Batuhan Özman: Sessiz mahkemenin sırrı
Bir zamanlar, yüksek dağların arasında saklı, garip kurallarla yönetilen bir kasaba varmış: Sessiztaş. Bu kasabada herkes kurallara uyar, kimse itiraz etmezmiş. Çünkü burada en önemli kural şuymuş:
“Kararı sadece Sessiz Mahkeme verir.”
Ama bu mahkeme diğerlerine benzemezmiş… Ne hâkimi görünürmüş ne de kimse savunma yapabilirmiş. İnsanlar sadece içeri girer, kapılar kapanır ve biraz sonra bir karar açıklanırmış. Kimse nedenini bilmez, kimse soru soramazmış.
Bir gün Batuhan ve en yakın arkadaşları Doruk, Muhammet, Kuzey ve Miraç kasabanın meydanında oynarken bir kargaşa çıkmış. Yaşlı bir adam, pazardan ekmek aldığı halde hırsızlıkla suçlanmış.
Adam sürekli: “Ben almadım, yanlış görüyorsunuz!” diye bağırıyormuş.
Ama kimse onu dinlememiş.
Görevliler adamı alıp Sessiz Mahkeme’ye götürmüş.
Batuhan dayanamamış: “Bu doğru değil! Onu kimse dinlemedi ki!”
Doruk kaşlarını çatmış: “Belki de mahkeme biliyordur…”
Muhammet sessizce: “Peki ya bilmiyorsa?” demiş.
Kuzey kararlı bir şekilde: “Gerçek ortaya çıkmadan verilen karar adalet değildir.”
Miraç ise kapıya bakarak: “Onu yalnız bırakamayız,” demiş.
Beşi birlikte mahkemenin peşine düşmüş.
Gece olunca gizlice Sessiz Mahkeme’nin kapısına gitmişler. Kapı taş gibi ağırmış ama Batuhan elini koyduğu anda kapı titremiş ve yavaşça açılmış.
İçeri girdiklerinde büyük bir boşlukla karşılaşmışlar.
Ne hâkim varmış ne de bir mahkeme.
Sadece ortada duran eski bir taş ve üstünde parlayan tek bir kelime: “İnan.”
Doruk şaşkınlıkla: “Buuu bu ne demek?” demiş.
Muhammet taşı incelemiş: “Sanırım insanlar buraya girince, en çok neye inanıyorlarsa karar ona göre çıkıyor.”
Kuzey gözlerini büyütmüş: “Yani gerçek değil, çoğunluğun düşündüğü şey doğru sayılıyor!”
Miraç üzgünce: “O zaman masum biri bile suçlu olabilir…”
Batuhan o anda her şeyi anlamış: “Bu mahkeme adil değil. Çünkü gerçeği değil, korkuyu dinliyor.”
Tam o sırada dışarıdan sesler gelmiş. Kasaba halkı toplanmış, karar açıklanmak üzereymiş.
Batuhan arkadaşlarına bakmış: “Eğer şimdi konuşmazsak, bu hep böyle devam edecek.”
Beşi birlikte dışarı çıkmış.
Batuhan yüksek sesle: “Bu mahkeme gerçekleri bilmiyor!” diye bağırmış.
Herkes donup kalmış.
Doruk: “Kimse dinlenmeden karar veriliyor!”
Muhammet: “İnsanlar korktukları şeye inanıyor!”
Kuzey: “Bu adalet değil!”
Miraç: “Gerçek duyulmadan kimse suçlu ilan edilemez!”
Kalabalık önce sessiz kalmış, sonra fısıldaşmalar başlamış.
Yaşlı adam tekrar konuşmuş: “Ben gerçekten yapmadım…”
Ve ilk kez insanlar onu dinlemiş.
Gerçek ortaya çıkmış: Ekmek başka biri tarafından yanlış yere bırakılmış.
Adam masummuş.
Kalabalık yavaşça Sessiz Mahkeme’ye dönmüş. Ama bu sefer kimse içeri girmek istememiş.
Çünkü artık anlamışlar: Adalet, susarak değil, dinleyerek sağlanır.
O gün kasabada yeni bir kural konmuş: “Her ses duyulmadan karar verilmez.”
Batuhan, Doruk, Muhammet, Kuzey ve Miraç birbirine bakmış.
Kimse onları alkışlamamış. Kimse onları kahraman ilan etmemiş.
Ama hepsi biliyormuş:
Onlar doğru olanı söylemişti.
Ve bazen en büyük kazanç, haklı olduğunu bilmektir.
İshakağa Ortaokulu 6/C sınıfı öğrencisi