Kader GÜR
  • 22/11/2023 Son günceleme: 22/11/2023 12:56
  • 4.139

Bu yazımda ilgili eminim ki herkes istediği yorumu yapacak işine geldiği gibi değerlendirecektir.

Oysaki AK Parti’nin kuruluşundan bu güne gelişinde yaşadığımız süreçlere tanıklık edenler, yapmış olduğumuz mücadeleyi bilenler gerçek amacımızın ne olduğunu rahatlıkla anlayabileceklerdir.

Geçtiğimiz günlerde sohbet ettiğimiz bir yetkiliye de aynı ifadeleri kullandım. “Türkiye Cumhuriyeti siyaset tarihinde en büyük başarıyı AK Parti elde etmiştir, ama en fazla haksız kazanç tartışması da AK Parti döneminde yaşanmıştır” dedim. O kabul etmese de muhalefetin AK Parti’yi en fazla yıprattığı konu haksız kazanç ve adam kayırma olmasına rağmen Erdoğan’ın başarısı bu söylemleri ezip geçmiştir.  

Tabii ki yazının başlığından da anlaşılacağı üzere konumuz Ali Bilir. Benim Ali Bilir’e yönelik yaklaşımımı kişisel bir husumet olarak değerlendirenler olabilir. Asla öyle değil…

Ben bu tarz kavgaları yıllarca danışmanlığını yaptığım Dr. Ahmet Hulusi Batu, Adem Sefer, Adem Güney, Muharrem Kaşıtoğlu, Gaye Zayıf ve AK Parti’de siyaset yapan birçok insanla kıran kırana yaptığımı herkes bilir. Üst düzeyde baktığınız zaman Muharrem Ergül, Yücel Çelikbilek ve Muhammed Hanefi Dilmaç ile de haksız kazanca müsaade etmemeleri konusunda ciddi tartışmalarımız olmuştur. Başarılı olmuşuz ya da olamamışızdır… Ama ben bu mücadeleyi Allah için yapmış, partimin ömrünü uzatma mücadelesini vermiş bir insanım. Ali Bilir hassasiyetimde bu cihettedir.

Ali Bilir’de benim nazarımda AK Parti üzerinden ekonomik kazanç elde eden, siyaseti araç olarak kullananlardandır. AK Partililerin hassasiyetlerinin hiçe sayılarak, tartışmaya neden olacak ekonomik bağlantılara müsaade edilmesi milletin AK Parti’ye ve Recep Tayyip Erdoğan’a duyduğu güveni zedelediğini binlerce kez yazmışımdır. Üstelik bir siyasetçi siyasi menfaatleri için zık zak yapıyorsa benim gözümde toplumun değerlerini kendi çıkarları için kullanan, asla güven duyulmayacak bir insandır. Örnekleyecek olursak, Muharrem Kaşıtoğlu ve Ali Bilir Beykoz’da bu anlamda simgeselleşmiş, siyaseten kapıları kapanan isimlerdendir.

Ali Bilir’i ben AK Parti’nin kuruluşundan kısa süre önce tanıdım. Aynı mahallede yani Soğuksu’da oturuyorduk. Ailece birbirimize gider, gelirdik. Hatta basın yayın işlerine de birlikte alt yapı oluşturduk diyebilirim. Bana bu konularda tavsiyeleri de olmuş, verdiği çeşitli edebiyat kitaplarının katkısını da inkâr etmem.

Ama gel gör ki, Ali Bilir 2004 Seçimleri sonucunda Beykoz Belediye Başkan Yardımcısı oldu. Hem biz koptuk, hem de birçok anlamda Ali’nin hayatı değişti. Geldiğimiz yer ise “para var ama huzur yok” kabilinden. Ali Bilir’in Beykoz Belediyesi’nden almış olduğu 70 milyonluk ihaleye yönelik kapsamlı bir haber hazırlıyoruz. Kişisel kanaatlerimizi haberlerde ifade edemeyeceğimiz için kendi köşemde yazmayı uygun gördüm.

Şimdi mevzu ya girelim. Beykoz’da hemşericiliği en çok özümseyen ve bunu zaman zaman toplumu ayrıştıracak kadar öne taşıyan Giresun tartışmalarına rağmen Ali Bilir’in Beykoz Belediyesinden 70 milyonluk ihale alması bana göre hiç ahlakı bir şey değildir.

Ötesi,  “Beykoz’da çok Giresunlu insan var, onun için Murat Aydın Beykoz’dan aday gösterildi” ayrıştırmalarına çanak tutanların ekmeğine bolca yağ sürmüştür. Beykoz Belediye Başkanı Murat Aydın’ın bu hassasiyetleri geldiğimiz sürece kadar önemsediğini bilen bir insan olarak, bundan sonra neden önemsemediğinin ayrı bir yazı konusu olduğunu düşünüyorum. Ama bu fikrinden vazgeçmiş olmasının ivedilikle kınanması gerektiğinin altını çiziyorum.

Bu rahatlık,  “Murat Aydın hemşerisine ihale verdi” söylemlerini seçim üstü ayyuka çıkacaktır. Siz her ne kadar “ihale yasalara uygundur” deseniz de “hemşericilik dayanışması, seçim yatırımı” dedikodularının önüne geçemezsiniz. Bu ihale ile ne hesap yapılmışsa yanlış hesaptır, derhal iptal edilmelidir. AK Parti’nin Beykoz’da rahatlıkla kazanabileceği bir seçime gölge düşürmenin vebalinden kurtulamazsınız. Bundan ötesi, Murat Aydın AK Partinin, İBB ya da Beykoz Belediyesi Başkan Adayı olursa bu işin peşini bırakmayacağını düşünememiş midir?     

AK Parti ne çektiyse bu ihalelerden çekti. Murat Aydın, Bilgehan Murat Miniç’in Beykoz Kart uygulamasını hayata geçirdi, keşke daha önce bizimde sürekli “şeffaflık” vurgusuyla dile getirdiğimiz ihaleleri canlı yayınlama projesini de uygulayabilseydi. O zaman Beykoz çok güzel olurdu.

Son olarak, benim dedemin babası para yakarak kahve pişirirdi. Ve bütün malı mülkü bu şekilde elinden gitmiştir. Rahmetli dedem 10 yaşında İstanbul’a geldi. Kasımpaşa sokaklarında ceviz satarak babasının sattığı bütün malları geri aldı. O hırsla yıllarca çalıştı, çabaladı. Koç’larla, Sabancılarla iş yaptı. İstanbul’un en büyük Renault, Aygaz, BMC ve birçok beyaz eşya markasının bayisi olarak hizmet verdi. Rahmetli olduğu zaman ne kadar malı mülk sahibi olduğunu kendisi de bilmiyordu ama yinede 70 milyonu bir arada görmedi. Yorum sizin…

Yazarın Yazıları