Beykoz’da bir doğa adamı İsa Bayrak

  • 01.08.2021 15:03
  • Güncelleme: 14.02.2022 12:48
  • Okunma: 3073 kez
  • Yorum: 0
Çocukluğundan beri doğa ile iç içe yaşamayı tercih eden İsa Bayrak, Beykoz’da, keçi çiftliği olan sayılı birkaç kişiden biri...
Beykoz’da bir doğa adamı İsa Bayrak

Çiftlik demişken dizilerde gördüklerinizi unutun, kâhyalı, kapısında paha biçilmez araçlar olan, modern tesis düşünmeyin doğal, birkaç barakadan oluşan bir yerden bahsediyoruz.

Mahmutşevketpaşa’yı yüksekten gören, hatta biraz daha yukarı çıkılsa solunda Riva, sağında Polonezköy ve Beykoz'un en uçtaki sınır köylerinin göründüğü bir mevkide yer alıyor doğal çiftlik!

13-14 yaşlarından itibaren kendini ‘yaka’ denen doğallığa bırakan Bayrak halinden memnun... Keçi yetiştiriciliği ile meşgul olmaktan mutlu... Gerçi geride kalan kurban bayramında işin doğası gereği 8-10 keçisini kurbanlık olarak vermiş ama hali hazırdaki 22 keçisi var.

Peki, neden inek, koyun değil de keçi diye sorduk, "Ben keçiyi tercih ettim, onlar ile uğraşmak belki daha meşakkatli ancak buna çocukluktan beri alışığım. 1000 tane keçi arasında karışsalar yine her birini bulup çıkarırım noksansız."

Köye biraz uzak nokta, ormanın da gizemi ortada, domuzu var, çakalı var, ayısı var... Ama bunun yanı sıra orman senfoni orkestrası denebilecek müthiş, doğal bir ses zenginliği de var...

Yaka mevkiine çıktığımızda traktörün küçüğü ki, tanımlaması mini bahçe traktörü olarak da bilinmekte ve ona eklenmiş kasası ile savrula, savrula çıktık... Peki, bu yol daha da güzel olamaz mı? Ne de olsa sabah akşam kullanılan bir güzergâh diye düşündük.

Doğallığa zara verilebilir

"Belli yere kadar güzel geldiniz, savrulmadınız ama buraya yaklaşınca yollardaki çukurlar arttı, tahmin edebiliyorum ki, içiniz dışınıza da çıkmış olabilir. Evet, bahsettiğin gibi aslında yolda düzeltme yapılabilir ancak, bunu fırsat bilen o kadar kişi olacak ki, buranın doğallığına zarar gelebilir, araç trafiği bunu bozabilir diye kendi haline bıraktık yolu.

Buraya aracı ile gelecek her bir kişinin kim olduğunu, niyetini bilemeyiz ki... Adam çekmiş altına en kralından jeep yoldaki yarık falan dinlemeden en uç noktalara çıkma, kendi düşüncesi ile macera yaşama derdinde. Ben doğallığın mutlak şekilde korunmasından yanayım, nitekim bu kişiler hem ormana, hem de doğaya zarar verebilmekte. Yaşanılan yangın olaylarını, atıkların bırakılıp gidilmesini görüyoruz, duyuyoruz.  Televizyon ekranlarından belgesel izleyen soluğu ormanda alıyor... Doğanın da belli kuralları var, sizin o kuralları birkaç saatlik zevkiniz, heyecanınız için kesinlikle bozma hakkınız yok. Ha bunu demişken de gerçekten samimi niyetlerle gelenleri istisna tutuyorum. Öylelerine rast geliyorum ki, aracını durdurup çöp toplayanı da var bir çekirdek tanesi, kabuğunu atmayanı da..."

Trekking tayfasının bölgeye ilgisi var mı?

Artık bıkkınlık geldi bu konuda... Tamam, Türk Milleti olarak misafirperveriz, hoş görülüyüz sabırlıyız, misafir denince başımızın üstünde taçlar ama vallahi de artık bıkkınlık geldi... İlkten selam verip giderlerdi... Su ikram ederdik, varsa mevsimine göre de meyveler... Ancak iş çığırından çıktı... Biz onların psikologu, doğa danışmanı değiliz, suyunu içen üç beş kelam edene lafımız yok da uzun uzadıya bizi işimizden alı koyan, arazilerimize izinsiz giren, etrafı atıklarla kirleten bir de laf ebelerinden bıktım usandım. İlk önce ne güzel bir hayatın var, size imreniyorum, kıskanıyorum diye başlayan sohbetler birkaç dakika sonra burayı satar mısın, siz buraları işgal etmişsiniz, burası herkesin deme noktasına geliyor...

-Biz buraları 100 senedir kullanıyoruz

Biz buraları 100 senedir dedelerimizden beri koruyarak kullanıyoruz, koruyoruz, işgalci diye yaftalanmak zorumuza gidiyor. Ki tapulu arazimizde hakaretlerin muhatabı oluyoruz. Biz bu tür bazı zihniyetler gibi ormanlara betonarme villalar, yazlıklar kondurmuyoruz, barakalarımızın durumu ortada, istenildiği anda sökülüp kaldırılabilecek nitelikte. O yüzden bu dağ yürüyüşü grupları ile mecbur kalmadıkça hiçbir şekilde muhatap, yüz göz olmama kararı aldım, su isteyene suyumuzu, aş isteyene aşımızı verip kesiyorum konuşmayı."

Sana buraya satar mısın diye soranlara cevabın ne oluyor?

Bizim ailelerimiz 100 sene önce Mübadele sonrasında Selanik'ten gelip Atatürk'ün izni ile burasını yurt bellemiş. Aradan 3-4 kuşak geçmiş kimi yerini satmış kimi apartman hayatına geçiş yapmış. Bana boş kâğıt uzatsalar yaz ne istiyorsan rakamı dahi deseler bırakmam... Ben apartmana gidersem nefes alamam, ölür giderim... Kaldı ki buralarda yaşayan dedelerimizden, ninelerimizden 90 yaşını gören çoktur.  Uzun yaşamalarının sırrı da bu doğallık olsa gerek. Buralar bizim ilacımız, bu yirmi küsur keçi ise can dostumuz, aile bireyinden farkı yok, hemen hepsinin doğumuna şahitlik etmiş ya da doğurtmuşumdur terk etmem, terk edemem. Evet, bir düğmeye dokunmak ile 20. kata çıkabilirsin ancak ben kan ter içinde de kalsam burada olmayı 20. kata zahmetsiz çıkmaya değişmem "

Çakal, ayı, domuz gibi hayvanlarla hiç sorun yaşadın mı?

"Orman olunca her türden hayvanata rast gelmek olası... Kimi zaman domuz, kim zaman çakal... Allaha şükür bu ana kadar hayvanlarımdan telef olmadı... Kaç kez domuz ile çakal ile karşı karşıya kaldım sayısını bile unuttum... Her şey doğallığı ile hayatını idame ettirmekte ormanda... Karşılaşınca onlar beni süzer bakar ben onları... Yanımızda 3 tane de köpeğimiz var... Sağ olsunlar işini hakkı ile yerine getirip uzaklaştırmakta onları. Bir gün akşam karanlığında ağıla dönerken hayvanları sayıyorum bir eksik çıkıyor. Hava da kararmış koskoca ormandan bahsediyoruz. Gün ağarınca bir gün önceki güzergâha gittim bir ağaç dalında ayağı sıkışmış, yaralanmış halde buldum keçiyi. Çıkıp kurtardım, sırtımda getirdim ağıla kadar"

Her gün burada mı kalıyorsun?

Bunun düzenli bir şekli, hali olmuyor... O günkü hava şartları olsun, yorgunluk hali, iş hali olsun eve iniyorum kimi zaman, kimi zamanlarda ise günlerce burada kalmam gerekmekte... Keçi bakımı zor ve zahmetli bir iş, bunu gocunmak amacı ile demiyorum ama gerçek de bu. Doğumu var, karı, kışı, yağmuru seli var... Özellikle kış mevsimi burası yüksek kesim olduğundan çok çetin geçer bizim için... Hem kendimizi hem de keçilerimizi korumak zorundayım "

İsa Bayrak 100 yılı bir süredir Mahmutşevketpaşa Mahallesinde yaşayan ailenin bir ferdi. Köyde keçi işi ile uğraşan iki isimden biri... Keçi eti sağlığa oldukça yararlıdır... Besin değeri yüksek olmasının yanı sıra az yağlı olduğundan kolesterol hastalarının tercih ettiği bir et, kalp ve damar sağlığına faydaları var. Diğer et türleri ile mukayese edildiğinde B1 ve B2 vitamini bakımdan da zengindir.

Dedelerinin yürüyerek çıktığı babasının at sırtında tırmandığı oksijeni bol Yaka Mevkiine yeni aldığı traktörü ile çıkıp inen İsa Bayrak’ın, bir gün Yaka Mevkiine çıkarsanız onun keçileri ile ayrı bir dil kurduğunu, ıslığının yankısını işitmeniz mümkündür.

Dost Beykoz - Özel Haber / Talip Ercan

Anahtar Kelimeler: Beykoz, İsa bayrak, Doğa, Keçi