Gerçekten de yediklerinize dikkat

  • 05.07.2021 09:02
  • Okunma: 967 kez

A. Raif ÖZTÜRK


Son günlerde medya ve kamuoyu; Prof. Dr. Canan Karatay’ın yediğimiz gıdalar hakkında, özellikle de TAVUK DÖNERİ vs. hakkında adeta çalkalanıyor.

 

Bu konu öylesine büyütüldü ki; bazı TV kanalları tarafından halk ile röportajlardan tutunuz da dönercilerin ayaklanmasına, hatta YARGIYA taşınmasına kadar götürüldü.

Malumunuz olduğu üzere bedeniz yarım asırdan beri, olayların hem zahiri (görünen) yönünü herkes gibi değerlendirirken, hem de bâtınî (görünmeyen ve gerçek anlamdaki) yönünü ise Allah adına ve Kur’ân ışığında değerlendirmeyi bir prensip edinmişim. Fakat hangi yönü daha önemliyse, o yönüne çok daha fazla önem vermekteyim.

Tavuk döneri konusunda Nasreddin hocanın hikâyesi gibi; Canan Karatay haklı gözüktüğü gibi, dönerciler de haklı gözüküyor. Hatta farklı farklı görüşler ifade eden halkın da her birinin haklı olduğu da gözden kaçmıyor. Ancak bendenizin şimdi sunacağım “YEDİKLERİNİZE DİKKKAT” konusunda, %100 haklı olduğumu, tüm akl-ı selim olanlar tasdik edecektir.

Prof. Dr. Canan Karatay’ın tavsiyelerini hafife alan veya uygulamayan kişilerin, muhtemeldir ki en fazla sağlıkları bozulacak. Kim bilir, belki de binde bir bile olsa bünyeleri çok hassas kişilerin ölümlerine bile sebep olacak. Şayet böyle olsa bile, geri kalan birkaç yıllık ömürleri hebâ edilmiş olacak.

Fakat benim arz edeceğim “YEDİKLERİNİZE DİKKKAT” konusunda titizlik göstermeyenlerin, sadece şu birkaç senelik ömürleri değil, ek olarak; kabir hayatları, haşir, sırat, mahkeme-i Kübra ve Âhiret hayatları da mahvolacaktır.

Bu iddia benim veya benim gibi fanî birinin iddiası değil, sizi, beni ve bütün Kâinatı yaratan Yüce Rabbimizin kesin uyarılarıdır.

Bakara Suresi, 173. ayet: O, size ölüyü (leşi), kanı, domuz etini ve Allah'tan başkası adına kesilmiş olan (hayvan)ı kesin olarak haram kıldı.

Bakara Suresi, 275. ayet: FAİZ (riba) yiyenler, ancak şeytan çarpmış olanın kalkışı gibi, çarpılmış olmaktan başka (bir tarzda) kalkmazlar. Bu, onların: "Alım-satım da ancak faiz gibidir" demelerinden dolayıdır. Oysa Allah, alış-verişi helâl, FAİZİ haram kılmıştır. Kime Rabbinden bir öğüt gelir de (faize) bir son verirse, artık geçmişi kendisine, işi de Allah'a aittir. Kim (faize) geri dönerse, artık onlar ateşin (Cehennemin) halkıdır, orada sürekli kalacaklardır.

  • Evet, bu önemli gerçeklerden sonra, gelelim yazı başlındaki “YEDİKLERİNİZE DİKKKAT” konusuna:

Yediklerimizin, Allah’ın emaneti olan şu vücudumuza zarar vermemesi için, elbette konu uzmanlarının tavsiyelerine uymakta titizlik göstereceğiz. Ancak, Âhiret hayatımızda bizleri CEHENNEM azaplarına namzet edecek olan haramlara ise bundan belki 100 kat daha çok dikkat etmek zorundayız.

Hatta (yalan söyleyerek ticaret, hırsızlık, içki satışı ve rüşvetle, FAİZ vs.) haram kazançlarımızla, sonsuz, sınırsız ve ebedî hayatımızı Cehenneme çevirdiğimiz gibi, bu tür haram kazançlarla yetişen neslimizin de hayırsız yetişeceğini bilmek zorundayız.

Şayet bu gerçekleri yeni fark eden kardeşlerimiz varsa, asla ümitsiz olmasınlar. Onlar için de TÖVBE kapısı fırsatı ellerindedir. Hatta çok samimi bir pişmanlıkla ve gözyaşlarıyla yapılan tövbelerle, bu güne kadar işlediği haramların ve günahların tamamını sildirme, (aşağıdaki âyete göre de) yerine SEVAP yazdırma imkânları vardır. Bu vaad de benim değil, bizim ve tüm Kâinatın yaratıcısı olan Yüce Rabbimizin vaadidir.

Bakınız! Furkan S., 70. Âyet: “Ancak, tövbe edip iman edenler, güzel ve makbul işler işleyenler bundan müstesnadır. Allah onların kötülüklerini, iyiliklere çevirir. Çünkü Allah gafurdur, rahîmdir, çok affedicidir, pek merhametlidir.”

            Bu işin kriterleri de ayetlerde zikredilmiş olup, açılımı şöyledir:

1. Kişi küfürde ise, ondan tövbe edip ÎMÂN edecek.

2. Mümin ise, o günahlarından tövbe edip pişman olacak.

3. Tövbenin kabul edilme şartlarına riayet edecek.

4. Varsa insanların haklarını ödeyecek, helallik alacak.

5. Allah’ın hakkı olan namaz, oruç gibi (borçları varsa) borçlarını da kaza edecek.

6. Bütün samimiyetiyle hayatının bundan sonraki kısmını, emir ve yasaklara riayet ederek geçirecektir.

  • Ne mutlu bu gerçekleri fark ederek, bu önemli fırsatları ganimet bilip, hem kendisini ve hem de aile efradını EBEDÎ azaplardan kurtaranlara ve bundan sonraki ömrünü, gayet mutlu ve huzurlu geçirenlere…

Bu konuyla ilgili, ÇOK İLGİNÇ ve İBRETLİK BİR OLAY (tıkla Oku)         

Anahtar Kelimeler:

Yazarın Yazıları