Kibir ve gurur

  • 04.08.2021 23:57
  • Okunma: 1781 kez

Metin AYDIN


​Yıllar evvel seyrettiğim bir filmde duyduğum bir cümleyi hiç unutmadım ve kulağıma küpe oldu.

Filmin bir sahnesinde şöyle bir cümle geçer. Şeytanın en sevdiği günah kibirdir. Kibrin bir insanda başlaması, bir insanın bitişinin başlangıcıdır.

Hem iş alanında, hem politik alanda hem de spor ve kültürel alanda bu tip insanlara sıkça rastlanır. Kibirli olmak kadar kötü olan da o kibirli insanlara yaltaklık etmektir. Bu yaltaklık edenler kendilerini üç kuruşa köle bile edebilecek kişiliktedirler. Bir hikâye anlatayım. Bu hikâye anonimdir. Bir gün bir beldede belediye başkanlığı seçimi yapılır. Seçimi genç yakışıklı biri kazanır. Mazbatasını almadan önce partiye uğrar ve yönetim kurulu odasına girer, orada olanlardan biri ayağa kalkar, sandalyesini çiçeği burnunda başkana verir ve şöyle der: Başkan bu benim sana yaptığım ilk ve son yalakalıktır. Bir daha bana buradakilerden fırsat gelmeyecektir. Zaman, sandalyesini veren adamın doğruluğunu ispatlar. Lakin başkanın bu sözü hatırlamasına kibri mani olur. Diğer seçimlerde çok uğraşmasına rağmen bir daha seçilemez.

Bahsettiğimiz alanlarda zirveye çıkmış ama kibrine gem vuramamış birçok insanın batışına, bitişine şahit olmuşuzdur. Çok kısa zamanda haklı veya haksız kazanç elde etmiş kişiler, bu kazancın böyle devam edeceğini sanmışlar. Bu kazanç kibirlerini şaha kaldırmış lakin kibirlerine gem vuramayıp yaptığı hataları görememiş ve ilerde olabilecek dalgalanmalar akıllarına bile gelmemiştir. Gelir gider dengesini unuturlar. Kazancından (Kazancı kişilik olarak da düşünebiliriz) daha fazlasını harcar hale gelir. Yani kibir bir nevi gözlerini ve aklını kör eder. Kibir her türlü insanı koşar adım batmaya sürükler.

Her daim tevazu gösteren insanlar da genellikle kibirlidir. Mesela en çok politikacılar size hizmet etmek için varız der. Size hizmete geldik derler. Rahmetli Zeki Müren’in yaptığı bir programı dinlerken duymuştum. Şöyle demişti; “Fazla tevazu gurur ve kibirdendir.”

Yeni tanıdığım biriyle ya da yeni makam sahibi olmuş biriyle bir görüşme yaptığımda önce kibirli mi gururlu mu onu yakalamaya çalışır, ardından mübalağalı bir tevazu mu gösteriyor onu anlamak isterim, daha sonra onunla konuşmamı ayarlarım.

Bir insanın kibrini görmek için gözlerine bakın. O kibri hemen yakalayabilirsiniz. Ama onun gözlerine bakarken ona nasıl yaklaşıp menfaat elde edebilirim diye düşünürseniz o kibri göremezsiniz. Görememenizin sebebi sizin yaltakçılığınızdır. Görmenizi engeller.

1908 Beykoz’un marka değeri.

1908 de kurulan Beykoz futbol takımı Beykoz tarihinin en önemli taşlarından biridir. Beykoz futbol takımını layık olduğu yere yani birinci lig veya süper lige çıkarmak Beykoz’un marka değerini üst seviyelere getirmek demektir. Bunun için Beykoz Belediyesi’nin, Beykoz’da bulunan bütün derneklerin ve vakıfların ivedilikle yapması gereken, bu görevi ön sıralarına taşımaktır. Yani pireye kızıp yorgan yakmak gerekmiyor. Beykoz’u görmezden gelme hangi ezikliğin sonucudur çözebilmiş değilim.

Yapılması gereken bence her türlü egonun bir kenara bırakılıp bu konuda çalışacak bir komitenin kurulması ( tabi ki bu komite politik değil sportif düşünen bir komite olmalıdır) ve hemen gerekli raporları hazırlamasıdır. Böyle bir çalışma Beykoz’un başarısına katkı sağlayacaktır. Bu da marka değerine büyük katkı sağlayacak bir çalışma olur.

 

Anahtar Kelimeler:

Yazarın Yazıları