Şeref KAÇMAZ
  • 20/04/2024 Son günceleme: 20/04/2024 15:09
  • 3.109

Değerli dostlar, bir seçim dönemini daha geride bıraktık. Sonuçları farklı pencerelerden bakarak değerlendireceğiz.

Birden fazla kazananı, birden fazla kaybedeni olması açısından farklı bir seçim oldu. Kazananları ayrı ayrı tebrik edi - yorum. Başarılı hizmetler yapmalarını diliyor, kendileri için dua ediyorum.

Bu seçimlerin en büyük kazananı elbette Cumhuriyet Halk Partisi ve Genel başkanıdır. Uzun yıllar sonra CHP birinci parti olarak adını tarihe yazdırdı. Bu seçim başarısı sonuçlardan bağımsız olarak yeni genel başkana çok daha katma değerli kazanımlar getirmiştir ve getirmeye devam edecektir. Seçim öncesi 2028 başkanlık adaylığı için tek isim zikrederken, seçim sonrası sonuçların verdiği güçle iki isim gündeme getirerek, patron benim, son kararı ben veririm mesajı vermiştir. Sayın genel başkanın diğer başarısı da teşkilatlarını, kazanacaklarına inandırması ve arazide en çok çalışan adaylar ordusu kurması olarak dikkatimi çekti.

Ayrıca Sayın Özer’in yapıcı tavrı her açıdan memnuniyet verici oldu. Önümüzdeki dönemin yeni anayasa dönemi olacağını düşünürsek, iktidar ve muhalefetin en üst seviyede iş birliği yapmaları önemli. Yeni dönemde tecrübeli, adaletli, ahlaklı, İslam terbiyesi ile yetişmiş anayasa Profesörlerine çok ihtiyacımız olacağı da muhakkak.

Sonuçlar açısından bakıldığında ve bir önceki seçimlere göre mukayese edildiğinde kazanan diğer tarafın Yeniden Refah Partisi ve Genel Başkanı olduğunu söyleyebiliriz. Yeniden Refah kazanmakla kalmamış, kaybettiren taraf olarak da bu seçimlere damgasını vurmuştur. Teşkilat gücü olan ve aday tercihinde isabet edilen bölgelerde alınan yüksek oylar ortalamayı yükseltmiş görünüyor. Teşkilatı güçlü olmayan yerlerdeki oyları da küçümsenmeyecek seviyede olmakla birlikte, tepki oylarının sonucu alınan emanet oylar olduğunun farkında olduklarını düşünüyorum. Ayrıca, seçimlerden kısa süre önce bir genel başkan yardımcısının partiden istifa ederek, YRP’yi Fetö terör örgütü ile işbirliği yapmakla suçlamasına rağmen ülke genelinde % 6’dan fazla oy almış olmaları da dikkat çekici bir durum.

Elbette kaybedenlerin başında Adalet ve Kalkınma Partisi geliyor. Bazı yöneticiler, Kaf dağının tepesinde kurdukları kibir kulelerinden inmeyi başaramadıkları için gözlerinin önündeki gerçekleri bile göremez duruma geldiler. Emekliler, muhafazakarlar ve küskünler öyle bir çarptı ki, sonuçlardan sonra hayatları GAZZE şeridi gibi gözlerinin önünden geçmiştir. Gazze diyorum evet, en büyük tokadı Gazze’den yediler, bu Millet aç kalır ama değerleri ile duyguları ile oynatmaz, gerekirse sarı kart gösterir. Kırmızı görmemek için çabalarsınız ama ikinci sarıyı da göstermekten çekinmez. Hal bu ki Gazze’ye en büyük yardımı yapan biz değil miyiz? İşgal toprakları altında yaşayan Filistinlilere gönderilen gıda, giyim, ilaç, vs her türlü malzeme işgalci İsrail gümrüklerinden geçiyor ve Filistin şerhli olduğu için bütün vergilere ek %15 vergi alınıyor. ‘’İsrail ile ticaret biterse Filistinliler zor duruma düşer’’ Kim diyor bunu? İsmail Haniye’nin talimatı ile Türkiye’de yardım toplayan bir Hamas komutanı diyor ki; ‘’kardeşlerimize söyleyin ticaretin bitmesi için propaganda yapmasınlar, ticaret biterse bizler aç kalırız’’. İktidar meseleyi doğru aktaramadığı gibi, işi gücü muhalefet olan bazı gruplarda mal bulmuş mağribi gibi davul zurna çaldılar… İktidarın Gazze politikasını yetersiz buluyorum, o ayrı bir durum ancak yiğidi öldür hakkını yeme… Tabi sonuçlara bakarak ittifakın diğer ortağı olduğu için MHP’yi de kaybedenler arasında saymak durumundayız.

İYİ Parti, Deva ve Gelecek Partisi de kaybedenler kulübünün müdavimi oldular maalesef. Şimdilik sadece İYİ Parti de bir başkan değişikliği gündemde. Sonra Saadet var.

Gelelim Saadet Partisine, neden %1 oy almış bir partiye ayrı bir başlık açtım?  Çünkü Saadet Partisi, inançları, idealleri, hedefleri ve çözüm teklifleri açısından diğerlerinden çok farklı hatta tek başına. Düşünsenize ilk dört partisi neden kapatıldıysa aynı gaye için kurulan bir partiden söz ediyoruz. Bu nedenle Saadet Partisi bir tarafa, diğerleri başka bir tarafa. Dün Saadet Partisini istikametten çıkarmak isteyenler oldu, hepsi istifa edip gittiler. Bugün de istikametten çıkarmak, merkeze çekmek ve sisteme entegre etmek isteyen, zafere giden her yolu mubah görmek isteyen yöneticiler elbette olabilir, onlarda gün gelir temizlenir, maya o kadar sağlam ki, en kısa zamanda teşkilatlar aslına, özüne, inanç köklerine kuruluş kodlarına geri dönerler, üzerlerine dökülen betonu kırar, Adil bir Dünya’yı kurmak için gece gündüz çalışmaya başlarlar. Saadet Partisinde de kongre hazırlıkları konuşulmaya başladı. Bu demektir ki, mevcut yöneticiler de seçim başarısızlığını kabul ediyorlar. Bir kan değişikliğine ihtiyaç olduğunu görüyorlar. Bilge başkan Temel Bey, sağlık sorunları nedeniyle devam etmeyeceğini açıklamış. Bazı yardımcıları da genel başkansız bir seçim geçirdik diyerek sorumluluğun tamamını Temel beye yıkmaya çalışıyorlar. Temel bey ne yapsın? Onun gölgesine girip de arkasından iş çevirenlerden bir türlü kurtulamadı. Yapılacak kongrede tek aday çıkar ve birlik beraberlik içinde yola devam edilir diye düşünüyorum. Uygulanan yanlış parti politikaları, kurulan ittifaklar, Milletimizin gönlüne girilmesine engel oldu, oldu ki Milletimiz de seçimlerde Saadet Partisini tercih etmedi.

Yapılacak Kongre de kim ya da kimler başarılı olabilir? Son 15-20 yıldır uygulanan yanlış politikalarda ve tercihlerde imzası olan mevcut yönetimin içinden herhangi birisinin beklenen teveccühü kazanması ve milletimizin yeniden gönlüne girmesi mümkün görünmüyor. Hele hele milletimizle aramızı açan yanlış uygulamaların tamamında imzası olan, zihniyet olarak başka partiler lehine seçimden çekilmeyi aklından geçiren yöneticilerin ya da aynı politikaları sürdürecek olan herhangi bir başkan yardımcısının aday olması demek, ayağımıza taş bağlayıp denize atlamak yani intihar etmek demektir. Akıl bir işin sonunu düşünmektir. Bugün kafanıza silah dayasalar yapmayacağınız şeyleri, birilerine şirin gözükmek için yaparsanız, yarın neler yapacağınızı kimse kestiremez. SELAM verirseniz borçlu çıkarsınız. Bu borcunuzu da ömrünüzün sonuna kadar ödeyemezsiniz.

Son yıllarda uygulanan politikaları 180 derece değiştirecek, ekonomiyi ve dış politikayı çok iyi bilen, İslam Dünyasını ve Müslüman liderleri tanıyan, onları organize edebilecek, Siyonist ve Emperyalist odakların başta ekonomik, siyasal ve askeri oyunlarını, hedeflerini bilen ve evrensel düzeyde önlemler üretecek, ülkemiz içinde ve dışında mevcut bütün Milkoları aynı hedefte birleştirecek bir ismin Genel başkan olarak sahneye çıkması, hem ülkemizde hem de dünya’da birçok dengeyi değiştirir. Meydanı boş bulan Küresel hakim güçlerin yeniden korkulu rüyası haline gelen Milli Görüşün, Aleme Nizam vermeye başlamasına vesile olur.

Kim var ki diyenleri duyar gibiyim! Aklımıza ilk gelen birkaç isim, YENİAD Genel Başkanı Sayın Selman Esmerer Bey, İKEV Genel Başkanı Sayın Dr. Abdullah Sevim bey, Vekilimiz Sayın Mahmut Arıkan bey, AGD-MGV Genel Başkanı Sayın Salih Turhan Bey, Sayın Prof. Dr. Mete Gündoğan Bey, Eski Vekil ve Gençlik Genel Başkanı Sayın Abdülkadir Karaduman Bey, Eski Genel Başkan Sayın Prof. Dr. Mustafa Kamalak Bey ve birbirinden değerli il başkanları, GİK üyeleri… Saymakla bitmeyecek kadar çok fazla davasına sadakati defalarca kanıtlanmış tecrübeli isimler var. Saadet Partisi teşkilatları birilerini hem genel başkan yardımcısı, hem vekil, hem başkan adayı yapmaya mecbur ve mahkum değiller. Davanın yükünü taşıyacak tecrübeye, bilgi ve birikime sahip en liyakatlı ismin görevlendirileceğini düşünüyorum.

Önümüzdeki ilk kongrenin, Saadet Partisinin duraklama ve gerileme dönemini bitirip, yeniden ÖZE DÖNÜŞ ve ŞAHLANIŞ kongresi olmasını tüm kalbimle diliyorum.

Adaletin güçlü, güçlünün de adil olduğu bir dünya’nın en kısa zamanda kurulması duası ile Allah’a (CC) emanet olunuz.   

Yazarın Yazıları