Koca Yusuf Dinç

  • 14.03.2022 10:43
  • Okunma: 2943 kez

Asım ÖZDEMİR


İstanbul Amatör Futbolunun gönüllü neferi, Beykoz spor camiasının 1.90’lık tevazu sahibi yüreği güzel devi, gençlere kötü yollara sapmamaları için spor yaptırmayı misyon edinen büyük, küçük, genç, yaşlı kısaca tüm Beykoz’un sevgilisi spor sevdalısı.

Beykoz Elmalı sporun efsane başkanı, Beykoz Kulüpler Birliğinin Kurucu üyesi ve Başkan Yardımcısı, İASKF’nin en eski ve devamlı TASKK Ankara delegesi ve TFF İl Temsilciliğinin Tertip Komitesi üyesi “KOCA” YUSUF DİNÇ’ i malum salgın nedeniyle 27 Ocak 2022 tarihinde kaybettik. Ailesine sabırlar, Merhum Yusuf Dinç’e Allah’tan rahmet dilerim. Allah kabir azabı vermeden mekânını Cennet kılar İnşallah.

Aramızdaki dostluk dile kolay tam 40 yıllıktı. İETT’ den emekli oldu, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, İETT’de futbol oynarken futbol takımının araç şoförlüğünü yapmıştı. Çok iyi tanışırlardı ama bir gün olsun bu tanışıklığını hiç kullanmadı. Hatta Sayın Cumhurbaşkanımız ilk başbakan olduğunda Beykoz’a gelmişti, Beykoz meydanında biraz uzaktan (merhum Yusuf’un sesi oldukça kalındı);

- Sayın Başbakanım Beykoz’a hoş geldin diye seslenince Koca Yusuf’ u adeta sesinden tanıyan o zaman başbakan olan Sayın Recep Tayyip Erdoğan arkasına dönmeden hoş buldum Yusuf ne haber yanıma gelsene dedi. Yusuf’ ta daha büyük adımlarla korumalara yaklaşarak;

- Sağ ol Başbakanım seni meşgul etmeyeyim, ülke senden hizmet bekliyor seninle gurur duyuyorum dedi. Ayaküstü biraz konuştular, Yusuf’un hal ve hatırını sordu. Vedalaştıklarında bende Koca Yusuf’un yanındaydım.

Koca Yusuf’la spor camiasına çok hizmetler yaptık. Beni de çok severdi, tartıştığımızda birbirimize hiç küsmezdik. Çünkü bizim spora hizmet etmekten başka bir beklentimiz yoktu. Benden büyük olmasına rağmen verdiğim her işi veya paylaştığımız her işi sonuna kadar takip eder ve yapardı. Spor adına başladığı hiç bir işi yarıda bırakmadı.

Bazen ben onun abisi bazen o benim abim olurdu. İnandığı insanların fikir, düşünce ve görüşlerine son derece duyarlıydı. Yeni fikirlere, görüş ve düşüncelere yelken açmaya bayılırdı. Üretmek, paylaşmak ve yeni işler yapmaktan büyük bir keyif alırdı. Gençlerle de bire bir abi kardeş gibi oturur sohbet ederdi. Son derece espriliydi, konuşulan her konuyla ilgili muhakkak bir fıkra anlatırdı.

Genel Başkanımız ve TFF Başkan vekili Sayın Ali Düşmez de kendisini çok severdi. Federasyona geldiği zaman hep yanımda otururdu.

Benimle beraber olmaktan bir hayli hoşlanırdı. Çünkü onunla kardeş gibiydik. Sürekli hizmet aşkıyla yanan bir yapısı vardı. Beykoz spor kulüplerimize hizmet yapmak için sürekli görev beklerdi. Yüzlerce anımız var birlikte yaşadığımız, acısıyla tatlısıyla, anlatacak o kadar şeyler var ki fırsat buldukça yazılarımda kaleme alır sizlerle paylaşırım.

Güzel insanın yokluğuna alışmak çok zor olacak, aklıma geldikçe gözlerimin buğulanmasını önleyemiyorum.

Bir ara kurucusu ve başkanı olduğu Elmalıspor’un bir vergi borcu vardı. Çok uğraştı ama sonunda halletti vergi borcunu. Sıfırladığı vergi borcu nedeniyle gözü arkada kalmadı, hatta bu yeni yönetime vergiden gelecek bir miktarda gelir miras bıraktı.

Köyü olan Elmalı’ya adeta âşıktı.  Kurucu başkanı olduğu spor kulübüne tesis kazandırmak için son nefesine kadar uğraştı. Olağanüstü çabalarının sonunda Belediye meclis üyesi İdris Kurt’un ve Belediye Başkanının destekleriyle köyde bulunan bir alanı spor tesisine dönüştürmeye karar verildi. İhaleye çıktı ama salgının da etkisiyle gecikti. Ama Sayın İdris Kurt’la konuyla ilgili son görüşmemizde işin yakın takipçisi olacağını söyledi.

Bizler de adı şimdiden belli olan (Yusuf Dinç Stadı) spor tesisle ilgili üzerimize düşen her türlü gayret içinde olacağız. Hep birlikte Merhumun yapılan güzel işleri hissedeceğine gönülden inanıyoruz.

Bu konuda Beykoz Belediyesi Başkanından da gerekli destekleri esirgemeyeceğini biliyoruz.

Rahmetlinin bir başka özelliği de kendi takımının maçlarına gider maçı başlayana kadar her şeyi eksiksiz yapar ama maçını izleyemezdi. Çünkü aşırı heyecanlanırdı.

Koca Yusuf eğer yüksek sesle konuşuyorsa muhakkak ki bir haksızlığa karşı mücadele veriyordur ve tartışmayı da sonuna kadar sürdürürdü. Dedim ya kızdığında bana olan sevgi ve saygısına güvenerek ben hemen devreye girer ve sakinleşmesini sağlardım. Kavgayı hiç sevmezdi problemlerin, sıkıntıların ve dertlerin barışçı bir ortamda her daim konuşarak çözümünden yanaydı ve bu konuda da çok başarılıydı.

Eli çok açıktı. Takımının her maç bitiminde sporcularına muhakkak az da olsa bir şeyler ikram ederdi. İkimiz de emekliydik. Ekonomik zorluklar malum. Bazen ben bazen de o parasız kalırdık. Hemen devreye girer, Başkan paran var mı ya da ben ona Koca Yusuf paran var mı derdim ve bu konuda birbirimizi çok iyi anlardık ve destek olurduk. Allah herkese Koca Yusuf gibi bir dostla mesai arkadaşlığı yapmayı nasip etsin inşallah.

Ulu çınar, tam bir Atatürkçüydü. Ankara’ya her gittiğimizde Başkan Anıtkabir’e de uğrayalım derdi. Anıtkabir e uğramadan dönmezdik.

İnsanlara ikramı çok severdi, sohbeti çok severdi Elmalı’dan Beykoz merkeze her indiğinde beni arar başkan gel çorba içelim derdi. Çorba bizim çok özel bir işaretti. Çorba deyince Beykoz Merkezde bulunan TOLON İŞKEMBE Çorbacısı sayın Yüksel beyi’ ziyaret etmeden yapamazdık.

Elmalı köyündeki bahçesinde bulunan kiraz ağaçlarından birini spor ailesine ayırmıştı her yaz kiraz zamanında gider kirazı toplardık. Bazen de iş yoğunluğundan kirazı toplayamazdık yağmur yağar kiraz kurtlanırdı. Kirazı toplayamadığımızda, canınız sağ olsun  ben o ağacı size ayırmıştım zaten derdi.

Koca Yusuf, Karadeniz şivesiyle konuştuğu için kızgınlık anında bile alışık olunduğu üzere kimse alınmıyor hatta gülümsüyorlardı.

Federasyon seçimlerinde yanımdan hiç ayrılmaz her tarafı gözlemleyerek bana da detaylı bilgi verirdi. Tarihi çok severdi bizlere her fırsatta tarih anlatırdı. Kızının da tarih okuyarak sonunda tarih öğretmeni olması onu fazlasıyla mutlu etmişti.

Biri kız ikisi erkek üç çocuğu vardı. Kızı Tarih öğretmenliği yapıyor, Bir oğlu Rusya da, Küçük oğlu da Varan Turizmde çalışıyor. Kızından iki, Rusya’daki oğlundan bir olmak üzere üç torunu vardı. Allah hepsine uzun ömürler versin.

Doktora gitmeyi pek sevmezdi, Koca Yusuf hastasın doktora git bir görün dediğimde, boş ver başkan bir şey olmaz çorba içtim mi geçer derdi.

Spora âşık bir insandı sporla uğraşan insanları gençleri çocukları çok severdi onlara hizmet etmek için ailesini bile ihmal ettiği zamanlar olduğunun ben canlı tanığıyım.

Koca Yusuf sadece Beykoz’da değil İstanbul ve Türkiye genelinde spor camiasınca çok sevilen biriydi.

Son günlerinde de yalnız bırakmadım, ama son bir ay içinde kendisini yakından göremedim. Ancak,  telefonla son güne kadar konuşma imkânı buldum.

Bu yazımı keşke sağlığında yazsaydım o çok mutlu olurdu bende daha huzurlu.

Anahtar Kelimeler:

Yazarın Yazıları