Makaleler

Esnaf dediğin işte böyle olmalı

17.05.2017 13:53
| | |
1281

Ticarette rızık ve bereket, ancak Allah’ın cc dilemesiyle artar. Allah’ın dilemesini ve rızasını celp etmek de, O’nun diğer kullarını düşünerek O’nun adına, o kulları koruyup kollamasıyla mümkün olabilir. Bugün sizlerle, işte böyle bir esnaf örneği arz edeceğim. Tâ ki hepimize ibret ve örnek olsun:

Ayakkabıcı, yeni getirdiği malları vitrine yerleştirirken, sokaktaki bir çocuk onu izlemekteydi. Okullar kapanmak üzere olduğundan, spor ayakkabılara rağbet fazlaydı. Gerçi mallar lüks sayılmazdı ama küçük bir dükkân için yeterliydi. Onların en güzelini ön tarafa koyunca, çocuk vitrine doğru biraz daha yaklaştı. Fakat bir koltuk değneği kullanmaktaydı. Hem de güçlükle...

Adam ona daha dikkatli göz attı. Üstündeki pantolonun sol kısmı, dizinin alt kısmından sonra boştu. Bu yüzden de paça sağa sola uçuşuyordu. Çocuğun baktığı ayakkabılar, sanki onu kendinden geçirmişti.Bir müddet öyle durdu.

Çocuk, daldığı hülyadan çıkıp yola koyulduğunda, adam dükkândan dışarı fırlayıp:
– Küçüüükk! diye seslendi. Ayakkabı almayı düşündün mü? Bu seneki modeller bir harika!

Çocuk, ona dönerek:
– Gerçekten çok güzeller!..diye tebessüm etti. Ama benim bir bacağım doğuştan eksik.

– Bence önemli değil! diye, atıldı adam. Bu dünyada her şeyiyle tam insan yok ki!.İmtihan gereği kiminin eli eksik, kiminin de bacağı. Kiminin de aklı ya da vicdanı.
Küçük çocuk, bir şey söylemiyordu. Adam ise konuşmayı sürdürdü:
– Keşke vicdanımız eksik olacağına, ayaklarımız eksik olsa idi.

Çocuğun kafası iyice karışmıştı. Bu sefer adama doğru yaklaşıp:
– Anlayamadım!...dedi. Neden öyle olsun ki?

– Çok basit!...dedi, adam. Eğer vicdanın yoksa cennete giremeyiz. Ama ayaklar yoksa problem değil. Zaten orda tüm eksikler tamamlanacak. Hatta sakat insanlar, sağlamlara oranla, daha fazla mükâfat görecekler…

Küçük çocuk, bir kez daha tebessüm etti. O güne kadar çektiği acılar, hafiflemiş gibiydi. Adam, vitrine işaret ederek:
– Baktığın o ayakkabı, sana yakışır!...dedi. Denemek ister misin?

Çocuk, başını iki yana sallayıp:
– Üzerinde 30 lira yazıyor, dedi. Almam mümkün değil ki!...

-İndirim sezonunu, senin için biraz öne alırım!..dedi adam. Bu durumda 20 liraya düşer. Zaten sen bir tekini alacaksın, o da 10 lira eder. Çocuk biraz düşünüp:
– Ayakkabının diğer teki işe yaramaz!..dedi. Onu kim alacak ki?

– Amma yaptın ha!..diye güldü adam. Onu da, sağ ayağı eksik olan bir çocuğa satarım.

Küçük çocuğun aklı, bu sözlere yatmıştı. Adam, devam ederek:
– Üstelik tesen öğrencisin, değil mi?diye sordu.

– İkiye gidiyorum!..diye atıldı çocuk. Üçe geçtim sayılır.
– Tamam işte, oldu!..dedi adam. 5 Lira da öğrenci indirimi yapsak, geri kalır 5 lira. O da zaten pazarlık payı olur. Bu durumda ayakkabı senindir, sattım gitti!

Ayakkabıcı, çocuğun şaşkın bakışları arasında dükkâna girdi. İçerdeki raflar, onun beğendiği modelin aynısıyla dolu olduğu halde adam, vitrinde olanı çıkarttı. Bir tabure alıp döndükten sonra, çocuğu oturtup yeni ayakkabısını giydirdi. Ve çıkarttığı eskiyi göstererek:
– Benim satış işlemim bitti!..dedi. Şimdi sen de bana, bunu satarsan memnun olurum.
– Şş, Şaka mı yapıyorsunuz?..diye kekeledi çocuk. Onun tabanı delinmek üzere. Eski bir ayakkabı, para eder mi ki?...
– Sen bu konuda biraz câhil kalmışsın be arkadaş
...dedi, adam. Antika eşyalardan haberin yok her halde. Bir antika ne kadar eski ise, o kadar para eder. Bu yüzden ayakkabın, bence en az 30- 40 lira eder.

Küçük çocuk, art arda yaşadığı şokları, üzerinden atabilmiş değildi.

Mutlaka bir rüyada olmalıydı.Hem de hayatındaki en güzel rüya.

Adamın, heyecandan terleyen avuçlarına sıkıştırdığı kâğıt paralara göz gezdirdikten sonra, 10 liralık banknotu geri vererek:
– Bana göre 20 lira yeterli... dedi. İndirim mevsimini başlattınız ya!...
Adam onu kırmayıp o parayı aldı. Ve bu arada yanağına bir öpücük kondurdu.

Her nedense esnafın içi içine sığmıyordu. Eğer bütün mallarını bir günde satsa, böyle bir mutluluğu bulamazdı.

Çocuk ise yavaşça yerinden doğruldu. Sanki koltuk değneğine ihtiyaç duymuyordu.

Sımsıcak bir tebessümle teşekkür edip:
– Babam haklıymış!..dedi. ‘Sakat olduğum için, üzülmeme hiç gerek yok!' demişti.

(M.Berkergilden alınmıştır.)

ÖZLÜ SÖZ: Bir insan acı duyabiliyorsa canlıdır.

Bir insan başkasının acısını duyabiliyorsa İNSANDIR…

 

Anahtar Kelimeler:

0 Yorum

Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı

Yorum yaz
Diğer Yazıları

DOST BEYKOZ

"Beykoz'un hür gazetesi"