Zaman su gibi akıp gidiyor

  • 18.11.2019 15:52
  • Okunma: 1359 kez

Bizler ha, Ekim de bitti, ha Kasım da bitti, Aralık’a bir şey kalmadı, havalar Allah’tan iyi gidiyor deyip Doğalgaz faturalarından kazancımıza bakarken, ömür sermayemiz birer, birer uçup gidiyor. Camilerden her gün değişik vakitlerde salalar okunuyor…Yahya Kemal Bayatlı’nın da Sessiz Gemi şiirinde ifade ettiği gibi Dönen yok seferinden.

27-28 Yıldır medya dünyasındayım, birçok gazetede değişik pozisyonlarda görevim oldu…kimilerinin kuruluşuna, kimilerinin ise Fotospor ve Günaydın Gazeteleri gibi batışına bünyelerinde görev yapan bir kişi olarak şahitlik ettim. Binlerce kare resim, milyonlarca satır yazılar yazdım.

1992 yılında Fotospor Gazetesinde Fahri Muhabir Kimliğim ile yazılarıma, haberlere başladığımdaki ilk günkü heyecanı bugün takip ettiğim maçlarda yaşamaya devam ediyorum. Bir fark var ki o zamanlar Beykoz Futbol Takımı, Anadoluhisarı İdmanyurdu Futbol ve Basketbol takımları üst liglerde idi. Arada 1 sezon da Ortaçeşmespor Futbol Takımı ile aynı gururu yaşadık.

Geriye dönüp baktığımda Beykoz Futbol Takımı maçlarını takip etmeye başladığım 1981-82 sezonundan bu günlere geldiğimde iyi ki başarılı günleri yaşamışım, iyi ki tribünlerden destek olmuşum, iyi ki metrelerce pankartı kendim yazıp tribünlere asmışım, iyi ki birçok candan, yürekten arkadaşım olan kişilerle bu sayede tanışmışım diyebiliyorum.

Fakat günümüze gelindiğinde burukluk, hayal kırıklığı, öfke halleri de yaşamıyor değilim. Ben 112 Yıllık Beykoz Spor Kulübünün Müzesini artık gezmek istiyorum, onca tarihe şahitlik etmiş, başarıların göstergesi, kanıtı olmuş kupaları, şiltleri, madalyaları, resimleri görmek istiyorum. Kim bilir neredeler, bir köşede paslanıp gitmekte, toz yumağı halde durmaktalar.

Beykoz Spor Kulübü Binasının önünden ki hemen hemen her gün, geçtiğimde içim kararmakta, niye, neden, niçin, nasıl soruları belirmekte kafamda. Yani bu büyük bir ayıp değil mi? Oraya mükemmel bir Kulüp Binası, Kulüp Müzesi ve de Beykoz Müzesi kurulamaz mı? Atatürk Kupası en iyi şekilde medyada tanıtılamaz mı?  Bu konuda inanın hiçbir bahane beni tatmin etmeyecektir. Hadi siz birilerini cezalandırıyor olabilirsiniz ancak, asıl cezayı bir Beykoz Sevdalıları çekmekte, Partisi de Derneği de, Gönlü de Beykoz olanlar çekmekte.

Zaman su gibi akıp gitmekte son 20 yılda doğanlar Beykoz Kulüp Müzesinden bihaber, oysa ben gençliğimde o küf rutubet kokan binaya her gittiğimde bıkıp usanmadan o kupalara, madalyalara bakardım… Onların alındığı yarışlarda hissederdim kendimi… kimi zaman kürek yarışmasında, kimi zaman boks ringinde, kimi zaman Naili Moran Atletizm Yarışmalarında koşarken hayal ederdim kendimi.

Beykoz siyaset üstü bir kavram, Beykoz sadece atadan, babadan gelen bir miras değil, ki bu mirastan bihaber bir sürü eski Beykozlu var… Bizim kitabımızda Beykozlu Onçeşmelerden suyunu içen her samimi insan Beykoz Sevdalısıdır…

Basketbol Sahasındaki maçları, tellerin arkasındaki bölümden balıklama atladığım anları, voleybol ve boks turnuvalarını özledim. O tahta zeminli Basketbol Salonunu özledim, farelerini bile özledim dersem abartı olmaz.

Kayıkhanenin yosun kokusunu özledim, Boğaza karşı çay içmeyi özledim, eski Beykozlulardan anılarını dinlemeyi özledim Kelle İbrahimli, Pire Mehmetli, Katır Nusretli, Şirzatlı, Helvacı Hasanlı, Cemil-Nihat Akbay Kardeşli, Günaylı maç anılarını özledim… Bu özlemleri sona erdirmek çok mu zor?

Binenlerin seferden dönmediği o sessiz gemiye binmeden bunları yaşamak fazla mı lüks? Zor mu? İmkansız mı?

Anahtar Kelimeler:

Yorumlar (0 Yorum)

Bu içeriğe yorum yapılmadı, yorum yapmak ister misin?

Yorum Yaz
Yazarın Yazıları