Makaleler

Duyguların düşünceleri…

2014.07.21 00:00
| | |
6322

İbni Sina "insanın ruhu kandil, bilim onun ışığı, tanrısal   bilgelik ise bu kandilin yağıdır" der.

 
Maalesef yağı bitmiş kandillerin ışığı da sönük haliyle... Ya da var olan ışığı " ışıklar içinde yatmak için" saklayanı  da vardır kim bilir. Gözümüzü kamaştırmadan önümüzü aydınlatanlardan  Mevla’m razı olsun diyelim!
 
***
Kabul edelim.  İnsanların  görünen kısımlarını beğeniyor veya beğenmiyor görünmeyen kısımlarına da iman ediyoruz.
 
İnsanlarla kurduğumuz ilişkiyi, neyin üzerine kurduğumuzu düşünmeye çok acil ihtiyacımız var bizim. Yoksa bir türlü açıklayamadığımız o müthiş bunalımlarımız geçmeyecek!
 
İnsanların görünen veya gösterdikleri taraflarını  biliyoruz; menfi veya müspet  tüm duygular buna göre şekilleniyor.
Oysa  yakın bir ilişki kurmakla ya da yaşanılan hadiseler, ani beliren olaylarla kişinin kendine sakladığı tarafları da bilinir oluveriyor zamanla.
 
İşte o zamanla karşılıklı şahit olduğumuz taraflarımız,  ya iman ettiklerimizle uyuşmuyorsa! Karşımıza çıkan sürprizleri kaldırabilecek miyiz? 
Ya da katlanabilecek miyiz? Desem .
 
Hadise burada vuku buluyor:  Katlanmak mı? Kabul etmek mi?
 Tam bir fay hattı; ilişkilere yönünü veren, akibetini yazan ...
 
Şu yaşadıklarımız bize birbirimizin gör(e)mediğimiz   yanlarını da göstermiş oldu. fakat keşke bu kadar üzücü cereyan etmeseydi diyebiliyorum sadece. 
 
Ah! o derin fay hattı kırıldı mı bir kere kim tutabilir ki sarsıntıyı? 
 
***
Biliyorum. Hepimizin gönlünden de gözünden de düşenler oldu. 
 
Nietzsche' ye uymayıp  şöyle demek isterim :
 
İnsan sevgisini, başkasının duygusunu paylaşmakta değil, paylaştığı duyguya katlanabilmekte arayalım! En azından, ne dersiniz?
 
***
İnsanların, düşüncelerinin  duygularını merak ediyor ve gözlemliyoruz da zaten.
Fakat bilmeliyiz ki kişilerin  duygularının da düşüncelerini  merak edip önemsemezsek hiçbir  şey daha iyiye gitmeyecek bu dünyada...
 
***
Âhir ömrümde  kalbiyle arasına mesafe koyabilenleri  anlayamadığım gibi " kendini koruma "buyruğunun esiri olmuşları da hiç anlayamayacağım galiba.
 
Millet öteki ile beriki arasında yakan top oynarken düşünebildiğim tek şey şuydu:
 
"Nasıl"ın eline düşmüş bir "niçin" imiz var kurtarılmayı bekleyen ama nafile ( fazladan ) sorularımızla oyalanıyoruz kaygıyla...
 
***
Kötü sözün sahibinin hiç çıkmadığı bu topraklarda hep birlikte yaşayacaksak eğer 
Kızgın kelimelere, insan aklı değmemiş fikirlere ya da haplara uzattığımız ellerimizi aynı kararlılıkla birbirimize uzatmalıyız...
 
LAL:
 
Her dakikanın bir saniyesini ayırmadığınız ne "dert" derttir, ne de "aşk" aşk!

Anahtar Kelimeler:

reklam
Diğer Yazıları

DOST BEYKOZ

"Beykoz'un Hür Gazetesi"