Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Kader Gür
Kader Gür

Beykoz özüne dönebilecek mi?

Dost Beykoz Gazetesi olarak Beykoz Belediyesi’ni yöneten kadro ile yakından ilgilendik.

Beykoz özüne dönebilecek mi?

Dost Beykoz Gazetesi olarak Beykoz Belediyesi’ni yöneten kadro ile yakından ilgilendik. Hatta soru sorma hakkımızı derinleştirmek, analiz yapabileceğimiz argümanları takip etmek amacıyla, “Bu kadro Beykoz’da başarılı olabilecek mi?” şeklinde manşetler atarak, kamuoyunun kadroyu takip etmesine olanak sağlamaya çalıştık.

Bunların gerekliliğine inanıyorum… Çünkü kamu ve yerel yöneticilerin üzerinde bir denetim mekanizması olması gerekiyor. Alaattin Köseler’in Beykoz’u yönettiği 31 Mart 2024 Yerel Seçimlerinden sonraki ilk bir yılda o kadar hareketlilik yaşadık ki, yazmaya yetiştiremiyorduk… Tartışmalar, dedikodular, iddialar, gelenler, gidenler… Yeni atamalar, görevden almalar… Her gün yeni bir senaryo tedavüle sokuluyordu.

kader gur makaleye konulacak e1776623005832

Özlem Hanım’ın AK Parti’ye geçmesiyle hareketli dönem sona erdi… Ve AK Parti disiplini devreye girdi. Bu açıdan baktığınızda Özlem Vural Gürzel’in AK Parti’ye geçmesinin Beykoz’a faydası yadsınamaz…  Fakat geçen zaman içinde Özlem Vural Gürzel’in AK Parti’ye geçmesiyle başlayan disiplin sürecinin sulanmaya başladığını çok rahatlıkla söyleyebilirim… Beykoz’da bir kesim toparlamak için samimiyetle uğraş verirken, diğer bir kesim fırsat bu fırsat mantığıyla hareket edenlerle sarmaş dolaş… Üstelik kadrolarda seçim endişesi yok… Vatandaşa karşı sorumluluk duygusu taşımayan oluşumların başarılı olma şansı var mıdır sizce?

Beykoz maalesef böyle bir sürecin içindedir…

Samimi bir itiraf yapmak gerekirse, bugün Beykoz’da Alaattin Köseler döneminden daha fazla bir hareketlilik var. Fakat AK Parti disiplini bu hareketliliği yorumlamanın önüne geçse de, gelecekle ilgili kurgulanan senaryoların önüne maalesef geçilemiyor…

Beykoz Belediyesi’ne ataması yapılan Mehmet Hüsrev’in şahsını değil de, yerel yönetimler üzerinden oluşturulmak istenen güç devşirme sistemini sorgulamanın sivil siyaset açısından faydalı olacağı kanaatindeyim…

1968 doğumlu Mehmet Hüsrev’e yönelik elde ettiğimiz bilgiler, yapacağımız siyasi analizi oldukça zenginleştirebilecek veriler içeriyor. Hüsrev’in 3 yüksek lisansı var. Öğretmen, mühendis, koordinatör, müdür, kayyum, müşavir unvanlarını elde etmiş, tek siyasi başlığı ise 2015 yılında 30. Sıra AK Parti İstanbul 1. Bölge Milletvekili Adaylığı… Mehmet Hüsrev bu akademik kazanımlarla TSE Bursa bölge müdürü olmuş… Oradan da Beykoz Belediye Başkan Yardımcılığına ataması yapıldı… Mehmet Hüsrev bunca akademik kazanımı Beykoz Belediye Başkan Yardımcısı olmak için yapmış olamaz… Bu durum Recep Tayyip Erdoğan’ın fıtratına uyan bir durum gibi gelmiyor bana… Akademik kazanımları bu kadar güçlü bir insanı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Beykoz Belediye Başkan Yardımcısı olarak niye heba etsin ki? Devletin üst kademelerinde güvenilir, ehil insana o kadar çok ihtiyacı var ki?

Mehmet Hüsrev’in, Belediye Başkan Yardımcısı olmasıyla, Beykoz özelinde başka bir senaryo devreye sokulmak isteniyor gibi bir algı oluştu.

Bu algıyı yıkmak için şöyle bir tez ortaya konulabilir mi?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sahip çıktığı, bakanlıklara destek olmaları için talimat verdiği Özlem Vural Gürzel’e karşı, kim, ya da hangi grup tarafından yapılırsa yapılsın, Mehmet Hüsrev hamlesi art niyetli bir hareket olabilir mi?

Onun için bu atamanın Beykoz siyaseti açısından sorgulanmasının yararlı olacağı kanaatindeyim…

Siyasi hedefleri olan ya da siyasi olarak gelecek planlaması yapan bir insan göreve geldikten sonra ilk ziyaretini halkın gönlünde olan simgesel bir isime ya da simgesel bir mekâna yaparak vatandaşa sıcak mesajlar verir… Örneğin Beykoz’da Yücel Çelikbilek’e kabir ziyareti olabilir? Buradan anlıyoruz ki, Hüsrev, Beykoz’da uzun vadeli bir siyasi planlama aşamasında henüz değil… İçinde bulunduğu grup gerekirse onu yarın başka bir makamda değerlendirmek isteyebilir…

Öyle de olsa, ben Mehmet Hüsrev’in göreve başlar başlamaz, eski Beykoz Başsavcısı Barış Duman ile birlikte,  benimde sevdiğim hatta oğlumun nikâh şahidi olan eski Beykoz Kaymakamı, Bilecik Valisi Faik Oktay Sözer’i ziyaret ederek, oradan kamuoyuna fotoğraf paylaşmasını çok manidar buldum…

Beykoz halkı verilen fotoğrafı elbette yorumlamıştır. Mehmet Hüsrev siyasetçi değil, devlet memuru diyebilirsiniz, o zaman “manidar” davranışlarda bulunmanın ne anlamı var… Bu görüntüler Beykoz’da dillendirilen “kumpas” söylemlerine hizmet etmekten başka hiçbir şeye katkı sağlamaz…

AK Partinin kuruluşunda bizzat yer alan, 28 Şubat Post Modern Darbe sürecinde Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi biyografisini kitaplaştırıp onu siyasetten silmek isteyenleri karşıma alacak kadar içselleştirdiğim sivil siyasetin, Beykoz’un yerel yönetimi üzerinden tartışılmasının önünü açmak doğru olmadığı gibi Beykoz’un siyasi aktörlerine karşı da üzüntü verici bir yaklaşımdır…

Bu duruma karşı bizim elimizden öngörü ortaya koymaktan başka bir şey gelmeyebilir, fakat vatandaşımızın elinden çok şey geliyor biliyorsunuz…  Beykoz’a tarihinin en büyük hizmetini yapan Murat Aydın’la bile kan uyuşmazlığı yaşayan vatandaşın sandığın başına gittiği zaman neler yapabildiğini hepimiz biliyoruz.

Beykoz’da bir siyasi boşluk olduğu çok nettir… MHP Beykoz İlçe Yönetimi de fesih edildikten sonra bu durum daha da belirginleşmiş, Beykoz’u tam bir boşluğun içine sürüklemiştir… AK Parti’nin Beykoz’da meydan verdiği siyasi boşluğu, siyasetin dışında doldurma hevesi içinde olanların umutlanmasında muhalefet partilerinin de etkisi vardır… Manidar görüntülerin dikkat çekmesi Beykoz’daki otorite boşluğunun çapını da gözler önüne sermektedir… Baktğınızda bu durum normal bir memur ataması olarak değerlendirilebilirdi…

AK Partinin dinamikleri artık harekete geçmeli, AK Parti’yi Beykoz’da muktedir yapmanın yollarını zorlamalılar. Beykoz Belediyesi’ni AK Partinin yönetiyor olması “iktidar” niteliği taşır fakat “muktedir” niteliği taşımaz… Beykoz siyaseti sadece belediyeden ibaret değildir…

Beykoz’da, Murat Aydın ve tayfasının kibirli siyasetinin açtığı gediği kapatmak için hala kılını kıpırdatmayanların ne beklediğini çok merak ediyorum… Bir gün okların kendilerine de döneceğini bilmelerini isterim…

Kader Gür
Kader Gür HAKKINDA

1972 yılında Rize’nin Güneysu ilçesinde doğdu… Eğitim hayatını orada tamamladı… Ortadoğu ve Avrupa ülkelerine yapmış olduğu birçok seyahatinde çeşitli araştırmalar yaptı. Libya, Cezayir, Tunus, Fas, Beyrut, Suriye, İtalya, İspanya, Rusya, Romanya, Bulgaristan ve Yunanistan gibi ülkelerde seyahatleri sırasında Türkiye ile ticari ilişkiler üzerinde çalışmalar yürüttü. Kader Gür, Refah Partisi Gençlik Kollarında siyaset yaptı. 1997 yılında Sağlık Bakanlığı bünyesinde kamuda çalışmaya başladı. 1997 yılında Akit Gazetesinde, Recep Tayyip Erdoğan’ı konu alan bir makalesi nedeniyle 28 Şubat aktörleri tarafından soruşturmaya tabi tutuldu. Daha sonra Recep Tayyip Erdoğan’ın Pınarhisar Cezaevi’nde başlatmış olduğu parti çalışmalarına Beykoz’da destek verdi. Partinin kuruluş aşmasında aktif rol oynadı. AK Parti Kurucu Beykoz İlçe Başkanı Dr. Ahmet Hulusi Batu, Salim Kararmaz ve Adem Sefer’in basın danışmanlığını uzun yıllar yürüttü… 1998 yılında yazmaya başladığı Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi hayatını konu alan, “Esaretten Zirveye” isimli kitabı 2002 yılında yayınlandı. Kader Gür'ün yine kendi yazılarından oluşan 2 kitabı bir de Yayın Yönetmenliğini yaptığı toplamda 4 kitabı raflardadır. Beykoz Rizeliler Derneği’nin kurucuları arasında da yer alan Gür, halen Beykoz Polis Hizmetlerini Koruma Derneği Yöneticisidir. Kader Gür, Anadolu Yakası Gazeteciler Derneği ve Yüzüncü Yıl Gazeteciler Derneği üyesidir. 2024 yılında kamu çalışma hayatını sonlandıran Gür, evli ve 3 çocuk babasıdır… Kader Gür, yine 2002 yılında bir araya geldiği arkadaşlarıyla Dost Beykoz’u kurdu.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

OKUNAN MAKALELER

SON HABERLER