Zeytinburnulu Beykoz Belediye Başkanı

  • 26.07.2020 21:02
  • Okunma: 2175 kez

Saadettin KILIÇ


İlçemizde, Ak Partinin üst üste üç kez ve hep son anda kazandığı yerel seçimlerden sonra en son 31 Mart 2019’da da yine Ak Parti’den fakat Zeytinburnulu Murat Aydın Beykoz Belediye Başkan oldu.

Beykoz Belediye Başkanı Murat Aydın’ın bir yıllık hizmet sürecinde en sık kullandığı tümce; “Beykoz Çok Güzel Bir Yer”.

Murat Aydın,  göreve geldiği günden beri Ak Partililer dâhil tüm Beykozluların en sık kurduğu tümce ise “250 bin nüfuslu koca Beykoz’da bir ada-y yok muydu”?

Olabilir genel merkezin tasarrufudur, böyle uygun bulmuşlardır diyelim; zaten değişen sadece seçilen başkanın semt adı, görevler ve uygulamalar bir istisna dışında eskisi gibi genel merkezin rotasındadır.

Camiler pırıl, pırıl, tuvaletler bedava… Cenaze hizmetleri eksiksiz, bisiklet organizasyonu, çevre düzenlemeleri rutin üstü bir çabayla devam ediyor.

Zeytinburnulu Belediye Başkanı Murat Aydın’ın istisnası ise çalışma takımını seçme yöntemi ve Beykozlu Ak Partililerle ilişkileri…

Önceki AK Partili Belediye Başkanları, belediye icraatlarını gerçekleştirirken partilerinin büyümeleri için de çalışmalar yaparlardı. Kendi içlerinde bir sorun olursa dışarı sızmasına çanak tutmaz en azından izole ederlerdi…

Zeytinburnulu en son Ak Partili Beykoz Belediye Başkanı ise belki farkında değil ama tam tersini yapıyor, ilçemizdeki insanları Ak Parti’den soğutuyor.

Örneğin:

14, 200 nüfuslu Gümüşsuyu Mahallesinden Erdal Öztürk; üç dönem CHP’de meclis üyeliği yapmış, CHP’de bulamadığı Beykoz’a hizmet sevdasının karşılığını Yücel Çelikbilek’in davetiyle Ak Partide bulmuş ve Ak Partili olmuştur.

Yücel Çelikbilek vefat edene kadar da Ak Parti ve Beykoz Belediyesinde aktif sorumluluklar yüklenmiş, kendisini mutlulukla ifade etmiş deneyimli bir siyasetçidir.

Yücel Çelikbilek’ten, görevi devralan Zeytinburnulu Murat Aydın ise dördüncü Ak Parti döneminde her nedense Erdal Öztürk’e kaldığı noktada bile kendini ifade etme şansı vermedi.

“Bunca zaman bildiklerin, gördüklerin, sınadıkların ve öğrendiklerinle evinde otur çürü ve benden uzak dur “dedi…

Hani askerde sık yaşanır; yeni komutan atanan bazı Başçavuşlar gibi, “ben geldim” diyebilmek için önce en sivri ve en ünlüleri aforoz etti. Sanki deneyli, bilgili, tecrübeli, yetenekli ve ünlü olmak kötü bir şeymiş gibi…

Beykozlular bilir; Dost Beykoz Gazetesinin sahibi Kader Gür ve en eski köşe yazarı Sinan Kavrak da 19 yıldır en çalışkan, en kararlı ve ana muhalefetin korkulu rüyaları niteliğinde olan Ak Partililerdir…

Hele 19 yıldır ilçemizde aralıksız yayın yapan Dost Beykoz Gazetesi ve 24 saat onu canlı tutan Sahibi Kader Gür’ün hakkını Beykoz’da hiçbir Ak Partili ona hakkıyla ödeyemez. Müteahhitler de, muhalifler de dahil…

Kader Gür, Beykoz’da 19 yıldır bir kale gibi Ak Partiyi savunmuş bir gazetecidir… Bunca zaman gerçek dışı beyanlarla muhalefete çamur attığı görülmemiştir…

Üçünü de Beykozlular iyi tanıyor, siyasi görüşlerine katılan veya katılmayanlar olabilir ama şahsen tanıdığım kadarıyla yetenek, beceri ve sicillerine kimse kem, küm edemez.

Ve bu gerçeklere rağmen onlar bile Ak Partide kendilerini ifade edemiyorlarsa, kendi partilerinden memnun olmayanlar Ak Parti’ye geçmeyi neden düşünsünler ki? Kimse enayi değil…

Yani Murat Aydın, muhalefetin ekmeğine yağ sürmek için gelmiş bir başkan izlenimi vermeye hala devam ediyor. Elbette önemli olan Başkanın semti değil, hizmetleridir.

Birinci yılında tamamladığı ilk büyük icraatı önceki Ak Partili belediye başkanlar gibi vitrin çalışmaları oldu.

Yine insan başına değil, kaldırım taşına milyonluk yatırımla işe başladı. Sahilleri son derece estetik düzenledi ama tüm Beykozluların karadan, denizle bağlarını kesti.

“Balık tutmak, ayaklarını deniz suyuna sokmak isteyenlere, Poyraz, Riva, Şile’ye gitsinler” dedi…

Facce’de paylaşmıştım ama okumayanlar olabilir diye yineliyorum…

Son 20 yılda İstanbulluların yazın bir yudum serinlemek için (Kilyos, Riva, Şile gibi) azgın Karadeniz sularına bile, bile ölüme gittiklerini biliyor muydunuz?

Boğazın çarşaf gibi dingin sularında, yalılarda, sandallarda, yatlarda, mini, mini plajlarda yan, yana güven içinde yüzülebildiği ve olası bir boğulma tehlikesi geçirebilecek herkese, herkesin kolaylıkla yardım ettiği can simitli o güzel günlerin son 20 yılda yok edildiğini hatırlıyor musunuz?

Hatta Boğaziçi’nin sularında bir kazazede denizin dibinde de olsa kısa zamanda yeri bulunup kurtulduğunu unutamamışsınızdır herhalde?

Oysa insan boylarından çok daha yüksek dalgalarla kumsallara vuran Riva, Kilyos, Şile öyle mi?

65 yıllık Beykozluyum, yüzmeyi yedi yaşımda Sultaniye Boğaz sahilinde öğrendim, son 20 yıldır Riva’da her yıl ama her yıl mutlaka ölümle sonuçlanan bazen cesetleri bile bulunamayan boğulma vakalarına tanık oldum.

Oysa yirmi yıl önce İstanbul Boğazı’nı dingin sularında bikini, mayo, don, şalvar ve entari ile yüzenlerden hiç ölümle sonuçlanan boğulma vakaları duyulmuyordu…

Çünkü hem sular çok dingin, hem de hazır kıta binlerce kurtarıcı can simidi vardı Boğaziçi’nin her noktasında…

“57yıl önce Beykoz Belediyesinin önünde (şimdi ahşap olanı yıkılmış) iki iskele arasına çekilmiş kalın halatın üstünde, batıp, batıp çıkıyorduk her batışımda su yutmaya başladım kendimi kaybetmek üzereyken bir kolun sırtımdan beni sudan kaldırdığını gördüm, nefes aldım kurtuldum”…

Tamam, Kilyos, Riva ve Şile gibi Karadeniz Sahillerinde belki bazı profesyoneller kano yapabilir veya yerli balıkçılar ekmekleri için azgın dalgalara karşı güçlü tekneleriyle meydan okuyabilirler ama yüzmek ve serinlemek için Karadeniz Sahilleri ölümcül tehlikeli ve beklenmedik tuzaklarla doludur. Riva ve Elmasköy Plajı da dâhil…

Ne ironi ki; mevcut yerel yöneticiler ise en az tehlikeli olan Boğazı sahillerine ya “buradan denize girmek tehlikeli ve yasaktır” tabelası asıyor, ya da demir parmaklıklarla kapatarak gizlice veya alenen yandaşlarına peşkeş çekiyorlar. Beykoz Beytaş ve diğerleri gibi, işte bu tür saklı icraatlar tüm Beykozluların çok canını sıkıyor…

Ayrıca Reklam ajanslarına yağdırdıkları paralar da çok büyük bir israf, panolar artık rahatsız ediyor…

Nefes aldık afiş bas, nefes verdik afiş bas, sağa döndük afiş bas, sola baktık afiş bas…

Her gün MİRKELAM KAMPANYASI yapıyorlar.

 “Belediye Başkanıyla Bir Gün

Belediye Başkanı Jony Wayne, Birigtte Bardot, Alain Delon, Tarkan, ya da Tarık Akan değil ki bu daveti halka lütfediliyor?

Biri belediye başkanına her gün hatırlatmalı; insanlar toplumsal yaşamlarını insanca düzenlemek için kendi ilçelerden birine bu unvanı lütfederler, o seçilen kişi de onlara namusuyla, adaletle ve şerefle hizmet edeceğini söyler, hepsi bu. Efendilik taslamaz.

Ayrıca hesap biliyorsa hemen yapsınlar hizmette kalacağı dört yılda kaç gün var diye!

Yorulmasın biz yapalım tüm tatil günleri dâhil 1460 gün var.

Nasıl olacak da 1460 günde 250 bin kişiye bu daveti lütfedecek?

Beykozluların ondan beklediği tek, tek insanlarla değil o insanları temsil eden kurum yöneticileriyle ahenkli ve şeffaf işler yapmasıdır.

Değirmen suyu nereden geliyor, nereye akıyor Beykozlulara açıklamasıdır.

250 bin kişiye açık davet çıkaran Belediye Başkanımıza bir soralım bakalım; ilçemizi temsil eden hangi STK yönetimiyle Beykozluların lehine somut bir toplantı yapmıştır?

Asırlık çınar 1908 Beykoz spor Amatör kümede, tüm Beykozlu sporseverlerin içi kan ağlıyor haberi var mıdır acaba?

BJK’den, BEŞ, Galatasaray’dan ÜÇ, Fenerbahçe’den BİR yıl sonra kurulan 1908 Beykoz spor Kulübü; AKP döneminde ne yazık ki asırlık tarihinin en kötü günlerini geçirmektedir.

Son 10 yılda, 2.Ligden, 3.Lige, 3.Ligden de (BAL) Bölgesel Amatör Lige, BAL LİGİNDEN Süper Amatör kümeye kadar düşmüş, yani kösteklenerek taammüden; dü-şü-rül-müş-tür.

Özetlemek gerekirse; nüfusu Kuzey Kıbrıs Cumhuriyeti’ne yakın olan Beykoz ilçesinin asırlık kulübü üç dönem üst üste Ak Parti iktidarında tarihinin en yoksul ve en çaresiz günlerini yaşıyor; prestiji sıfır noktasına yaklaştırılıyor…

Ümraniye birinci ligde, Kasımpaşa Süper ligde, İBB Süper Lig Şampiyonu ve hepsi de Belediyelerin açık, açık onlara sağladığı maddi ve manevi desteklerle oradalar. İyi ki de sağladılar, ilçelerine spor heyecanı ve yaşama sevinci taşıdılar…

Zeytinburnulu Başkan, belki bilmeyebilir yine de biz hatırlatalım Fatih Sulatan Mehmet İstanbul’u fethetmeden yarım asır babası II. Murad’ın dedesi Osmanlı Sultanı Yıldırım Bayezid 1402 de Beykoz’u fethetmiştir.

Peki, bu antik ve doğal cennet ilçe için Zeytinburnulu Beykoz Belediye Başkanımız, 1908 Beykoz spor’u layık olduğu yere çıkaralım diye bir adım atacak mı?

Kulüp yönetimiyle görüşüp, Beykozlu sporseverleri mutlu edecek sahici atılımlar yapacak mı?

Niyet ve siyaset önemli tabi…

Bir yıldır ne yazık ki; hala randevu bile alınamadı…

Beykozlu sporseverler adına; Beykoz Belediye Başkanı Sayın Murat Aydın; lütfen, 1908 Beykoz spor Kulübü, bütün Beykozlu seçmenlerin sembolüdür açık desteğinizi sabırsızlıkla bekliyoruz…

Anahtar Kelimeler:

Yorumlar (2 Yorum)

kofin (1 hafta önce)

Sayın A.Raif Öztürk, bundan sonraki köşe yazım, "Fatih Sultan Mehmet Kusursuz Değildi" onu da paylaştıktan sonra değerlendirebiliriz...

kofin (1 hafta önce)

Sayın Kazım Kuçuk, ben bu gazetede hiç kimseyle beraber yazı yazmıyorum, tüm yazılarımı tek tek okuduğunuzda kimseyle körler sağırlar oynamadığımı daha iyi anlayabilirsiniz, bir olanak teklif edildi kendi dünya görüşümden hiç taviz vermeden ben de yazıyorum. Sizin de yazmanızı öneririm, gazete sahibi Kader Gür buna açık biridir. Saygılarımla...

Yorum Yaz
Yazarın Yazıları