CHP Beykoz İlçe Başkanı: “Beykoz halkı tabutta yaşıyor”
CHP Beykoz İlçe Başkanı Aydın Düzgün, düzenlediği basın toplantısında Beykoz’un yıllardır çözülemeyen imar sorunlarına, ranta kurban giden tarihi fabrikalara ve Beykoz Belediyesi’nin giderek artan borç yüküne dikkati çekti.
Düzgün, 2960 Sayılı Boğaziçi İmar Kanunu’nun acilen değişmesi gerektiğini belirterek, “Beykoz nefes alsın” çağrısında bulundu.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Beykoz İlçe Başkanı Aydın Düzgün, parti meclis üyeleri, yönetim kurulu ve basın mensuplarının katılımıyla gerçekleştirdiği toplantıda Beykoz gündemine dair çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. İlçenin “üst akılla” kötü yönetildiğini savunan Düzgün, Beykoz’un talan ve ranta açıldığını iddia etti.
Açıklamasında Beykoz’un en hayati probleminin 2960 Sayılı Boğaziçi İmar Kanunu olduğunu vurgulayan Düzgün, 12 Eylül döneminden kalma bu yasanın Beykozluları mağdur ettiğini belirtti. Düzgün, “Vatandaşımız evine çivi çakamıyor, penceresini yenileyemiyor, damını onaramıyor. Baskı ve zulüm Beykozluya işlerken; aşağıdaki yalılar ve köşkler için durumun nasıl olduğunu kamuoyunun takdirine bırakıyorum. Boğaz’a en uzun kıyısı olan ilçemizin sakinleri yoldan geçerken denizi bile göremiyor” ifadelerini kullandı.

CHP olarak bu kanunun değişmesi için TBMM’de teklif vermeye hazır olduklarını belirten Düzgün, iktidara “Hodri meydan, gelin bu kanunu değiştirelim” diye seslendi.
Beykoz’un İstanbul’un 39 ilçesi arasında sürekli göç veren tek ilçe olduğunu hatırlatan Düzgün, 250 bin nüfus barajının bir türlü aşılamamasını imar yasaklarına bağladı. Mevcut yapı stokunun 40-70 yıllık olduğunu ve depreme karşı dayanıklılık arz etmediğini söyleyen Düzgün, “Şu anki sistemde imar hakları sadece belirli gruplara ve büyük inşaat firmalarına verilmektedir. Beykoz halkının %85’i deprem riski altında, adeta ‘tabutta’ yaşamaktadır” dedi. Köylerdeki gençlerin evlenip aile kurmak istediklerinde barınma sorunu nedeniyle Çekmeköy gibi komşu ilçelere göç etmek zorunda kaldığına da dikkat çekildi.

Beykoz’un simgesi olan ve binlerce kişiye istihdam sağlayan üç büyük fabrikanın akıbetini de eleştiren CHP İlçe Başkanı, şu örnekleri verdi:
- Sümerbank Deri Kundura Fabrikası: Çalıştırma koşuluyla 18 milyon dolara satıldı ancak makineler satılıp film platosuna dönüştürüldü.
- Paşabahçe İçki İspirto ve Şişecam Fabrikaları: Holdinglere satılarak zenginlere malikane ve saray yapılmak üzere elden çıkarıldı.
Düzgün, her birinde 3 bin kişinin çalıştığı fabrikaların kapanmasıyla ilçenin yüksek işsizlik ve mutsuzluk sarmalına girdiğini ifade etti.
“Şahinkaya’daki Hafriyat Parasıyla İki Hastane Yapılırdı”
Kamu yatırımlarındaki planlama hatalarına da değinen Düzgün, Türk-Alman Üniversitesi’nin üzerindeki Şahinkaya Tepesi’ne inşa edilen hastaneyi eleştirdi. Ulaşımı daha kolay olan Tepeüstü’ndeki eski hastane arazisi dururken koca bir dağın yok edildiğini savunan Düzgün, “Sadece oraya harcanan hafriyat parasıyla iki tane tam teşekküllü hastane yapılırdı” şeklinde konuştu.
Beykoz Belediyesi’nin mali yapısı ve projelerindeki paylaşımlarla ilgili de ağır ithamlarda bulunan Aydın Düzgün, Yaşam Merkezi (nikah salonu) inşaatının %50 kat karşılığı yapıldığını ancak gelir getiren dükkanlar, giriş kat ve otoparkın müteahhide verildiğini, belediyeye ise açık hava boşluklarının kaldığını iddia etti.

AK Parti yönetimini arsa satmakla suçlayan Düzgün sözlerini şöyle tamamladı:
“Belediyeyi CHP aldığında ‘2 milyar borç var’ diyenlere cevabımızdır: Bugün borç 3.9 milyar liraya çıkmıştır. CHP döneminde ‘Arsa satarak mı borç ödeyeceksiniz?’ diye bağıran AKP yönetimi, bugün koştur koştur arsa satma peşindedir. Beykoz artık Cumhuriyet Halk Partisi’nin kalesidir ve öyle kalacaktır.”
Toplantının devamında, hukuki süreçler ve detaylar hakkında bilgi vermek üzere söz CHP Beykoz İlçe Başkan Yardımcısı Avukat Dilmin Hanım’a bırakıldı.