyenlerle ilgili çok çarpıcı ayetler olduğunu ve bu kişilere Hocaefendi diyemeyeceğimizi, sonlarının hüsran olabileceğini anlattım çocuklarıma. 

Çocuklarıma bütün bunları CHP ile AK Parti, vatan hainleriyle, vatanseverler arasındaki farkı anlamaları için anlattım. İyi ile kötüyü, doğru ile yanlışı anlamaları için anlattım. 

Siz de anlatın; zira çok güzel anlıyorlar! 

Vesselam!

Anahtar Kelimeler:

Diğer Yazıları

DOST BEYKOZ

"Beykoz'un Hür Gazetesi"