Prof. Dr. İsmail KOCAÇALIŞKAN
  • 13/05/2024 Son günceleme: 13/05/2024 11:23
  • 1.093

Kesret çokluk demektir. Vahdet ise birliktir. Kesret için masiva kelimesi de kullanılır. Bir olan Allah’ın dışında her şey kesrettir. Vahdetten kasıt da Allah’ın birliğidir.

İnsan ruhu vahdette huzur bulur. Kesrette ise bunalır. Ruhun rahatı vahdettedir. Günümüzde kesret dairesi o kadar genişlemiştir ki; insanı adeta boğmaktadır. Günümüz insanı zaman zaman boğazı sıkılmış gibi bunalmaktadır. Bunun sebebi kesrete fazla dalmasıdır.

Günlük meşgaleler, iş sorunları, gelecek kaygısı, sosyal medya, televizyon, telefon gibi çoğu eskiden olmayan yeni bağlantılar etrafımızı bir ağ gibi sarmışlar. Bunlarsız da yaşam mümkün değil. Bu kesret ağını parçalayıp kurtulmanın yolu vahdet dairesinde teneffüs etmektir.

Peki, bu nasıl olacak?

Zaman zaman başını kaldırıp Rabbini hatırlamak, hata ve günahlara tevbe istiğfar etmek kesretten vahdete geçmenin birer yoludur. Bunun en kısa yolu da namazdır. Namazda kesreti arkamıza atıp Rabbimize yöneliriz. Onunla hemhal oluruz. Bundan daha iyi bir huzur kaynağı var mıdır? Namazın beş vakte ayrılarak günün farklı zamanlarında kılınmasının bir hikmeti günde en az beş defa kesreti dağıtmak içindir.

Namaz dışında vahdete ulaşmak ise bizi ona götüren pencerelerden bakmaktır. Etrafımızdaki bitki, böcek, hayvan ve insan her varlık onun bir sanat eseri olup çeşitli isimlerine mazhar oluyorlar. Onlarda tecelli eden isimleri okuyup isimden müsemmaya intikalle kesretten vahdete pencereler açabiliriz. Mesela her varlık yaratılmış olmasıyla Halık ismine, sanatlı olmasıyla Sani ismine, süslenmiş olmasıyla Müzeyyin ve Mülevvin isimlerine, ölçülü yaratılmasıyla Mukaddir ismine, ihtiyaçlarına uygun bir vücutta yaratılmasıyla Adil ismine, besleniyor olmasıyla Rezzak ismine, temizleniyor olmasıyla Kuddüs ismine ve eceli geldiğinde ölmesiyle Mümit ismine vs. mazhardırlar.

Bu tecellileri okuma farkındalığını kazanıp bunları tefekkür ettiğimizde kesretten vahdete geçebiliriz. Bunu bir alışkanlık ve refleks haline getireni kesret boğamaz. Yine başına gelen veya etrafında gördüğü olaylarda onun hikmetinin izini ve özünü görüp ona göre davranmak da kesretten vahdete ulaştırır. Artık o kişi hal ehli olur. Yani halk içinde Hak ile olur.

Konuyla ilgili olarak bir ayette “Kalpler ancak onun zikriyle (hatırlanmasıyla) mutmain olur (huzura kavuşur)” 1 denilmektedir. Nur külliyatında ise “…Kalp ve ruhun derece-i hayatına gir. Çok daha geniş bir daire-i hayat bulursun…2 denir.

1Ra’d, 28

2Mesnevi; Zühre, 14. Nota, 4. remiz

Yazarın Yazıları