Röportajlar

Cumhur Yıldız ile Beykoz ve HAS Parti

Cumhur Yıldız ile Beykoz ve HAS Parti
2014.07.15 00:00
| | |
10312

Avukat Cumhur Yıldız gündemle ilgili çarpıcı değerlendirmelerde bulunurken HAS Parti’nin siyasete farklı bir dil, farklı bir üslup katacağını belirtti.

12 Haziran’da yapılacak Genel Seçimlere sayılı günler kala HAS Parti İl Yönetim Kurulu Üyesi Avukat Cumhur Yıldız ile kısa bir söyleşi yaptık. Uzun yıllardır Beykoz’da yaşayan ve başarılı bir Avukatlık kariyeri olan Cumhur Yıldız gündemle ilgili çarpıcı değerlendirmelerde bulunurken HAS Parti’nin siyasete farklı bir dil, farklı bir üslup katacağını belirtti. Yıldız “siyaset HAS Parti’de hak ettiği değeri buluyor” dedi.

Bize kendinizi kısaca tanıtır mısınız?

Cumhur Yıldız. 1971 Ordu doğumluyum. İlk, orta ve lise öğrenimimi Ordu’da tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1994 yılında mezun oldum. Mezuniyetimin ardından TMSF bünyesindeki bazı bankaların hukuk müşavirliklerinde avukatlık yaptım. 2001 yılında Beykoz’a yerleştim, halen Çubuklu’da ikamet etmekteyim. 2004’ten bu yana da Beykoz Kavacık’ta serbest avukatlık yapıyorum. Evliyim ve iki çocuğum var.

Beykoz deyince?

Beykoz’u çok seviyorum. İstanbul’un karmaşasından, gürültüsünden uzak, son derece sakin, mütevazı bir yer. İnsan Beykoz’a alıştıktan sonra başka bir yerde yaşamayı düşünemiyor. Ama bir tarafı da var ki beni siyasete iten nedenlerin başında da bu geliyor; böylesine dünya harikası bir yerin bu kadar yoğun sorunlara ve çözümsüzlüğe mahkum edilmesini anlayamıyorum.

Neden siyaset, neden HAS Parti?

Siyaset sorunları çözme sanatıdır ve milletin huzur ve mutluluğunu hedef almalıdır. Günümüz siyaset anlayış ve tarzının insanı ve milleti geri plana ittiğini, karar ve denetim mekanizmalarına milleti ortak etmediğini görüyoruz. İktidar partisinin küresel sermayenin güdümü altında siyaset icra ettiğini, ana muhalefet partisinin ise devleti ön plana alan bir siyaseti benimsediğini müşahede etmekteyiz. Projeler ve sorunlara üretilen çözümler üzerinden bir yarış alanı olması gereken siyasetin, sığ tartışma ve polemiklere indirgendiğini, üslup ve seviyenin aşağılarda seyrettiğini insanlarımız çaresizlik içinde ve öfkeyle izlemektedir.

Has Parti “ne piyasa, ne siyasa, önce insan” ifadesiyle özetlenen, insanı esas alan yeni bir siyaset tarzı ve medeniyet projesi sunmaktadır. İnsanları etnik kimliği, inanç ve yaşam tarzı gibi farklı kimlikler üzerinden ayrıştırıp kamplara ayıran, kutuplaştıran eskimiş siyasetin yerine, seviyeli bir üslup ve yöntemi tercih eden, hak, adalet, eşitlik, hakça ve adaletli paylaşımı ilke edinen ve bu değerler üzerinden toplumu birleştiren bir siyaset tarzını benimsemektedir. Has Parti’nin ortaya koyduğu siyaset üslubu ve muhtevasına ve ortaya konulan bu medeniyet projesine gücüm yettiğince bir katkı sunmayı, kendi açımdan bir onur sayıyor, içinde yaşadığım topluma karşı duyduğum sorumluluğun bir gereği olarak görüyorum. Tabi yukarıda da arz ettiğim; Beykoz’un –tabi istenmesi durumunda-kısa vadede çözülebilecek sorunlarının uzun yıllardır kasıtlı olarak çözülmemesi de beni siyasete iten ve HAS Parti çatısı altına yönlendiren çok önemli bir neden.

Numan Kurtulmuş?

Halkımızın yoğun ilgisine ve güvenine mazhar olmuş bir siyasi lider ve son derece başarılı bir akademisyen. Çok kısa bir sürede tüm Türkiye’de örgütlenmesini tamamlamayı başarmış ve bu denli kısa bir zaman geçmiş olmasına rağmen 550 milletvekili adayıyla seçimlere girme başarısını göstermiş bir partinin Genel Başkanı. Toplumun bütün kesimlerini kucaklamış ve siyasi hareketinin içerisine bütün kesimleri dahil edebilmiş bir lider. Uzlaşmacı tutumu, mütevazı, saygın kişiliği, siyasi ahlak ve üslubu Türk insanının özlediği siyaset tarzına ve duruşuna çok yakışıyor. Bütün bunların yanında Sayın Genel Başkanımızın akademik yönü, ülke meselelerinde tırnak içerisinde söylüyorum bazı siyasiler gibi bol keseden atmak değil, projelerle, bilimsel çalışmalarla öne çıkmasını ve kabul görmesini sağlıyor.

Gelelim Beykoz’a? Klasik bir soru ama, Beykoz’un en önemli sorunu sizce nedir?

Ülke genelinde yaşanan ciddi ekonomik ve sosyal sorunlara ilave olarak Beykoz’un kendine özgü ve hepsi de birbirinden önemli ve öncelikli sorunları var. Beykoz’un sorunları o kadar çok ki. Onun için bir sıralama yapmak çok zor. En başta bir imar sorunu var. Çeşitli yasalarla ve yasaklarla kuşatılmış, kısıtlanmış olağanüstü bir coğrafya. 2-B gibi yıllardır çözülemeyen ya da çözülmek istenmeyen çok önemli bir sıkıntı hala varlığını korurken, Boğaziçi İmar Kanunu, SİT Kanunu,  orman, hazine, vakıf gibi sorunları çözmek yerine çözümsüzlüğe mahkûm eden köhnemiş yasa ve yasaklar Beykoz’umuzun gelişmesinin ve insanlarımızın özgürce yaşamalarının önünde duran en önemli engeller.  Bunların yanında kapanan fabrikaların yerine yeni istihdam alanlarının oluşturulmaması -ki bunun da en önemli nedeni yine imar mevzuatına dayanmaktadır- işsizlik oranının Türkiye ortalamalarının çok çok üzerinde seyretmesine yol açmaktadır. Ve maalesef böyle çarpıcı bir istatistik ortada dururken yetkililerin halen çözüm noktasında bir şeyler yapmamış olması bizleri düşündürüyor. Yani bu iş “olmuyor” diyerek geçiştirilebilecek bir iş değil.

Beykoz’un sorunları siyasete malzeme yapılıyor. Hani ecri misil tamamdı?

Beykoz’da serbest avukatlık yaptığım için çok iyi biliyorum. İnsanlarımız hakikaten çok zor durumda. Bir taraftan açlık sınırının bile çok çok altında bir emekli maaşına mahkûm ettiğin insanlar, diğer taraftan sen bu insanlara çok uzun yıllardır oturduğu iki göz bir barakaya 20 bin 30 bin TL ecri misil gönderiyorsun. Bu insan zaten yarı aç yarı tok yaşıyor. Bu insana bu muamele reva mı? Birçok mahallede ecri misil borcundan dolayı kalp krizi geçirip vefat eden insanlar var. Aldıkları üç kuruş emekli maaşını bankaya bağlayıp kredi alarak ecri misil borcunu ödemeye çalışan ve bu yüzden neredeyse açlığa mahkûm edilen insanlarımız var. Hani ecri misil tamamdı. Hani sorun çözülmüştü.  Seçimlerde bu insanlara çözüm vaadinde bulunarak oy isteyen seçilmişlerin bu gün seslerinin çıkmaması siyasi sorumlulukla asla bağdaşmıyor.

Peki, yerel yönetimi başarılı buluyor musunuz?

Şimdi günlük yaşantımıza baktığımızda yukarıda bahsettiğimiz sorunlarımızın çözümü noktasında en ufak bir yol alınmış olduğunu göremiyoruz. İnsanlarımızın hayatını güzelleştiren, Beykoz’a artı değerler katan her hangi bir çalışma göremiyoruz. Yaklaşık otuz ay önce “Çankaya tamam, Ankara tamam, İstanbul tamam sıra Beykoz’da diyerek Beykoz’un elli yıllık sorunlarını bu dönemde çözeceğini iddia eden iktidar partisi maalesef geçen bu otuz aylık sürede henüz hiçbir icraat yapmış değil. Yerel yöneticiler, sorunların çözümünün kendi yetkilerini aşan yasal düzenlemeler gerektirdiği belirtiyorlar. Kısmen doğrudur, ancak bu mazeret olmamalıdır, bu bizim sorunlarımızın merkezi yönetime ulaştırılamadığının itirafıdır aslında.   Hal böyle olunca benim genel anlamda merkezi yönetimi ve  buna paralel olarak yerel yönetimi başarılı bulduğum söylenemez. Zira sorunlarımız olduğu gibi duruyor.

2-B, Mülkiyet, İmar, ecri misil ve İşsizlik sorunları Beykozlunun belini kıran sorunlar bu güne kadar neden çözülemedi?

Bence çözülmüyor. Ülkemizde siyaset olması gerektiğinden farklı kurgulanmış ve siyaset bu kurgu üzerinden yapılıyor. Nedir bu? İnsanları kendine mahkûm etmek. Sorunlarını çözmeyerek ve nedenlerini çeşitli kişi ya da kurumların üzerine yıkarak kendini tek umut olarak göstermek. Yani maalesef insanların umutlarını her zaman taze tutarak, bu sorunları kullanarak adeta bir umut tacirliği yapılıyor. Mevcut iktidar sorunları çözümsüz bırakmak, bu sorunların üzerinden insanları kendilerine mahkûm etmek üzerine bir siyaset anlayışına sahipler. Hâlbuki Beykoz’un sorunlarına yönelik çok ciddi adımlar atılabilir ve istenirse bazı yasal düzenlemelerle sorunlar kolayca çözülebilirdi.

Maalesef Beykoz’da umut tacirliği yapılıyor. Hani üçlü sacayağı bozmazsak sorunlar çözülecekti?

Bu dönem Beykoz için tarihi bir fırsattı. Nitekim iktidar partisinin yöneticileri ve seçilmişleri her fırsatta “Cumhurbaşkanı AK Parti, Ankara AK Parti, İBB AK Parti. Sorunlarınızın çözülmesini istiyorsanız Beykoz’u da AK Parti’ye verin” iddialı söylemiyle vatandaşlarımızdan oy istediler.” Ecri misil, 2-B tamam” diyerek umut tacirliği yaptılar. Hani ne oldu? 2-B seçimden sonraya bırakıldı. Ecrimisil yüzünden insanlar ölüyor. 30 aya yakın bir zaman geçmiş ve iktidar gücüyle çözülebilecek bu dağ gibi sorunlar oldukları yerde duruyor. İşte bu umut tacirliğidir. Ve bunun için HAS Parti Türk Siyasetini hak ettiği ve özlediği çizgiye taşıyacak diyoruz. Çünkü biz asla bizi biz yapan insanlarımızın değerlerini istismar aracı yapmayacağız.

Siyasetle ilgisi olmayan birçok ismin HAS Parti’de siyaset yaptığını gözlemliyoruz. Bunu neye bağlıyorsunuz?

 

Çok güzel bir soru sordunuz. Ülkemizde siyasetin seviyesinin nerelere kadar düştüğünü maalesef ibretle izliyoruz. Hal böyleyken gerek ülke meselelerini, gerekse ilçemizin sorunlarını kendine dert edinip, mevcut siyaset tarzını reddeden duyarlı ve idealist insanlar siyasete demokratik bir işleyiş getiren HAS Parti’yi tercih ediyorlar. HAS Parti kendi üyelerinin, teşkilatlarının eşit söz hakkına sahip olduğu bir yapı kurmuş ve insanlarımızın bu çerçevede siyaset yapabilmelerine fırsat vermiştir.

Antoni Vişkoşevski bizim zenginliğimizdir.

Ülkemizin en anlamlı zenginliklerinden biri olan Polonya asıllı yurttaşlarımızın yaşadığı Polonezköy’ün sevilen ismi, Polonezköy Muhtarı Antoni Vilkoşevski’yi milletvekili adayı göstermemiz bizim siyaset anlayışımızın da önemli bir göstergesidir. Biz etnik kimlik, inanç, düşünce, yaşam tarzı üzerinden siyaset yapmayı reddeden bir siyasi anlayışa sahibiz.

HAS Parti’nin 12 Haziran seçimlerindeki hedefi ne?

Partimiz çok kısa bir süre içerisinde kuruldu ve tüm ülkede teşkilatlanmasını tamamlayarak 550 milletvekiliyle seçimlere hazırlanıyor. Bu zaman sıkıntısı ve mali olanaklarımızın kısıtlı olmasına rağmen çalışmalarımızı çok ciddi bir şekilde aksatmadan devam ettiriyoruz. Bu seçimlerde de HAS Parti olarak mecliste yer bulacağımıza ve vatandaşlarımızın sorunlarına yönelik olarak önemli çalışmalar içerisinde olacağımıza inanıyorum. Sonraki seçimlerde de daha hazırlıklı ve donanımlı olarak bayrağı daha da yukarı taşıyacağımızı düşünüyorum.

Son sorum: Dost Beykoz?

Yıllardır tarafsız gazetecilikten ödün vermeden, bazıları gibi seçimden seçime değil, kesintisiz olarak yayın hayatına uzun yıllardır devam eden, basının kamuoyunu bilgilendirme ve bilinçlendirme fonksiyonunu gereği gibi yerine getiren, sadece Beykoz’da değil tüm Türkiye’de yerel yayıncılığa örnek gösterilmesi gereken bir gazete. Her sayınızı büyük bir keyifle okuyorum ve web sitenizi de her gün düzenli olarak takip ediyorum. Bu konuda söylenebilecek çok fazla bir şey yok aslında: İşinizi çok çok iyi yapıyorsunuz.  Yayın hayatınızın uzun yıllar devamını yürekten diliyorum.

Özel Söyleşi / Sinan Kavrak

Anahtar Kelimeler: Beykoz, HAS Parti, Cumhur Yıldız, Röportaj

0 Yorum

Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı

Yorum yaz

DOST BEYKOZ

"Beykoz'un Hür Gazetesi"