Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
A. Raif ÖZTÜRK
A. Raif ÖZTÜRK

Kerbelâ, Sıffîn olaylarının, perde arkası

Müslümanlarla, Müslümanlar arasında geçen, Kerbelâ olayı ve Sıffîn savaşlarının yıldönümleri sebebiyle, bu ara çokça diziler, videolar ve yazılar yayınlanır oldu.

Kerbelâ, Sıffîn olaylarının, perde arkası

Müslümanlarla, Müslümanlar arasında geçen, Kerbelâ olayı ve Sıffîn savaşlarının yıldönümleri sebebiyle, bu ara çokça diziler, videolar ve yazılar yayınlanır oldu.

Sürekli de dramatik ve vahşet yönleriyle anlatımlarda; bendeniz bile bu yaşıma(77) rağmen, çok etkilendim ve defalarca ağladım.

Çünkü Kerbelâ; Hz. Muhammed’in SAV vahiy kâtibi Hz. Muâviye’nin oğlu Yezid’in 4000 kişilik ordusuyla, bir Hak arayışı için giden Hz. Hüseyin’in 72 kişilik silâhsız akrabalarına revâ gördükleri, 8 gün süren işkenceler ve sonunda şehit edilmeleriyle neticelenmişti.

Hatta Yezid; Hz. Hüseyin’in 72 kişilik akrabalarıyla Fırat nehri arasına, 1000 kişilik bir ordu dikmiş. Diğer taraftan da 3000 kişilik ordusuyla sıkıştırmıştı. Kısa zamanda suları ve erzakları biten Hz. Hüseyin ve akrabaları, aç-susuz dudakları çatlamış ve tamamen halsiz düşmüşlerdi.

Hz. Hüseyin, 9 aylık öz oğlunu havaya kaldırarak, “bu sabî bebeğin günahı ne? Hiç olmazsa şuna biraz su verin” diye yalvarınca, Yezid’in emriyle o çocuğa ok atılmıştı.

Kuşatmanın 8. Günü, Muharrem ayının 10’unda(680’de) 72 kişilik tüm masumlar katledildi. Sonra da Hz. Hüseyin’in ve birçoğunun başları kesilerek, zâlim Yezid’in önüne döküldü, şeklinde dramatik anlatılıyor.

Oysa bendeniz bu olayı yıllar önce, Mektubat eserindeki 15. Mektupta, defalarca okuduğum ve dinlediğim halde, hiç bu kadar dehşete düşmemiştim ve hiç de ağlamamıştım.

Çünkü Üstâd Hz. mâkul bir şekilde, olayların özellikle perde arkasını da anlattığı için, okuyanları germiyordu.

Müsterih olmanız ve bir nebze de olsa ferahlamanız için, Bediüzzaman Hz.’nin bir asır önceki lisanıyla yazılmış olan, 15. Mektuba müracaat edeceğiz.

  • İşte o Eserden sadece birkaç bölüm:

(Yabancılaştırıldığımız kelimelerin yanına, özet anlamlarını da ekleyeceğim.)

“Madem sırf lillâh (Allah rızası) için ve İslâmiyetin menâfii(çıkarları) için içtihad edilmiş (Kur’an ve sünnet ışığında istişareler ve görüşmeler yapılmış) ve o içtihaddan muharebe tevellüt etmiş; (savaş kararı çıkmış). Elbette hem katil(öldüren), hem maktul(ölen), ikisi de ehl-i Cennettir, (Mâzur ve Cennetliktir) ikisi de ehl-i sevaptır diyebiliriz.

Her ne kadar Hazret-i Ali’nin içtihadı musîb(İsabetli) ve mukâbilindekilerin(değişik hüküm çıkaranların) hatâ(yanlış) ise de, yine azâba(cezaya) müstahak(hak etmiş) değiller.

Çünkü içtihad eden(istişarelerle karar veren), hakkı bulsa(Hak ile karar verse) iki sevap var; bulmazsa(hatalı karar çıksa), bir nevi ibadet olan içtihad sevabı olarak bir sevap alır, hatasından mâzurdur. (Sorumlu olmaz.)

Sahabelerin muharebesinde(savaşlarında) kıyl ü kâl etme. (Dedikodu edip, boş konuşma.) Çünkü hem katil(öldüren) ve hem maktul(ölen), ikisi de ehl-i Cennettirler.”

  • Çünkü BU HÜKÜMLER, ADÂLETİ MAHZÂ VE ADÂLETİ İZÂFİYE İÇİNDİR: (Önemli.)

“Adalet-i MAHZÂ ile adalet-i İZÂFİYE’NİN izahı şudur ki:

Adalet-i MAHZÂDA; Âyetin mânâ-yı işarîsiyle, (Kur’ânın işâreten anlamıyla) bir mâsumun hakkı, bütün halk için dahi iptal edilmez. (Toplumu kurtarmak için, bir masum kişi fedâ edilmez.) Bir fert(kişi) dahi, umumun(toplumun) selâmeti için feda edilmez. 

Cenâb-ı Hakkın nazar-ı merhametinde hak, haktır, küçüğüne büyüğüne bakılmaz.

Küçük, büyük için iptal(fedâ) edilmez.

Yani, Bir cemaatin selâmeti için, bir ferdin rızası bulunmadan, hayatı ve hakkı fedâ edilmez. Hamiyet namına,(vatan-millet uğruna, kendi) rızasıyla olsa, o başka meseledir.

  • Adalet-i İZÂFİYE ise, küllün(toplumun) selâmeti için cüz’ü(bir veya birkaç kişiyi) feda eder. Cemaat(topluluk) için, ferdin hakkını nazara almaz. 

Ehvenüşşer(daha az zararlı) diye bir nevi adalet-i İZÂFİYEYİ yapmaya çalışır.

Fakat adalet-i MAHZ kâbil-i tatbik(uygulanması mümkün) ise, adalet-i İZÂFİYEYE gidilmez. Gidilirse, zulümdür.”

  • NETİCE ve HÜKÜM:

Bediüzzaman Hz.’nin bu açıklamalarından gayet net anlaşılıyor ki, Hz. Ali Adalet-i MAHZÂ’YI tercih ettiği için, tamamen haklıdır ve iki kat içtihat sevabı kazanmıştır.  

Hz. Ali’nin muhalifleri ise yine İslâmî bir hüküm olan adalet-i İZÂFİYEYİ tercih etmişler.

Yani haksız oldukları halde, sorumlu değiller. Fakat Hz. Ali’nin kazandığı gibi, iki kat sevaptan mahrum kalmışlar. Diğer konular da, bu anlatımla mukayese edilerek değerlendirilsin…

Net anlaşılıyor ki; Risale-i Nur eserleri, tam bu asrın sorunlarına karşı, en uygun ve mâkul cevapları sunuyor.

  • Diğer anlatımlar gibi, sadece görünen Dramatik kısımları anlatıp, toplumu gerip ağlatmıyor. Perde arkasını da izah ederek, herkesi müsterih ediyor…

Bu nedenlerle; Bediüzzaman’ın bakış açısını daha mâkul, daha müsbet, ortadan, vasat ve faydalı buluyorum.

Bize bu eserleri tanıma lütfunu ihsan eden, Yüce Rabbimize de sonsuz şükürler olsun.

NOT: “Kişiler hata yapar, Allah’ın cc adaleti tecelli eder.” Hz. Hüseyin’e ve Hz. Ali’ye haksızlık yapanların tamamı, 3-5 sene içinde, çeşitli sebeplerle genç yaşta öldürüldüler.

A. Raif ÖZTÜRK
A. Raif ÖZTÜRK HAKKINDA

A. Raif ÖZTÜRK... 20 Nisan 1950 yılında Tekirdağ Çorlu’da doğan Raif Öztürk, ilkokulu Çatalca’da okudu. O dönemin şartlarına göre eğitimini ve iş yaşantısını birlikte sürdürmeyi hedefleyen A. Raif Öztürk, Meslekî Ortaokulu Paşabahçe’de sürdürerek, Sultanahmet Meslek Lisesi’nde özel olarak Makine Yüksek Teknik Ressamlığa devam etti. Türkiye Şişe ve Cam fabrikalarında 26 sene ‘Robotik ve Tam Otomatik Makineler Üretim Hattı Makine Teknisyenliği’ & Fabrika Vardiya amirliği yaptı. ‘Özel Araştırma, Geliştirme ve Eğitmen’ (ARGE) görevlisi olarak 1980’de İngiltere’ye, 1986 yılında da Japonya’ya giden yazarımız, dönüşünde de Meslek Lisesi mezunlarına, (Üretim makinaları, Kalite çemberleri ve beyin fırtınası teknikleri hakkında) iş programlamaları, eğitmenlik, rehberlik ve liderlik dersleri verdi. 1990 yılında Türkiye Şişe Cam Fabrikalarından kendi isteğiyle emekli olan A. Raif Öztürk, Öz Emek Spor Ltd. Şt. Mağazalarını açarak, hâlen işletmeye devam etmektedir. 1990’lı yıllarda bir yıl Diksiyon, bir yıl Osmanlıca, iki yıl da Arapça eğitim alan Öztürk, Halen (1962’den beri) Beykoz, Kavacık’ta ikamet etmektedir. Hiç Kur’ân bilmeyen 30-40 kişiye; aynı anda ve 10 Saatte Kur’ân öğretme uzmanı olan yazarımız, 2014 yılında Sakarya Üniversitesinden “Eğitimciye Eğitim” adıyla eğitim aldıktan sonra, “DEĞERLER EĞİTİMİ UZMANI” sertifikası kazanarak, Beykoz Milli Eğitim Müdürlüğünde ve ülkenin çeşitli illerinde 6 yıldan beri konferanslar ve görsel seminerler vermektedir. Yazarımızın, 2002 yılından bu yana; ‘Fikir Bahçesinden BİR DEMET’, “Derdim bana DERMAN imiş”, ‘Biyoenerji ve Kozmik Bilimin ışığında ŞİFA OLAYI’ adlı Belgesel, tevhid ve tefekkür içerikli kitapları yayınlandı. Sn. Öztürk Ulusal ve Uluslararası Sempozyumlarda, 2015’te Kastamonu Üniversitesinde ve 2018’de Ukrayna Üniversitesindeki sunumlarda kürsü almış olup, hâlen köşe yazılarına ve Kitap çalışmalarına devam etmektedir. 2006 Yılından beri “Dost Beykoz Ailesi” mensubudur…

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

OKUNAN MAKALELER

SON HABERLER