Röportajlar

Beykoz'da alkolle tanışma yaşı 11

Beykoz'da alkolle tanışma yaşı 11
2014.07.16 00:00
| | |
8816

Yapmış olduğu haberlerle Beykoz'un gündemini belirleyen Dost Beykoz, şimdi de bir sosyal sorumluluk projesine imza atıyor.

Geleceğimiz olan gençlerimizi ve toplumumuzu tehdit eden uyuşturucu ve alkol tehlikelerine dikkat çekmek için Yeşilay Beykoz Şube Başkanı Ziya Gümüş ile Dost Beykoz Genel Yayın Yönetmeni Bilgehan Murat Miniç, sizler için görüştü...

Hocam sizi tanıyabilir miyiz?

Ziya Gümüş, 1972 Beykoz doğumluyum. Aslen Giresunlu bir ailenin çocuğuyum. İlk, Orta ve Lise öğrenimimi Beykoz da tamamladım. 1996 yılında Ankara Hacettepe Tıp Fakültesi Fizik Tedavi Bölümünü bitirdim. Lise çağlarında sosyal çalışmaların içinde oldum. Beykoz da TAC-DER kurucusuyum. Üniversite de AKRA FM Ankara kurucularındanım. Bu radyoda programlar yaptım. Halen aynı radyoda "Sporla Gelen Sağlıklı Yaşam" adı altında program yapıyorum. Uluslararası "Panzehir" dergisinin bir dönem editörlüğünü yaptım. Yöresel anlamda bir dönem Beykozlu Giresunlular Derneği yönetiminde bulundum. Mesleki dernekler de aktif faaliyetler bulundum. İlk tayin yerim Van'da bir süre görev yaptım. Sonrasında İnternatıonal Hospital de bir dönem görev yaptım. Lokman Hekim adı altında bir klinik kurduk. Sonra bu klinik Lokman Hekim Hastanesine dönüştü ve Ankara da iki ve bir de Van'da olmak üzere üç hastanemiz var. Lokman Hekim Hastanelerinin yönetim kurulu üyesiyim ve 1996 yılından beri evde sağlık hizmetlerini yürütmekteyim. Yeşilay Cemiyeti’nin üyesiyim ve Beykoz Temsilciliğini yapıyorum. Evliyim iki çocuğum var, eşimde eğitimci ve beraberde bağımlılıkla mücadele konusunda çalışmalar yapmaktayız. Helal gıda ve sağlıklı beslenme konularında da seminer çalışmalarımız devam ediyor. 

Neden Yeşilay?      

1990 da üniversite için Ankara'ya gittiğimde oradaki ağabeylerimiz Yeşilay Cemiyeti’nde sigara ve alkolle mücadele için seminerler veriyorlardı. Zaman zaman bizde onlara yardımcı olmak adına bazı kuruluşlara seminerler vermeye giderdik. Sonra İstanbul'a döndüğümde beni çok etkileyen bir olay yaşadım: Bir gün İstinye'den motorla Paşabahçe'ye geçtim. Motorların arasından çıkan bir genç iskeleden Paşabahçe Camiine kadar benden para istedi. Dönüp baktığımda bu şahsın benim ilkokul arkadaşım olduğunu fark ettim. Tabii çok rahatsız oldum. Kendi ilkokul arkadaşıma dahi faydam olmayacaksa bu işi neden yapacağımı sordum. O gün bir karar verdim ve yakınlarımdan arkadaşlarımdan başlayarak bu mücadeleye başladım. Yeşilay'ın yönetimine girdim ve aktif bir şekilde bağımlılıkla mücadele çalışmalarına başladık.

Yeşilay'ın kuruluş amacı nedir?        

1920 yılında Mazhar Osman tarafından alkolle mücadele etmek üzere Hilal-i Ahdar adıyla kuruluyor. İngilizler Milli Mücadeleyi engellemek adına Sirkeci de içki, alkol dağıtıp gençlerin Kurtuluş Savaşına katılmasını engellemek istiyorlar. O dönemin önde gelen bürokratları, din adamları hem milli mücadeleyi örgütlemek hem de içki ve alkolle mücadele için bu cemiyeti kuruyorlar. Bediüzzaman Said-i Nursi de bu derneğin kurucularından ve aktif olarak çalışmalar yapmış. O dönem alkolle savaşarak kurtuluş savaşına destek oluyordu Yeşilay. Bugün de Kurtuluş Savaşımız devam ediyor. Emperyalist ülkelerin hala Türkiye üzerinde ki oyunları devam ediyor. Gençleri televole kültürüne alıştırarak, burada bir eğlence sektörü ortaya koyuyorlar, hayatın bu olduğunu, çalışmanın amacının bu yaşam olduğunu vurguluyorlar. Bunun merkezine de alkol ve uyuşturucuyu yerleştirerek, daha rahat yaşam için bilişim sektörünü de kullanarak gençlerimizi bu batağa itmeye çalışıyorlar. Bu çalışmalar sonucu gençlerimiz tamamen sanal bir âlemde alkol ve uyuşturucu maddelere sürükleniyorlar. Aileler de bu işin farkında olmadıklarından, gençlerimizi kolayca etki altına alıyorlar. Dolayısıyla Yeşilay olarak; içki, uyuşturucu, sigara hatta şans oyunları ve kumar bağımlılığıyla mücadele ediyoruz. Son dönemde internet bağımlılığıyla da mücadele ediyoruz. Kısaca insan sağlığına ve topluma zarar veren her türlü bağımlılıkla savaşıyoruz.

"Uyuşturucu Baronlarının hedefi önce sekiz sonra beş yaş !"                       

Çalışma alanlarınız nelerdir?

Bizşu an devletin her kurumuyla, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarıyla çalışıyoruz. Belediyelerle çalışmalar yapıyoruz. Belediyelerin sosyal projeleri oluyor bizde koruyucu sağlık adı altında seminerler veriyoruz. Broşürler hazırlıyoruz. Özel sektörden de hem maddi destek alıyoruz hem de çalışanlara ve ailelere eğitimler veriyoruz. Okullarda çalışmalara başladık. Altıncı sınıftan, on ikinci sınıfa kadar eğitimlere başladık. Üniversitelerde gönüllü arkadaşlarımız var. Yeşilay kulüpleri adı altında faaliyet gösteriyorlar. Bizim şu an hedef kitlemiz ilkokul çocukları. Çünkü uyuşturucu baronlarının, daha fazla uyuşturucu satabilmek için 2030 yılına kadar uyuşturucuya başlama yaşını önce sekiz sonra beş yaşa çekmek için karar aldıkları dünya sağlık örgütü haber veriyor. Bu itibarla bizde şu an 8 yaşında ki çocuklardan bağımlılıkla mücadele eğitimine başladık. Daha küçük yaşlara kadar indireceğiz.

" Altı saniyede bir kişi sigaradan ölüyor !"

Sigaradan başlayarak madde bağımlılığı ve zararlarını anlatır mısınız?

Sigara hakkında Kızılderililer tarafından dünyaya yayıldığı hakkında bir söylem var. Kızılderililer toplantı anında ayda yılda bir keyif çubuğu diye içerlerdi deniyor. Ama bugün Avrupa bizden daha kötü sigara başlama yaşı açısından yedi yaşına kadar inmiş, ülkemizde de maalesef on yaşına inmiş durumda. Sigaranın içinde dört bin çeşit zehirli madde var. Üç tanesini anlatayım…

1.’si nikotin. Bir paket sigaradaki nikotini bir ata enjekte edin at bayılıyor.

2.’si karbon monoksit. Bildiğimiz eksoz ya da soba zehiri gazı.

3.’su zift. Yol asfaltlamalarında kullanılan madde.

Bunun dışında dört bin zararlı madde var sigarada. Maalesef başlama noktasında üç arkadaş bir araya gelip ilk defa birer sigara içseler ikisi sigaraya başlıyor.

Dünyada 1,1 milyar tiryaki var ve günde 13 bin kişi sigaradan ölüyor. Ülkemizde her yıl 177 bin kişi sigaraya bağlı hastalıklardan ölüyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre her altı saniyede bir kişi sigaradan ölüyor dünyada. Her yıl 5 milyon kişi sigaradan ölüyor.

Bırakmak için ne yapmak lazım?

Sigara beyinde biter. Şu söyleniyor; sigarayı bırakamıyoruz, strese giriyoruz gerginlik yapıyor, bu yanlış bir algılama. Yine Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre sigara damarlarda darlık yapıyor. Kan akışı iyi olmadığından dolayı stres ve gerginlik yaptığı, sigara kullanan kişilerin saldırgan olduğu söyleniyor. Dolayısıyla sigara stresi azaltmaz. Bilakis artırır.

Önce; ‘ben sigarayı bırakıyorum’ demek lazım. Bu iş beyin de bitiyor. İkincisi etrafınıza bunu yayın. Herkes bilsin. Ben sigarayı bırakıyorum sizde beni uyarın. Bu da psikolojik olarak bir baskı olacaktır. Üçüncüsü de yeşil bitkilerden tüketmeye başlamak lazım. Vücudun nikotin ihtiyacını karşılamak için. Karanfil ya da sakız çiğnenebilir. Sigara on beş saniye ile otuz saniye arasında süren bir kriz. İlk anda bu krizler atlatılırsa sigara bırakılır. O kriz geldiği anda uzmanlar şunu öneriyor; eğer oturuyorsan kalk yürüyüş yap, açık havadaysan elini yüzünü yıka. Din âlimleri de diyor ki; abdest al namaza dur, ya da Kur, an oku. Bu şekilde bu krizi atlatırsan ve on gün dayanabilirsen sigarayı bırakmak çok kolay. Ben Beykoz da on yaşından beri yaklaşık 45 yıl her gün bir paket sigara içmiş bir ağabeyimizin sigarayı bıraktığını biliyorum. İş beyinde bitiyor.

Sigaranın yol açtığı sağlık sorunları nelerdir?

Kalp damarlarında tıkanıklık, akciğer rahatsızlıkları, beyin damarlarında tıkanma ve buna bağlı felç, gastrit, ülser ve mide kanseri, sinüzit, cilt kanseri, prostat kanseri, gebelikte kullanılırsa erken doğum, bebek ölümü, düşük gibi sorunlara neden olmaktadır. Ayrıca sigara içenlerde; akciğer kanseri olma riski 22 kat, ağız kanseri riski 3-30 kat, felç olma riski 2-22 kat, gırtlak kanseri 16 kat, iktidarsızlık riski 10 kat, kalp krizi riski 1-4 kat daha fazladır.

"Alkolle tanışma yaşı on bire düştü!"

Alkolün zararları ve topluma etkileri nelerdir?

Alkol toplum için çok ciddi bir sıkıntı. Alkol alındığı zaman altı saat içinde beyinde uyuşmalar başlıyor ve beyni baskı altına alıyor. En sevdiğine düşman hale geliyor insan. Evladına, hanımına, en yakınlarına zarar verebiliyor insan. En son Giresun da yaşandı basından da takip ettik. Vatandaş alkollü evine geliyor. Eşi neden bu kadar içtin deyince sinirleniyor eşini dövüyor, çocuklarını dövüyor, en son hızını alamıyor iki yaşında ki çocuğunu dövüyor çocuğun beyninde ödem oluşuyor. Çocuk Samsun'a kaldırılıyor iki ay Samsun'da yoğun bakımda kalıyor ve sakat kalma riski var. Olaydan sonra polisler soruyor neden yaptın çocuğuna böyle diye farkında değilim pişmanım diyor. Alkol insanı farklı bir kişilik haline getiriyor.

Narkotikle Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı istatistiklere göre suçların yüzde 70 i alkollüyken işleniyor. Gasp, ırza geçme, hırsızlıklar, boşanmaların ana sebeplerinin yüzde 70 i alkol. Alkolden kaynaklanan maddi hasarlı kazalarda dünyada bir numarayız. 1977 yılında Türkiye'de kişi başına tüketilen alkol bir buçuk litre iken 2010 yılında bu rakam maalesef 30 litreye çıkmış. Her yıl 31 milyar TL alkol nedeniyle oluşan zararlar. Her geçen gün alkol tüketimi artıyor ve bu çok ciddi bir sorun. Yine Yeşilay'ın istatistiklerine göre alkolle tanışma yaşı ülkemizde on ikiye düşmüş durumda. On iki yaşında başlayan çocuğun beyni alkole esir oluyor zihni hapsoluyor. Dolayısıyla sağlıklı düşünemeyen bir nesil, annesine babasına, çevresine zarar veren insanlar meydana geliyor.

Yeşilay'ın alkolle mücadele metodu nedir?

Biz Yeşilay olarak koruyucu sağlık hizmeti adı altında televizyonlarda gazetelerde spotlar giriyoruz. Okullarda bu işin zararlarını anlatıyoruz. Ortalama her hafta 1500 öğrenciyle toplantılar yapıyoruz. Okullarda Yeşilay kollarını Kaymakamlığında bilgisiyle Yeşilay kulüpleri haline dönüştürdük. Her okulda bir kulüp, her kulübün başında bir öğretmen arkadaşımızla ortak seminer çalışmalarımız devam ediyor. Bizim sloganımız şu" bağımlı olmamak için hiç başlamamak" gerekiyor. Esas amacımız tedaviden ziyade gençlerimizin hiç başlamamalarını sağlamak. Tehlikeye karşı bir farkındalık oluşturmak istiyoruz. Aileler çocuklarla ilgilenemiyor, maddi sıkıntılar anne babaları bu konuda gerekli önemi göstermekten alıkoyuyor. Bizde bu konuda özellikle okullarda, bunun yanı sıra diğer sivil toplum kuruluşlarında çalışmalar yapıyoruz.

Uyuşturucu Satıcıları Promosyon Yapıyor!

Uyuşturucu konusunda ki uyarılarınız nelerdir?

Uyuşturucu hakikaten son zamanlarda çok tehlikeli bir hal almış durumda. Ben Beykoz hakkında daha Anadolu kültürüne yakın aile bağları daha kuvvetli diye düşünürdüm. Ancak rakamlara bakıldığında maalesef Beykoz'un da uyuşturucu konusunda kullanım oranı düşük olsa bile, başlama yaşı ve kullanım çeşidi olarak diğer yerlerden pek farklı değil. Afganistan dağları, Dünya'nın uyuşturucu ambarıdır. Yaklaşık 460 ton uyuşturucu her yıl dünyaya dağılıyor. Geçen yıl 82 ton uyuşturucu Türkiye üzerinden geçiş yapmış ve 12 tonu yakalanmış. Geriye kalan 70 tonun akıbeti belli değil. Türkiye eskiden geçiş güzergâhıydı, şimdi ülkemizde de pazarlanıyor. Uyuşturucuya ulaşmak çok kolay bir hale geldi. Narkotikten aldığımız bilgilere göre şeker, beyaz peynir adıyla satılıyor. Maalesef Beykoz'un durumu da pekiyi değil. Uyuşturucu satıcıları özendirme uygulayarak içicileri satıcıya dönüştürüyorlar. Şöyle ki: beş tane hap veriyorlar üçünü kullan ikisini sat şeklinde çalışıyorlar. Birde bunu aspirin şekline getirip satıyorlar okullarda özellikle. Arkadaşının başı ağrıyor, veriyor bir tane çocuğun hoşuna gidiyor bir tane daha istiyor. Bundan sonrası paralı diyorlar. Bu şekilde hızlıca yayılıyor maalesef ve gençler arasında hap kullanımı çok yaygın. Esrar yaygın, kokain pahalı olduğu için daha az ama Beykoz da da maalesef bütün çeşitleri kullanılıyor.

Aileler nasıl anlayabilir çocuğunun kullanıcı olduğunu?

Evet, aileler için çok önemli bir nokta bu. Ergenlik döneminde çocuğunuz varsa arkadaşlarına dikkat edin! Çocuğunuza hissettirmeden arkadaşlarını yoklayın ve bir şeyler kullanıyorsa ondan çocuğunuzu uzaklaştırın. Akşamları eve geldiği zaman çocuğunuzu takip edin. Eve gidiş gelişleri düzensizse, iştahı kesiliyorsa, sürekli sıvı tüketiyorsa, sabaha kadar uyuyamıyorsa, gündüz okula gidemeyecek kadar halsizlik varsa, sürekli saldırgan, sürekli sizden para istiyorsa, okulda başarısı notları birden düştüyse, okulda ve çevresinde taşkınlıkları varsa dikkat edin. Kullanıyor demiyorum ama çocuk o tarafa doğru meyillenmiş demektir. Birde okul partileri var aileler bu partilere dikkat etsinler. Kimlerle nereye gittiklerini takip etsinler. Evde iletişim çok önemli, anne babalar her gün en az on beş dakika aileyi toplayıp, televizyonu bilgisayarı kapatıp, çocuklarla sohbet etsinler. Gelecek planları yapsınlar. Gerektiğinde babalar hesap sormalı, anne, anne rolünü, baba, baba rolünü üstlenmeli bu çok önemli. Uzmanlar günde on beş dakika iletişimin yettiğini ifade ediyorlar. Bunun dışında elbiselerini kontrol etsinler, davranışlarını kontrol etsinler. Kollarına damarlarına bakıyorlar bu aldatıcı olur, bu son noktadır. Çocuklarında bir anormallik hissettikleri an bir psikoterapi uzmanına derhal götürmeleri gerekir.

Uyuşturucudan kurtulmak mümkün mü?

Eğer esrar ya da uyarıcı hapları kullanmaya yeni başlamışsa bunlar büyük oranda kurtulabiliyorlar. Ama kokain ya da ileri aşamalara ulaşmışsa bunları kurtarmak yüzde seksen oranında zorlaşıyor. Her yıl 125 bin aile çocuğumuzu kurtarın diyerek başvuruda bulunuyor. Maalesef çok azı bu beladan kurtuluyor. Bir aile örnek vereyim; uyuşturucu tedavisi gören çocuğu klinikten çıkarken bütün çevresini değiştirmesini söylüyorlar. Eski oturduğu yere gitmesin, kimsenin tanımadığı bilmediği bir yere gidin diyorlar. Baba işini değiştiriyor ve başka bir şehre yerleşiyorlar. Çünkü uyuşturucuyu bırakan bir insan, daha evvel kullanırken tanıdığı birini görürse o uyuşturucuyu çağrıştırıyor ve bilinçaltına baskı uyguluyor. Bu yüzden bulunduğu çevreyi terk etmesi lazım dolayısıyla bu işin esası hiç başlamamak bu da ailelerde bitiyor.

Yeni bir bağımlılık türü internet bağımlılığı ne aşamada?

Bir öğretmen arkadaşım vardı; her gece saat üçe kadar bilgisayarın başında yıllardır aynı halde, sen bağımlısın dedim kabul etmedi. Yine bir aile çocuğunu görmemi istedi çocuk ders yapıyorum diye başlamış, yemeğini bilgisayar başında yiyor, saatlerce kalkmadan sabahlara kadar oturuyor. En son ailesi çocuk altını ıslattığını görünce Bakırköy de İnternet Bağımlılığı kliniğine götürüyorlar ve çocuğunuz bağımlı demişler. İş bu noktalara geldi. Türkiye'de ortalama sekiz saat internet başında geçiren gençler var. Anne babasından aile bağlarından uzak, sosyal yaşamdan uzak bir yaşam tarzı ortaya çıkıyor. Hiç tanımadıkları insanlarla tanışıyorlar. Onların vaatlerine kanıyorlar. Kızlarını başka şehirlerde, kötü ortamlarda bulan aileler var. Çocuklar sanal ortamdaki oyunlara kanıyorlar ve çok ciddi tehlikelerle karşılaşıyorlar. Biz diyoruz ki; bilgisayara karşı değiliz, internete de karşı değiliz. Ancak günde iki saat size yeter. Gerektiği zamanda gerektiği kadar kullanın. Derslerinizi yapın araştırmalarınızı yapın. Tanımadığınız insanlarla iletişime geçmeyin, tanımadığınız sitelere girmeyin, oralardan gelen teklifleri kabul etmeyin. Yeşilay'ın bununla ilgili çalışmaları var, kitapçıklar bastırıyoruz, eğitim seminerlerimiz devam ediyor.

Bağımlılıkla toplumsal mücadele mi gerekiyor?

Kesinlikle öyle. Ben nasılsa kullanmıyorum çocuğum da kullanmıyor dememek lazım. Bir mahallede ki bağımlı bütün çocukları tehdit ediyor. Bir hastam geldi dizi kırılmış. Ne oldu sana dedim okuldan çıkmış cep telefonuyla konuşurken birisi istemiş vermemiş. Sopayla vurmuşlar çocuğun dizini kırmışlar. Yakalandığı zaman yapanın bağımlı olduğunu görüyorlar. Ben bunu bulmak için her şeyi yaparım diyor. Hırsızlık, gasp, kapkaç, vücudunu satan kızlar olduğu söyleniyor. O yüzden toplumun huzuru için, neme lazımcılık yapmamak lazımcılık yapmadan, bu sorunla mücadele etmemiz gerekiyor. Yarın; bizim, eşimizin ve çocuklarımızın önüne de birileri çıkabilir. Türkiye, Amerika ve Avrupa’ya yaklaşmaya başladı kullanım oranlarına bakıldığında. Oralarda ki gibi tehlikelerle karşılaşmak istemiyorsak şimdiden önlem almalıyız. Yoksa bizde oralarda ki gibi belli saatlerden sonra sokağa çıkamaz hale gelebiliriz bu gidişle...

Beykoz’da durum nasıl?

Şu an Beykoz da uyuşturucuya başlama yaşı 12 civarında. Alkole başlama 11 yaş gibi. Sigara enteresan daha düşük 10 yaşında başlama yaşı. Ancak genel olarak kullanım oranı diğer yerlere göre daha düşük. Uyuşturucu daha az Beykoz'da ama alkol ve sigara biraz daha yüksek. Bu da ergenlik çağında gençlerin kendilerini ispat etme, fark edilme eğilimleri vardır bunu alkol ve sigarayla desteklemelerinden kaynaklanıyor. Artık her köşe başında satılıyor.

Beykoz’da ki kurumlardan destek görüyor musunuz?                               

Tabii şöyle ki: Beykoz da şimdiye kadar Yeşilay haftasında okullarda bazı faaliyetler yapılıyordu. Yine emniyet güçleri suçla ve suçlularla mücadele şeklinde çalışmalar yapıyordu. Biz bir koruyucu sağlık hizmeti başlattık. Özellikle okullarda ve gençlerle yaptığımız çalışmalarda kendi kartlarımı dağıtıyorum. Çünkü çocuklar okullarda ya da çevresinde mimlenirim korkusuyla açılamıyorlar. Direk bizi aramalarını söylüyorum. Bu şekilde bir genç grubu oluştu etrafımızda. Geziler düzenliyoruz, kahvaltılı toplantılar tertip ediyoruz, bazı öğrencilerimize burslar veriyoruz. Yaptığımız çalışmaları gören iş adamları, yine Beykoz Belediyesi maddi olarak da Yeşilay'ın faaliyetlerini destekliyorlar.

En son hedefiniz nedir?

Sağlıklı nesil sağlıklı gelecek sloganından yola çıkarak, önce Beykoz sonra tüm Türkiye’de bağımlılık ve bağımlılığa götüren faktörler ortadan kalkıncaya kadar bu mücadelemiz devam Yeşilay olarak devam edecektir

Anahtar Kelimeler: Beykoz Yerel Haber, Alkol, Sigara, Uyuşturucu, Ziya Gümüş, Bilgehan Murat Miniç, Röportaj

0 Yorum

Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı

Yorum yaz

DOST BEYKOZ

"Beykoz'un Hür Gazetesi"