Röportajlar

Ünlü Kalp Cerrahı Dr. Mahmut Akyıldız

Ünlü Kalp Cerrahı Dr. Mahmut Akyıldız
2014.07.15 00:00
| | |
26945

Riva'da her geçen gün yıldızı parlayan Dr. Mahmut Akyıldız’ın kahvaltı sofrasına konuk olduk…

Riva plajına nazır evinde Dost Beykoz’u ağırlayan Dr. Mahmut Akyıldız ve ailesini yakından tanıma şansı bulduk. Sosyal anlamda Riva’da oldukça önemli işlere imza atan Dr. Mahmut Akyıldız’a Riva’yı ve meslek yaşantısını sorarken, Mahmut Akyıldız’ı da kendisi gibi doktor olan eşi Şenay Akyıldız ile konuştuk.

Dr. Mahmut Akyıldız Kimdir?

2 Şubat 1964 yılında Rize’nin Çayeli İlçesi Çataldere Köyü’nde dünya geldi… Çayeli İlçesinin 30 km yukarısındaki Çataldere Köyü’nde çocukluğunu geçiren Mahmut Akyıldız, tamamen o bölgenin kültürüyle yetişmiş bir insan… İlkokulu eski başbakan Mesut Yılmaz’ın da köyü olarak bilinen Çataldere Köyü’nde okudu… İlkokuldan sonra Devlet Parasız Yatılı sınavlarını kazandı ve orta öğrenimi Rize Merkez’de pansiyonda kalarak tamamladı. Ortaokul’dan sonra İstanbul Kabataş Erkek Lisesi’ne giden Dr. Mahmut Akyıldız, 3 yıllık lise eğimini de devlet parasız yatılı olarak okudu.

Liseden sonra 1 yıl makine mühendisi eğitimi alan Akyıldız, buradan İTÜ İstanbul Tıp Fakültesi’ne geçti… 1987 yılında mezuniyetiyle birlikte Çankırı’nın kurşunlu ilçesinde mecburi hizmetini, hemen akabinde Tuzla Piyade Okulu’nda kamp doktoru olarak vatani görevini tamamladı. 

Bu süreçten sonra Siyami Ersek Göğüs Kalp Damar Cerrahi Merkezi’nde kalp damar cerrahi asistanlığına başladı.. Siyami Ersek Kalp Damar Cerrahi Bölümü’nde beş yıl asistan beş yılda uzman olarak görev yapan Mahmut Akyıldız, Siyami Ersek’te ki hocasıyla birlikte özel İsviçre Hastanesi’nin Kalp Damar Cerrahi Bölümü’nü kurdu. Burada da 5 yıl görev yaptıktan sonra kurmuş olduğu kendi ekibiyle Maltepe Üniversitesi’nde 6 yıl görev yapan Dr. Mahmut Akyıldız daha sonra ekibiyle birlikte geçtiği Göztepe Medikal Park Hastanesi’nde mesleki kariyerini sürdürüyor. 

Beykoz ve Riva’nın hayatınızdaki anlamı nedir?

Ben aslen Rizeliyim fakat Beykoz nüfusuna kayıtlıyım. Babam Kazım Akyıldız Paşabahçe Devlet Hastanesi’nde laboratuarda çalışıyordu. Uzun yıllar Çubuklu ve Kanlıca’da oturduk… Riva’da dostlarımız arkadaşlarımız vardı.. Sürekli bir birimize gidip gelir görüşürdük. 

Meslekteki başarınızın sırrı nedir?

Benim babam sağlıkçıydı… Çocukluğumdan beri doktor olmak istiyordum… Yani bu işi severek yapıyorum… Başarı, işini ne kadar sevdiğinle bağlantılıdır ve işini yapmaktaki amacın nedir? Bunlara cevap bulmak gerekir… Bu çerçevede önemli unsurlardan bir tanesi de insani ilişkilerdir.

Ben kalp cerrahı asistanlığına başlamadan önce kiminle çalışacağıma karar vermiştim.. Türkiye’ye bay passı getiren adamla 15 yıl birlikte çalıştım. Her gün 3 ameliyata girerdim. Yoğun bir çalışma tempomuz oldu…  Özel sektörde de günde 5-6 ameliyat yaptığımız zamanlar oldu… Bunu altında çok önemli bir efor ve buna karşın emek ve zaman vardır… Diğer yandan cerrahi mesleğinin beceri gerektiren bir şey olduğunu göz ardı edemezsiniz.

Eskiden 3-4 merkezde açık kalp ameliyatı yapılıyordu fakat şu anda 30-40 tane merkezde açık kalp ameliyatı yapılıyor… Bu nedenle işinizi ona göre yapmak zorundasınız.  Ben işimi severek yapıyorum onun dışında kendime de zaman ayırıyorum. İşimle evim arasında çok iyi bir dengem vardır.

Mesleğinizdeki en önemli ilkeniz?

Kutsal bir iş yapıyorsunuz. İnsanlar en önemli nimetlerini en önemli varlıklarını Allah’tan sonra size emanet ediyorlar. Senin yapacağın küçük bir hata belki bir insanın, belki bir ailenin buna bağlı olarak birçok insanın canının yanmasına neden olabilir? Böyle kutsal bir iş yaparken, para ön plana çıkarsa kutsallığın sihri bozulur. Karşılıklı güven azalır. 

Siz işinizi iyi yaptığınız sürece insanlar emeğinizin karşılığını imkânları yettiği ölçüde mutlaka karşılayacaktır. Bu para olmayabilir… Önemli olan sizin severek ve isteyerek işe gönül vermenizdir.

Ünlülerle olan iyi diyalogunuz?

Benim insanlarla olan ilişkilerimin temel bağı mesleğimdir. Onun dışında, kahveye, bara gitmem, gece hayatım yoktur. İşimle evim arasında bir döngüm vardır. Herkese olduğu gibi sanatçılara da saygım ve sevgim vardır. İnsanlara hürmet ediyorsun, böyle olunca onlarında sana bir sempatisi oluyor. Karşılıklı değerler çerçevesinde bir alışveriş oluyor. Onun dışında memleketimiz itibariyle, insanlarımızın yoğun olduğu derneklerde görevler yaptım. Mesleğimle ilgili derneklere, kurumlara, kuruluşlara gerek şahsım gerekse çalıştığım kurum kanalıyla destek sağlarım. Hiçbir beklentim yok. Tamamen içimden gelerek insani duygularımla yapıyorum.  İçimden gelmeyen bir şeyi ne ben yaparım. Nede başkası yaptırabilir.

Riva ile olan bağınız?

Ben yaklaşık 10 yıldır burada oturuyorum. Burada bir bahçem var. Dinleniyorum, kitap okuyorum, müzik dinliyorum. Doğayla baş başa kalarak kendimi şarj ediyorum. Burayı terapi bahçesi olarak adlandırıyorum. Kendim bahçeme geliyorum. Hayvanlarımla, sebzelerimle uğraşıyorum. Riva’da insanların ekonomik durumları pekiyi değil… Yazın iki ay turizmle uğraşıyorlar. Gençlerin birçoğu işsiz, böyle olunca da kötü alışkanlıklara yönelme eğilimi yüksek oluyor.

Allah burayı bize kısmet kılmış. Bende burada bir şeyler yapabilir miyim? Diye düşündüm. Ben dışarıyı umursamadan da yaşarım… Ama dışarıda yangın varsa Rivali bir insan olarak beni de ilgilendirir… O nedenle, ‘insani olarak yapabileceğin bir şey varsa kayıtsız kalmak çok yanlış olur’ dedim.

İlk olarak insanlara çeşitli konferanslar vermeyi düşündüm… Bunu muhtarımızla konuştuk. Daha sonra özel bir okul üzerinde durduk… Taş ocağında bu konuda çeşitli araştırmalar yaptık. Baktım ki, bu iş beni aşıyor… Daha sonra spor üzerinde yoğunlaştık ve harekete geçtik.

Riva Spor ve Tesisleri kuruluyor.

Bunun nasıl olabileceği konusunda önceki Belediye Başkanımız Muharrem Ergül ile çeşitli görüşmeler yaptık. Riva’da çocukların top oynadığı atıl bir alan vardı… Üç senelik bir uğraş sonucunda 22.5 dönümlük o araziyi alarak, yapmış olduğumuz halı saha ile Riva Spor Tesisleri’nin temelini attık. Bu konuda Spor İl Müdürü Tamer Taşçı’nın büyük destekleri vardır.

Amacımız Riva’ya bir spor kompleksi kazandırıp, basketbol, voleybol, kürek, motor bisiklet, binicilik, kama gibi sporları burada yaptırıp, Riva’nın ekonomisinin kışında hareketli olmasını sağlamayı hedefliyoruz .. 

Merkez’de bulunan yeşil binayı Riva Spor’a aktaracağız. O bina bizim kulüp yönetim binamız olacak. Ondan sonra spor okulumuzda gençleri yetiştirip, belki 3, belki 5 – 10 yıl sonra buradan büyük kulüplere ve yurt dışına oyuncular göndereceğiz.

Riva halkı çalışmalarınızı nasıl karşılıyor?

Bu konuyla ilgili bir analiz yapmadım ama herkesin çocuğu halı sahada olduğuna göre vatandaşlar çalışmalardan memnun… Benim, insanlar ne diyor, ne düşünüyorlar diye herhangi bir kaygım ve endişem olmadı. Ben onların çocuklarıyla ilgileniyorum. Çocuklar, ‘hocam, hocam bende oynayayım’ diyerek geliyorsa demek ki biz başarıya ulaştık… Neticede o çocuklar top sahasında olmadıkları zaman, ondan daha güzel bir yerde olmuyorlar.

Riva halkı ile gönül bağınız?

Herkes takdir ediyor tabi. Zaman geçtikçe tanıştıkça insanlar beni sevdikçe, daha yakın daha samimi, daha içten davranıyorlar. İlk başta, “ne oluyor, ne bitiyor, bu insan bu işleri ne amaçla yapıyor” şeklinde bir ön yargı oluşuyor. Ama sonradan bir beklenti ve art niyet olmadığı anlaşıldıkça her şey normale dönüyor.

Benim arkadaşlarım gençler

Ben burada daha çok gençlerle arkadaşım. Hepsinin ismini de öğrendim. Ben daha çok onlarla beraberim ama böyle olunca babalar da takdir ediyor tabii ki. Kimse bize gölge yapmasın kimseden de bir şey beklediğimiz yok. 

Riva Festivali?

7 sene önce başlattığımız Riva Festivali benim fikrimdi… Etrafta insanlar festival yapıyorlardı… Benim de eş dost sanatçı arkadaşlarım gidip evime gelip gidiyorlardı… Riva’ya festival fikrimi sanatçı dostlarıma söyledim.. Onlarda, ‘bir gün gelip senin için, hiçbir karşılık beklemeden şarkı söyleyebiliriz’ dediler. 

İlk zamanlar küçük çapta yaptığımız festival gittikçe büyümeye başladı . Tanığım sanatçı dostlarımı evime davet ediyorum… Mangal partisi yapıyoruz. buradan sahneye inip bir iki tane şarkı söylüyorlar.Burada sanatçılarımızla bir gün geçiriyoruz…Böyle Riva’da hareket olmaya başladı. Bu anlamda da Riva Festivali markalaşmaya doğru gidiyor. Hem ekonomiye dayalı bir olay değil, neticede belediyeler bir sürü festivaller düzenliyorlar ve bir sürü para veriyorlar. Biz de hiçbir karşılık yok tamamen dostane ilişkilerle bu festivali yapıyoruz. Bir gün Tarkan’ı bile Riva’da şarkı söylerken görebilirsiniz.

Siz Riva’dan ilginizi çekseniz ne olur?

Bir şey beğeniliyorsa kişilere endeksli olmamalı. Ben Riva Spor Kulübü’nün kurumsallaşmasını istiyorum. Dr. Mahmut bugün var, yarın olmayabilir. Kurumlar kendi ayakları üzerinde durdukları zaman kurum olurlar zaten… Festival gelenek haline geldi, halkta sahip çıkıyor… Önemli kartopunu yuvarlamaktır… O öyle bir hale gelir ki zamanla sizin kontrolünüzden de çıkar… Edison elektriği bulduğu zaman Dünya’yı aydınlatmadı. Sadece bir tane ampulü buldu. 

Bundan sonra yeni planlarınız da neler var ? 

Benim bütün planlarım Riva ile ilgili. Aynı zamanda mesleğimi yapıyorum. Çok fazla planı olan bir insan değilim. Günü yaşayan, güzellikleri görmeye çalışan bir insanım. İşimde de iyi olduğumu düşünüyorum. Sonuçta insanın kendine güvenmesi güzel bir şey. Gereksiz övgüyü sevmem. İyi bir cerrah olduğumu düşünüyorum. İşim benim ayakta durmam için önemli bir etken. 

Doğal bahçelere olan ilginizin nedeni Karadenizli oluşunuz mu?

Son yıllarda, sağlıklı beslenmeyle ilgilenmeye başladım. 5-10 yıldır sağlıklı beslenmediğimizi düşünmekle beraber, özümüzden uzaklaşmaya başladığımızı gördüm. Teknoloji insanı olma yolunda hızla ilerliyoruz.

Son yüz yılda teknolojik hastalıklar arttı.

Atalarımız, dedelerimiz doğanın içinde yaşayan insanlardı. Kolay kolay hasta olmazlardı. Ama gel gör ki, son yüz yılda, kalp hastalığının, şeker hastalığının, kanserlerin ve teknolojinin getirmiş olduğu hastalıklar hızlı bir şekilde artıyor.

Yüz yıl geriye gittiğin zaman; insanlar açlıktan, enfeksiyondan, kazalardan ölürdü. Bugün ise teknolojinin getirdiği hastalıklardan ölür oldular. Yaşadığımız süreçte, yeşil ve tarım alanları küçülüyor. İnsanlar büyük şehirlerde, lüks merakları yüzünden apartmanların betonların içine girdiler.  Böyle olunca da doğa ve doğallığımızdan uzaklaşıyoruz. 

Bizim için olmasa da çocuklarımızın daha doğal bir ortam da yetişmesi için doğallığı önemserken,  Karadenizli oluşum ve köyde doğup büyümüş olmamda hayvanlara karşı sevgi duymamda önemli bir etkendir.

Biz burada sütümüzü, yumurtamızı, sebzemizi, meyvemizi kendimiz üretiyoruz… hayvanlarımızı yemle beslemiyoruz… Onları da doğal yiyeceklerle besliyoruz.

Yumurta yemini incelediğimde, sağlıksız katkı maddeleriyle dolu olduğunu gördükten sonra, tamamen doğal yemlerle doğal ortama geçtik. Yaklaşık bir dönüme yakın sebze bahçem var. Kışın, yazın bütün sebzelerimizi doğal gübrelerle üreterek, kendi bahçemden alıyorum. Benim çocuklarım Koka Kola’yı bilmezler. 

Söz çocuklarınızdan açılmışken kısaca bahseder misiniz ?

İki çocuğum var. Bir kız biri erkek. Kızım 7 yaşında. 2 sene ana okuluna gitti bu sene ilkokula gidecek. Oğlum da 4 yaşında o da bu sene ana okuluna başlayacak. Kızımın ismi Aslı. Oğlumun ismi Ata. 

Doktor olmanız doğallığa olan ilginizde etken midir?

Amerika Dünya’da teknolojinin beşiği olmuş durumda. Bütün her şeyin öncüsü, ama kalp ölümlerinde Dünya’da birinci sırada. Neden ? Ucuz karbonhidrat, beyaz rafine edilmiş şekerler, beyaz yağlar, beyaz unlar,  ucuz tahin, ucuz hormonlaştırılmış etler, hamburgerler olunca neden ilk sırada olduğu anlaşılıyor. Oysa Dünya’nın en sağlıklı ülkesi olması gerekir. Bu bilgilere ulaşınca özümüzün bize ne kadar faydalı olduğunu daha iyi anlamış olduk ve özümüze döndük…. Tıpkı mutluluk gibi… Mutlulukta kişinin kendi özündedir, dışarıda aramaya gerek yoktur.

Son olarak söylemek istedikleriniz neler?

Ben Dost Beykoz’a çok teşekkür ediyorum, zahmet edip geldiniz… Aslında sizde Riva’ya bu anlamda bir hizmet yapmış oluyorsunuz… Çünkü ‘evin güzelliği mutfağındadır’ diye bir söz vardır… Sizde bu röportajla Riva’nın mutfağına girerek, güzel şeyleri ön plana çıkarmaya çalışıyorsunuz… Güzel insanlar geldikçe, güzel şeyleri de ön plana çıkardıkça başka bir çok insanı da teşvik ediyorsunuz. Beni de onurlandırdınız. Ben de mutlu oldum. 

Bizim en büyük mutluluğumuz, hastanın, hasta sahiplerinin candan gönülden teşekkür etmesi, yakınlığı ve samimiyetidir. Güzel şeyler teşvik edildikçe daha da güzelleşir. Bunlara katkı yapan insanların sayısı artar. Dünya’nın güzelleşmesini istiyorsak hepimiz bir birimizi sevmeliyiz. Herkes birbirini severse, daha güzel bir Dünya’da yaşarız. Evrende verdikçe büyüyen bir tek şey vardır, o da sevgidir. Allah’ın bize vermiş olduğu bir sürü nimetler için şükür etmeliyiz. 

Dr. Mahmut Akyıldız’ın eşi Şenay Akyıldız

Trabzonluyum… Üniversiteyi kendi memleketimde okudum…Branşım kardiyolog.. Göztepe Şafak Hastanesi’nde kardiyoloji bölümünde çalışıyorum. 13 yıllık hekimim.

Şenay Akyıldız’dan Mahmut Akyıldız yorumu

Aslında kendisi oldukça detaylı anlattı.. Mahmut Bey bana göre sevecen, bununla birlikte oldukça heyecanlı bir insan…

Tıp bizim mesleğimiz olduğu için bu anlamda sürekli araştırmalar yapar… Çocuklarının beslenmelerine varana deki ilgilenen bir babadır… Karadeniz insanın öfke durumu Mahmut Bey’de de vardır. Çok yoğun bir iş yaşantısı var… Hal böyle olunca gergin ortamlarda fedakarlık yapmak hep bana düşüyor… 

Dost Beykoz / Kader Gür

Anahtar Kelimeler: Beykoz Yerel Haber, Riva, Dr. Şenay Akyıldız, Dr. Mahmut Akyıldız, Röportaj

reklam

DOST BEYKOZ

"Beykoz'un Hür Gazetesi"