Biz ne mi yapacağız?

  • 25.02.2021 15:42
  • Okunma: 2459 kez

Kader GÜR


Biz derken kendimi değil, benimde içinde olduğum koca bir camiayı kastediyorum...

Kurguyu benimde içinde olduğum siyasi parti üzerinden yapacak olsam da, toplum olarak da maalesef bu konuda zaafımız var. Nedir bu zaafın adı? “SAMİMİYET...”

Toplum olarak da samimiyet ve güvenilir insan olma konusunda çok eksiklerimiz var. Günü kurtarma politikalarıyla hayatımızı idame ettirmeye çalışıyoruz. Bu yaşam tarzıyla içinde olduğumuz düzenin selamete ereceğine inanmıyorum. Samimiyet ve güven olmayan hiç bir yerde başarılı olmak mümkün değildir. Güvenilir insan olmak dünyanın en pahalı kazanımıdır. Bedel ödetir insana...

Yukarıda yapmış olduğum girizgâha örnek teşkil edecek bir kaç konudan bahsedeceğim şimdi...

Beykoz Kızılay'ında yaşanan bir takım olumsuzluklar hepinizin malumudur. Birçok kez yazdık, çizdik bunları. Sonunda ne oldu. Bütün Kızılay Yönetimi görevden alındı. Toplumun önünde olduğunu düşünerek, saygı duyduğumuz insanların, etrafındaki beslemelerin onurunu kurtarmak için ne hallere düştüğünü de üzülerek gördük. Yoksa topluma önderlik ettiğini düşünenlerin, değerlerimizi hiçe saymasına alıştığımızı mı zannettiler.

Konuyu bu şekilde özet geçtikten sonra, birkaç muhtarımıza seslenmek istiyorum. Bazı muhtarlar, kendini Kızılay Beykoz Şube Başkanı ilan ettikten sonra Beykoz Merkez'de düzenlenen kan bağışı kampanyasına Remzi Gür ile çektirdikleri fotoğrafları paylaşarak ona methiyeler düzdüler. Oysaki Kızılay'da yaşanan etik dışı ilişkiler nedeniyle Beykoz çalkalanıyordu. Kızılay'ın başındaki kişi görevden alınmış, onun yerine Remzi Gür'ün geldiği kamuoyuna açıklanmıştı. Bu sadece bir hamleydi. Gerçekle alakası yoktu. Muhtarlar Kızılay'dan zaman zaman yardımlar alıp ihtiyaç sahiplerine dağıttıkları için yaşananları görmezden gelmiş olabilirler. Öyle de olsa Remzi Gür'e bu olayların aslını astarını sorabilirlerdi. Bu hak en fazla muhtarındı, çünkü onlar vatandaşlar tarafından seçilmiş kişilerdir.

Gelelim bir başka konuya... Eski İBB Başkanı Kadir Topbaş'ın vefatı hepimizi üzdü. Herkes sosyal medyadan başsağlığı mesajları yayınladı. İyi güzelde bu mesajlar ne kadar samimimiydi sizce? Bence hiç samimi değildi. İş olsun torba dolsun tarzında mesajlar yayınlayarak duygu düşüncelerini dile getirip, çok üzgün olduğunu ifade edenler, Kadir Topbaş görevden alındığı zaman tek bir kelime yazmamışlardı. Ölünce mi değerli oldu Kadir Topbaş... Bu yaklaşım ve zikzaklı hareketler toplumun siyasete olan güvenini yerle bir ettiği gibi AK Parti'nin İstanbul'u kaybetme nedenlerini de örtme çabası olarak yorumlanıyor maalesef. Sadece AK Parti'de değil diğer partilerde de bu tarz istikrarsız davranışlara sıkça rastlıyoruz... Böyle davrandığımız sürece asla bu toplumun güvenini bir daha kazanamayız. Halının altına süpürülen tozların halı çürüyünce ortaya çıkmak gibi bir kötü tarafı olduğunu unutmayalım lütfen.

Bir başka konu ise AK Parti İstanbul İl Başkanı'nın değiştirilmesi... Bayram Şenocak İstanbul'da seçim kaybeden bir kişidir... Tabii ki, parti hiyerarşisi İl Başkanına saygı duymayı gerektirir. Ama yanlışları söylemeyerek gerçeklerin üstünü örtmeye çalışmak acizliktir. Bayram Şenocak'ta Selim Temurci gibi başarısız bir isimdi. Sorunlara kulak tıkamak korkaklıktır. Her ikisi de sorunlara kulak tıkadılar, her ikisi de kurmuş oldukları oligarşinin esiri oldular. Yanlışlara neşter vuramadılar. Bunun sebebi de kendi siyasi geleceklerini, parti menfaatinin önüne koymalarıdır. Ama ne mutlu ki, gerçekleri görenler var hala AK Parti'de...

Tayyip Erdoğan İstanbul'un yedi ilçe belediye başkanının önerisiyle doğru bir hamle yapmıştır. Bu hamlenin Beykoz Belediye Başkanı Murat Aydın’ın 2024 İBB adaylığını kolaylaştıracağını şimdiden görüyorsam da, AK Parti’nin, Numan Kurtulmuş’un eksenine giriyor olmasından endişe duymuyorum desem yalan olur. Çünkü siyasette düşmanlık olmadığı gibi dostluklara da pek güvenilmiyor.

AK Parti’nin yeni İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe’nin Milli Görüş terbiyesiyle yetişmiş olmasından yola çıkarsak biraz umutlanıyorum.

Bunca yıldır rantçı tayfanın dışında kalmayı başarmış gibi gözüküyor. Osman Nuri Kabaktepe'nin geçmişine baktığınızda hayatını şartlara göre değil, dünya görüşüne göre kendi elleriyle düzenlediğini görüyorsunuz. Bu tabloyu AK Parti'nin 2002 ruhunu yakalama çabası olarak görüyor ve takdirle karşılıyorum… Samimiyetle birbirimize güven duyarak, şeffaf ve anlaşılır bir tarzda kaybettiğimiz gönülleri kazanma mücadelesini derhal başlatmalıyız diye düşünüyorum.

Ve son söz olarak, biz 2002'de yokluğu nasıl paylaştıysak varlığı da o şekilde vatandaşlarımızla paylaşacağız.

Yani özetle; adam olacağız!

Anahtar Kelimeler:

Yazarın Yazıları