Bin nasihat

  • 07.12.2019 15:12
  • Okunma: 4037 kez

2017 yılı ilkbahar aylarının son günleriydi. Beykoz Yenimahalle Spor Kulübünün Genel Kurulu yapılmış ve Sayın Recayi Çelik yeni kulüp başkan seçilmişti. Şimdi, 31 Mart 2019 yerel seçimlerinde Beykoz Belediyesi Meclis Üyesi Seçildi. İlkbahar aylarının son günlerinde yapacakları piknik etkinliğine ben de davet edilmiştim.

Bir Cumartesi gününe rastlayan bu etkinliğe birkaç arkadaşımla birlikte katılmak için, Gençlik ve Spor Hizmetleri Genel Müdürlüğünce, Orman Genel Müdürlüğü’nden alınıp, Beykoz Yenimahalle kulübüne tahsis edilen alana gittik.  Başkan ve Yönetim Kurulunca gayet güzel bir şekilde yapılan etkinliğe Kulübün tüm Sporcuları ile velilerinin de varlığıyla geniş bir katılım olduğunu gördük.

Piknik, Spor Kulübü için yeni tahsis edilen yerde ve güzel bir havada Pikniklerin vazgeçilmezi olan mangal devreye girmiş, kulübün şimdiki kulüp başkanı Sayın Pehlivan Gündoğdu ve Yöneticilerden Ramazan Aydın ve Kadir Kiraz da mangalda pişirdikleri etleri yarım ekmek arası ve ayran ile tüm davetlilere servis yapmaya başlamıştı. Bizler de yerlerimize oturmuş ve spor yapan gençleri seyrederken, yirmili yaşlarda bir genç naralar atarak alana geldi ve koca mangalı devirdi. Bizler de büyük bir şaşkınlık ve telaşla etrafa yayılan közleri toplamaya başladık, çünkü bu yer ormana yakın ve yangın tehlikesi söz konusuydu. Herkes ne olduğunu bilmeden şaşkınlık içindeydi.

Bu genç, ağzından köpükler saçarak bağırıp çağırmaya devam ediyordu. Ne dediği de pek anlaşılmazken anladığım. “sizler burada yiyip içiyorsunuz, burjuvasınız, bizim semtte ki çocuklar açlıktan ölüyor, ben de sizin yüzünüzden dayak yedim” gibi o an için bizlere pek de anlamlı gelmeyen sözleri bağırarak sarf ediyor ve demir mangalı da kırmaya çalışıyordu. Herkes şaşkınlık içerisinde olayları izlerken, Başkan ve yönetici arkadaşlar bu genci sakinleştirme çabalarına başlar. Ancak bu gayretler o an için pek de olumlu sonuçlanmayınca, yani bu genç bir türlü zapt edilemeyince çağrılan polislerin de olaya el koymasıyla zorlukla sakinleştirilmeye çabaları yeterli olmadı. Recayi Başkan bu gençle konuştu ikna ettikten sonra gitmesini sağladı. Bu olaylar olurken dikkatimi çeken ise Başkan dâhil tüm yönetici arkadaşlar bu gence sabırla iyi davranarak sakinleştirme çabalarıydı.

O gün gayet güzel başlayan piknik etkinliği hiç de hoş olmayan bir şekilde sona ermiş oldu. Hepimizin tadı kaçmıştı.  O sırada TFF Yönetim Kurulu Üyesi ve aynı zamanda İASKF Genel Başkanı Sayın Ali Düşmez’ in telefonuyla olaydan biraz uzaklaştım. Ali Başkan, telefonda Riva’da bir toplantıya katıldığını eve dönmeden Beykoz da bizlerle bir çay içmek istediğini söyledi. Başkana konum atınca sağ olsun oda geldi. Olaylar henüz bitmişti ve o olumsuz gerginlik hala sürüyordu. Ali Başkan’a bu olay kısaca anlatınca çok üzüldüğünü ifade etmişti. Başkan ve yöneticilere bu gence zara vermeden şakınleştirdikleri içinde teşekkür etti.  Bu spor alanının tahsisinde çok katkıları olduğu için Beykoz Yenimahalle spor Başkan ve Yöneticileri Ali Başkana teşekkürlerini sunduktan sonra uğurladık. 

O zaman Kulüp Başkanı olan Recayi Çelik tüm sporcuları yanına çağırdı ve yaptığı mini toplantıda. “Gençler biraz önce burada tatsız bir olay yaşandı ve bu tatsız olayı gerçekleştiren kişi spordan ve eğitimden mahrum kalmış kendini iyi geliştiremedi ve kötü bir alışkanlık edinip uyuşturucu batağına bulanmış. Sizlerde yarın öbür gün büyüdüğünüz zaman toplum önünde kötü duruma düşmemeniz için öncelikle eğitiminizi çok iyi yapmalısınız ve spordan hiç kopmamalısınız diye nasihatte bulundu.  Biz de müsaade isteyerek ayrıldık.

O Akşam Recayi Başkan beni aradı. Günün işiyle ve merak duygumun tetiklenmesiyle başkanla buluştum. Amacım gündüz yaşadıklarımın ne olduğu konusunda alacağım yeni bilgilerdi, zaten Başkan da beni bu nedenle çağırmıştı.

O akşam Başkanın bana anlattıkları; Başkanım siz gittikten sonra sahada top oynayan çocukları izlerken sahada mangalı deviren genci gördüm yanıma çağırdım. “Yaptığını beğendin mi bu kadar insanı rahatsız ettin” dedim.

Genç  “Başkanım kusura bakma çok özür dilerim, ben ilk andan itibaren buradaydım ve bana verdiğiniz ekmeği yedikten sonra mahallemdeki fakir çocukları da buraya getirmek için 500 metre kadar aşağıda bizim sokaktaki 5-6 çocuğu da buraya getirmek istedim. Onlara yukarıda mangal yapılıyor bedava deyince, çocuklarla beraber mangal yerine doğru yola çıktık. Tam o sırada çocuklardan birinin babası bizi gördü “bu çocukları nereye götürüyorsun bunları da kendin gibi kötü alışkanlıklara sapmaları için mi bir yere mi götürüyorsun” diye beni bir güzel dövdü. “Bende bu kızgınlığımla gelip sizleri çok rahatsız ettim. Çok özür dilerim ben aynı zamanda iyi bir aşçıyım ve bir daha böyle bir organizasyon yaparsanız sizlere yardımcı olmak isterim” dedi. Ben de kendisine “tüm arkadaşlarım olaydan büyük üzüntü duyarken aslında senin için de çok üzüldüler. İnşallah bundan sonra bu gençlere ve çevrene faydalı olan işleri yaparsın” diye öğüt verdiğini söyledi.    

Sonuçta; Bu genç o mahallede yaşayan bir madde bağımlısıydı. Olayı gerçekleştiği saatlerde de bir şeyler aldığı belliydi. O nedenle hiçbir şekilde sakinleştirme çabaları etkili olamamıştı.

Sonuçta yaklaşık 150 kişinin önünde meydana gelen bu tatsız olayı gerçekleştiren genç, sporun içerisinde bulunsaydı asla böyle bir kötü alışkanlığa sapması mümkün olmayacaktı.

Sporu bir yaşam biçimi olarak içselleştiren gençler, sevgi dolu, ideal bir aile ortamında ve kabul gördüğü yaşam alanlarında tüm bağımlılıklardan kurtulmuş olarak sağlıklı bir şekilde yerini alır. Bu da geleceğimizin güvencesi olan gençlerin, üreterek, paylaşarak ülkemizin gelişimine ve Bilim, Teknoloji çağında çağdaş uygarlık düzeyine erişmemizde büyük katkılar sunacakları kesindir.

Sporun gücünün insanları tüm kötülüklerin ve bağımlılıkların zararlı etkilerinden koruyacağı gerçeği bir kez daha kanıtlanmış oldu.

 “Bir musibet bin nasihatten daha iyidir. O gün tam da öyle oldu”

Anahtar Kelimeler:

Yorumlar (0 Yorum)

Bu içeriğe yorum yapılmadı, yorum yapmak ister misin?

Yorum Yaz
Yazarın Yazıları