Röportajlar

Yücel Çelikbilek seçimi nasıl kazandı?

Yücel Çelikbilek seçimi nasıl kazandı?
2014.07.17 00:00
| | |
7448

30 Mart seçimlerinde Beykoz siyaset tarihinin en yüksek oyunu alarak tarihe geçen Belediye Başkanı Yücel Çelikbilek Başkanlık Makamında Dost Beykoz’un sorularını yanıtladı.

Beykoz Belediye Başkanı Yücel Çelikbilek Dost Beykoz Yazarları Kader Gür ve Sinan Kavrak ile bir araya geldi. 30 Mart Mahalli Genel Seçimlerinin öncesini, aday adaylığı sürecini ve tüm ayrıntıları Dost Beykoz ekibiyle dobra dobra konuşan Çelikbilek çok çarpıcı mesajlar verirken seçimi nasıl kazandığını da anlattı. Üst üste ikinci defa seçilen ilk Belediye Başkanı olarak ta bir ilki gerçekleştiren Başkan Çelikbilek hem siyaseten hem de hizmet noktasında yaptığı olağanüstü hizmetlerle Beykoz tarihine altın harflerle yazılmayı başardı. İşte noktasına, virgülüne dokunmadan o röportaj. 

Sayın Başkanım öncelikle hayırlı olmasını dileyerek röportajımıza başlamak istiyorum. Cumhuriyet tarihinin belki de en enteresan seçimlerinden birini yaşadık ülke olarak. Dünyada eşi benzeri olmayan bir kampanya oldu. Hatta öyle bir noktaya geldi ki AK Parti hükümeti için adeta bir güven oylaması, bir genel seçim havasında gelişti. Bu süreci kısaca değerlendirir misiniz?

AK Parti seçimle iktidara geldi. Milletin % 50’sinin oyuyla, üç genel seçim, iki referandum ve iki yerel seçimden her seferinde daha da güçlenerek çıktı. Şimdi de önümüzde çok önemli bir Cumhurbaşkanlığı seçimi var. İnşallah Demokrasimiz bu seçimden de güçlenerek çıkacak.

AK Parti’nin önceki seçimlerdeki başarıları muhalefeti farklı arayışlara yönlenmeye zorladı Bu zorlamanın muhalefeti zaman zaman meşru olmayan zeminlere kaydırdığını gördük. Gezi Parkı eylemleri ve hemen arkasından gelen 17 ve 25 Aralık Darbe girişimleri bunun bir sonucuydu. Hatırlarsanız daha önceki yıllarda Cumhuriyet Mitingleriyle farklı bir algı oluşturulmaya çalışılmış ama yine başarılı olamamışlardı.

“Ekonomisi zayıf ülkelerde darbeler başarılı oldu”

17 ve 25 Aralık darbe girişimlerinin habercisi aslında 7 Şubat’taki MİT operasyonudur. 7 Şubat’ta düğmeye basılmış, akabinde Gezi Parkı eylemleri ile kaos ortamı oluşturmak istemişler, 17 ve 25 Aralık darbe girişimleri ile Cumhuriyet Tarihinin en başarılı hükümetini, hem de % 50 halk desteğiyle seçilmiş hükümetini devirmeye çalışmışlardır. Bu gün benzeri durumu başta Ukrayna ve Mısır olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde görmek mümkün. İşte tüm bu gelişmeler sıradan bir mahalli seçim olan 30 Mart 2014 seçimlerini bir anda adeta bir referanduma, hükümet için bir güven oylamasına döndü. Şunu düşünemediler; bu darbeler ekonominin ve demokrasinin güçlü olmadığı ülkelerde başarılı oldu. Ancak Türkiye’nin 12 yıldır istikrarlı bir şekilde büyümesi, sağlam ve güvenilir politikalarla bölgede ve dünyada model ülke olması bu planları boşa çıkardı. Hamdolsun AK Parti bu süreci doğru bir şekildeyönetti ve hamdolsun 2009 seçimlerine nazaran oyunu ciddi oranda arttırırken, başta Antalya olmak üzere çok önemli şehirleri de kazanarak tarihi bir rekor kırdı. Şüphesiz bu başarı istikrar ve güvenden yana tercihkini kullanan milletimizin başarısıdır.    

Aday adaylığı sürecinde AK Parti gelenekleriyle az da olsa tezat oluşturan bazı gelişmeler yaşandı. Bu süreci değerlendirmenizi istesek? Bu seçim kampanyasında zaman zaman çok kırıldığınızı gördük. Sizi çok inciten bir olay oldu mu?

Siyaseti okumaya çalışan basın mensupları olarak bu soruyu sormanız gayet normal. Ben en yakınımdaki iki arkadaşımın, yardımcılarımın aday adayı olmasını yadırgamadım açıkçası. Bu size tuhaf gelebilir belki ama herkes demokratik hakkını kullanmıştır. Arkadaşlarım AK Parti’yi ve Beykoz’u daha ileriye taşıma amacıyla bu haklarını kullanmışlardır. Olaya bu şekilde bakmayıp kişiselleştirirsem yanlış yapmış olurum. Yarın başkalarının da bu şekilde bakma hakları olur ki bu doğru değildir. Burada önemli olan argümanlarımızla, projelerimizle AK Parti ve Beykoz’u daha ileriye taşıyacak arkadaşlarımızın görev almasıdır.

AK Parti 30 Mart seçimlerinde kiminle bir oy fazla alırımın hesabını yaptı. Genel Merkezimiz bu kriterle sürekli kamuoyu yoklamaları yaparak en doğru adayı belirlemeye çalıştı. Halkla, teşkilatla uyumlu olan, güven veren, icraatlarıyla, projeleriyle Beykoz’u kucaklayan kimse emaneti ona vermek için çok ciddi bir ön hazırlık yaptı.

“Aday adayı olan arkadaşlarıma brifing verdim”

Aday adaylığı sürecinde de ben veya arkadaşlarımdan herhangi biri aday olabilir düşüncesiyle ben aday adayı arkadaşlarımın hepsini birkaç kez toplayarak kendilerine özel brifing verdim. Projeleri, çalışmaları, belediyenin işleyişini anlattım. İstedim ki arazide kampanya döneminde bir sıkıntı çekmesinler. Kendilerini ve partimizin Beykoz’da başardıklarını anlatabilsinler. Başka hiçbir yerde böyle bir şey bulamazsınız. Bu bizim bir aile olduğumuzun en önemli göstergesidir.

Sonuç itibariyle çok yoğun bir kampanya dönemi oldu. E biz de insanız; zaman zaman duygularımızın da ön plana çıktığı dönemler oluyor. Ama öyle çok kırgınım diyebileceğim bir olay hatırlamıyorum. Özellikle seçim atmosferinde farklı şeyler yaşayabiliyorsunuz. Bizden kaynaklanmayan, farklı şeyler oldu ve üzüldük ama bunları uzatmanın çok da bir faydası olduğuna inanmıyorum. Hepsi orada kaldı.

Seçimlere yaklaşık 45 gün kala AK Parti SKM araziye indi ve yoğun bir çalışma başlattı. 2023 hedefi referans alınarak bir gecede 2023 ev ziyareti yapıldı ki bu bir rekor. Bu süreci ve teşkilatların çalışmasını değerlendirir misiniz? Sizin enerjiniz ve temponuz da çok yüksekti. Nasıldı teşkilatla uyumunuz? Beklediğiniz performansı alabildiniz mi?

E tabi performans yeterli olmasa bu sonucu alamazdık zaten. Üstelik teşkilat bu dönemde ciddi bir yenilenmeye de girdi. Ana kademe, kadın kolları ve gençlik kollarından birçok arkadaşımız Meclis Üyesi Aday Adayı olmak için istifa ettiler. Bu anlamda teşkilatlarda ciddi boşalmalar da meydana geldi. Ama bütün bunlara rağmen alınan sonuç için teşkilatımızı alkışlarız ve Allah razı olsun diyebiliriz.

Daha iyisi olmaz mıydı? Mutlaka olurdu. Ama bu sonuçlar her beş yılda bir farklı bir tercih ortaya koyan Beykoz’da alınan en iyi yerel seçim sonucu olduğuna göre bu başarıyı görmezden gelemeyiz.

Özellikle muhalefetin bu seçim döneminde yaşanan ve siyasetle bağdaşmayan gelişmeleri büyük bir avantaj olarak değerlendirmesine rağmen elde edilen bu başarı görmezden gelinemez.

“2023 hedefi bize büyük ilham verdi”

2023 hedefinden alınan ilhamla bir gecede 2023 ev ziyareti gerçekleştirilmesi teşkilatımızın azmini, kararlılığını ve motivasyonunu göstermesi açısından fevkalade bir çalışmadır. Bu motivasyon ve azim seçim öncesinde oluşturulmaya çalışılan olumsuz algının da kısa zamanda kırılmasını sağlayarak rahat bir kampanya dönemi geçirmemizi sağladı. Ortada böyle bir başarı varken zaman zaman yaşanan bazı sıkıntıları da görmezden gelmek gerektiğine inanıyorum.

Şahsımla ilgili bölüme gelince, teşkilatın seçim kampanyasını üzerine bina ettiği insanım. Benim olaya lakayt kalmam, gayri ciddi olmam beklenemez. Benim en az teşkilattan daha fazla heyecan duymalıyım ki ekibimi de motive edebileyim. Diğer belediyelere göre benim dezavantajım iki yardımcımın istifa etmeleri oldu. O iki arkadaşımızın da yükünü biz yüklenmek zorunda kaldık. Bu seçim ortamında ayrı bir emeğin ve gayretin içine de girdik. Mülkiyet ve 2B ile ilgili yoğun bir çalışma yaptık. Bir taraftan 3300 aileye tapularını verirken bir taraftan da 2B sorununu çözdük. Tüm bu yoğun çalışmalar seçim kampanyasıyla birleşince saat mefhumu olmadan, çok yoğun bir tempoyla çalıştık ve hamdolsun sonucu da çok bereketli oldu.

Sayın Başkan seçimlerden uzun zaman önce muhalefet eliyle başlayan bilgi kirliliği seçim startının verilmesiyle adeta zirve yaptı. Seçim çalışmalarınızı ne derecede etkiledi bu bilgi kirliliği?

Seçim kampanyasına girdiğimizde adaylığımın kesinleşmesinden hemen sonra düzenlediğimiz basın toplantısında kırıcı olmayacağımızı beyan ederek seçim kampanyamızı nezaket ve saygı çerçevesinde yürüteceğimizi söylemiştik. Üslubumuzu buna göre ayarladık.Ancak sonra muhalefetin üslubunun, tavırlarının ve söylemlerinin bizim izlemeye çalıştığımız tarzla uyuşmadığını gördük. Hal böyle olunca bizler de değişmek zorunda kaldık ve onların bu tutumuna karşı gerektiği tonda ama asla nezaketsizlik yapmadan, değerlerine veya özellerine saygı duyarak ama gereken sertlikte cevaplarımızı verdik.

“Muhalefet arazide bir tane proje konuşmadı”

Burası Beykoz bu bir yerel seçim. Bu yerel seçimde iki tarafın da planlarını, projelerini anlatması ve bu yolla vatandaşlarımızı ikna etmelerini beklerdik. Biz kampanyamızı vatandaşlarımızı bilgilendirmek üzerine bina ettik. Yaptığımız icraatları, projelerimizi, hedeflerimizi tek tek anlattık ve destek istedik. İstikrarın sürmesinin Beykoz’un geleceği açısından ne kadar önemli olduğunu anlatmaya çalıştık. Sokak sokak, kapı kapı gezdik. Bıkmadan, usanmadan vatandaşlarımıza doğru ve eksiksiz bilgilendirdik.

Şöyle bir hafızanızı yoklayın muhalefetin arazide konuştuğu bir tane projesi olmadığını hatırlarsınız. Akılcı bir tek projesi yoktu. Sadece bizim bilboardlarla duyurduğumuz projelerimizin üzerine sokak ağzıyla “hırsızlar” kelimesini yazmakla yetindiler. Bu onların zavallılığını ortaya koydu. Yani çıkmaz sokakta olduklarını, bu işi beceremeyeceklerini gösterdi. Sadece bu tür basit ve seviyesiz yöntemlerle vatandaşlarımızın kafasını karıştırabileceklerini zannettiler. Vatandaşlarımız artık bu tür ucuz siyaset oyunlarına itibar etmiyor. Sizin hırsızlar demenizle vatandaş artık hırsız demiyor. Eğer böyle bir şeye inanırsa gereğini sandıkta en ağır şekilde yapıyor.

Muhalefetin bundan sonra yapabileceği bir şey varsa o da planlarını projelerini samimiyetle anlatmak, halkın arasına girip tatlı bir dille kendini ifade etmesi gerekiyor. Yoksa akşama kadar bu tür kirli siyasetle bir yere varılmıyor.

Yerel basının bu süreçteki duruşunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yerel basını doğrusunu söylemek gerekirse bizim takip ettiklerimizin dışında çok da dikkate almadık. Yazdıklarının da çok fazla bir etkisinin olduğunu düşünmüyorum. Olsaydı zaten toplumda karşılığını bulurdu.

“Yerel basın kendini gözden geçirmeli”

Bu da şunu gösteriyor; yerel basın da kendisini yenilemeli, halkın menfaatlerini göz önüne alarak yayın yapmalıdır. Devamlılığı ve inandırıcılığı olmalıdır. Yoksa olmayan şeyleri farklı göstermek suretiyle, mecliste alınan kararları farklı göstermeye çalışmak suretiyle anlatmanın hiçbir basın kurumuna fayda getireceğini sanmıyorum. Kaldı ki tüm bu çabalarına rağmen halk onların bu çarpıtmalarına iltifat etmedi. Halk doğruyu söyleyen, gerçek ve doğru bilgiyle kendisini aydınlatmaya çalışan gazeteleri tercih etti. Şu da belli oldu ki yerel veya ulusal medyanın bundan sonra vatandaşı bilinçlendirmek isterken doğru argümanlarla ortaya çıkması gerekiyor. Bunun aksine çalışanların başarılı olamadığını çok net olarak bu süreçte gördük.

Anket çalışmalarının yoğun bir şekilde yapıldığı bir seçim dönemi yaşadık. CHP kurmayları “seçimi kazandık, 3 puan öndeyiz” gibi söylemlerle yerel basında boy gösterdiler ancak öyle olmadığını seçim sonuçlarıyla gördük. CHP’nin iddia ettiği gibi AK Parti’nin kampanya döneminde sıkıntıya düştüğü doğru mu?

CHP’nin bu argümana sarılmasının en büyük nedeni Beykoz’un geçmişte her dönem başka bir parti tarafından yönetilmesinden kaynaklanıyordu. Aslında onlar 2009’da aynı heyecanı duymuşlardı. 2009’da sıranın kendilerine geldiğini ve seçimi kazanacaklarını sanıyorlardı. Ama öyle olmadı. 1994-99 dönemindeki çalışmalarımı 2004-2009 döneminde AK Parti’nin yaptığı icraatlarla birleştirerek yaptığımız anlatımlar ve projelerimiz halkımızın ilgisini çekti ve destek buldu. Sonuçta 2009’da vatandaşlarımız bizlere oy vererek istikrarı seçti ve her dönem farklı parti geleneği de son bulmuş oldu.

“Fedakar ve samimi tavrımızı CHP yanlış anladı”

CHP bu alışkanlığına dayanarak özellikle mülkiyet ve 2-B ile ilgili attığımız adımlarda fiyatların rayiç değerlerin yüksek olmasını kendileri için bir avantaj olarak gördüler. Proje alanları ve fiyatlarla ilgili çalışmalarımızın sonuçlanmasını beklediğimiz için araziye erken inmememizi kendileri için avantaj olarak gördüler. Hem köylerde, hem bazı mahallelerde ve özellikle Çavuşbaşı’nda araziye erken inmeyip, temkinli davranmamızı yanlış anladılar. Biz onlara mecliste de defalarca “proje alanlarını Türkiye’de ilk deneyen belediye biziz. Çağırın gelelim ilçenizde, istediğiniz yerde sizlere bu çalışmaları anlatalım, bilgi verelim” dedik.

Düşününki bir belediye başkanı olarak muhalefet partisinin ilçe teşkilatına, başkan adayına “Mülkiyet konusunu siyasete malzeme yapmayın. Halkın geleceğiyle ilgili mülkiyet konusunu polemik malzemesi yapmayın. İstediğiniz yere geleyim sizlere bu çalışmaları anlatayım bilgi sahibi olun” dedik. Defalarca çağrı yaptık ve inanın çok büyük fedakârlık ve samimiyetle davrandık.  Bizim bu suskunluğumuz onlarda bir cesaretlenmeye yol açtı. Sanki biz negatifiz de onlar pozitifmiş gibi bir algı oluşturdu. 

Belki de biraz vardı bu olgu. Çünkü hem henüz araziye çıkmamıştık hem de 17 Aralık operasyonu kısa da olsa böyle bir algıya yol açmıştı. Ama ne zamanki biz araziye çıktık, tanıtımlarımızı ve çalışmalarımızı anlattık algı bir anda lehimize döndü. Özellikle 3300 aileye tapu, rayiç bedellerin düşmesi ile oluşan istikrar ve güven ortamı bizleri çok rahatlattı. Son 45 gün içerisinde ise araziye tamamen hakimdik. Bizim hedefimiz % 50’nin üzerinde bir oyla Sayın Başbakan’a yakışan bir sonuç alalım demiştim. Hedefimiz en az 15 puandı ama 12 puan farkla bitirdik. Bizim 5 bin oyumuz da başka yerlere gitti.

Sayın Başkan her açıdan rekorlara sahne olan bir seçim dönemi oldu. En çok konuşulan rekor ise ilk defa aynı isim olarak peş peşe ikinci dönem Belediye Başkanı olmanız. Bundan sonra iki dönem kuralı nasıl işler Beykoz’da?

Bundan sonra inşallah ben kolay kolay AK Parti’nin Beykoz’da iktidarı bırakacağını sanmıyorum. 2009’da bir hedef koymuştuk; 2023’e kadar buradayız demiştik. 2019’un Allah’ın izniyle AK Parti için Beykoz’da garanti olduğunu söyleyebilirim. 2019’da da daha farklı bir şekilde seçimlerin kazanılması durumunda ki inşallah büyük bir hata yapmazsak ben öyle olacağını düşünüyorum AK Parti bir daha Beykoz’da kolay kolay bayrağı bırakmaz. Çünkü Beykoz gelişiyor. Kültür, sanat, turizm, eğitim ve modern şehircilik alanlarında çok önemli gelişmeler yaşıyor. Ve en önemli ayrıntı şu ki Beykozlu hemşerilerimiz ancak istikrar ve güven ortamının Beykoz’a önemli şeyler katacağını, büyüteceğini artık çok iyi anladılar. Ayrıca 2009 bize 2014’ü kazandırdı. Bu istikrarın ne denli önemli olduğunu bu dönemde bize daha net gösterecek ve 2019’u da 2014 sayesinde kazanacağız inşallah. Hep daha iyiyi hedefliyorsanız en önemli referans hep istikrar ve güven olmuştu.  

Meclis Üyesi adaylarını ve sonrasında başkan yardımcılarını belirlerken nelere dikkat ettiniz, kimlerle belirlediniz? Bu süreçte partinizin aksine muhalefette çok önemli tartışmalar yaşandı. Bunların sebepleri sizce neydi? Siz hangi kriterlere göre bu süreci belirlediniz?

Öncelikle samimiyet var. İkincisi bilimsel verilere dikkat etmek ve o verilerle hareket etmek var. AK Parti Türkiye’de ve dünyada siyaseti en başarılı şekilde yapan partidir diyebiliriz. Üst üste üç genel seçim, iki referandum ve üç mahalli seçimden her seferinde güçlenerek çıkan bir parti. Bu neye bağlı? Bu samimiyete bağlı. AK Parti’nin üst kademesinde belli kişilere bir angajman yok. Devasa sorumlulukları taşıyabilecek o kadar çok alternatif var ki kadrolarında bu özgüven bizi başarılı kılıyor. Seçme ve seçilme yaşını aşağıya çekmemiz, çok genç arkadaşlarımızdan milletvekili, bakan yapmamız ve onların bu makamları büyük bir başarıyla temsil etmesi AK Parti’nin başarısının arkasındaki en önemli dinamiktir.

“Adaylarımızın Beykozlu ve AK Partili olmasına dikkat ettik.”

Aday adaylığı sürecinde de partimize 124 kardeşimiz müracaatta bulundu. Bu kardeşlerimizin 50’ye yakını yüksekokul ve doktora yapmış arkadaşlarımızdı. Lise, ortaokul, ilkokul mezunlarına baktığınızda hiçbir partiyle mukayese edilemeyecek kadar vasıflı bir kadro vardı. Dolayısıyla bu kadronun içerisinden dört tane ayrı meclis üyesi listesi çıkarmak mümkündü. Ama sonuçta 31 kişiyi değerlendirebilecektik ve seçilen arkadaşlarımızın sayısı bildiğiniz gibi 20 kişi oldu. Biz bu değerlendirmeyi yaparken her şeyden önce adaylarımızın Beykozlu olmasına dikkat ettik. Bunun yanında demografik yapıya ve mahalle dağılımına da özen gösterdik. 17 mahalleden meclis üyesi listesi oluşturduk ve 16 vilayetten insanlarımız bu listede yer buldu. Bunlar toplumun kabul gördüğü argümanlardır. Halk bu sıralarda kendisini temsil eden insanları görmek ister. Bu çalışmayı muhalefette göremezsiniz. Zaten kavga da bunun yüzünden çıkıyor. Dışarıdan insan getirmeler…

AK Parti’nin listesinde Beykoz dışından bir tane adam bulamasınız. Tamamı Beykozlu olan teşkilat bünyesinde çalışmış veya uzun süre partimizin üyesi olmuş insanlardır. Bu listede kavga çıkar mı? Çıkmaz. Hamdolsun kavga da çıkmadı, kimse kimsenin kuyusunu da kazmadı. Ha, insanız, hiç eksiklik olmaz mı, olur tabi ama en az olabilen listeleri biz yapmaya çalıştık. Bölge halkını, mahalle halkını kucaklayan listeleri yaptık ve bu listelerle de vatandaşlarımızın gönlünü kazandık diye düşünüyorum.

“Bizde tüm kararlar istişare ile alınır.”

Başkan yardımcılarımız da geçen dönem beraber çalıştığımız ve bu dönemde de kendileriyle çalışmaktan zevk duyacağım arkadaşlarım. Elbette bu kararı tek başıma almadım; tüm bu seçimleri yaparken teşkilatımızla, il başkanlığımızla ve son olarak Sayın Genel Başkanımızla istişare ettik. Cumhurbaşkanlığı sürecinde de gördüğünüz gibi AK Parti’nin geleneklerinde istişare çok önemlidir. Sonuçta bu siyaseti teşkilatımızla birlikte yapıyoruz. Seçim zamanında dikkat ettiyseniz tüm kademelerimiz, SKM’miz, İlçe Başkanımız ve Bölge Milletvekilimiz Sayın Metin Külünk Bey ki ona buradan teşekkür etmek istiyorum bu dönem en az bizim kadar çalıştı kendisi, dolayısıyla bütün bunlar bir rahmete dönüştü.

Birbirimizi incittiğimiz, kırdığımız hatta kötü baktığımız bir anımız bile olmadı. Böyle bir ortama tabi ki bereket gelir. Kavganın olduğu, fitnenin olduğu, herkesin birbirinin kuyusunu kazdığı bir yerde rahmet olur mu? Olmaz. Bütün bu çalışmaların arkasında yukarıda da bahsettiğim gibi samimiyet vardı ve vatandaşlarımız hamdolsun bunun karşılığını gösterdiği teveccühle verdi.

Bu dönem mikro milliyetçiliğin belki de en çok tartışıldığı dönem oldu. Neler söyleyeceksiniz bize yörecilik konusunda? Siyasette etkin olabilmek için bu kavramın kullanılmasını nasıl karşılıyorsunuz?

Yörecilik çok kötü bir şey değil. Ama yöreciliği siz her şey olarak görmeye başlarsanız çok büyük bir hata yaparsınız ve zararlarını görmeye başlarsınız. Zaman zaman ajite ederek bu durumdan faydalanmaya çalışanlar olabilir ama bir yere kadar gidebilirsiniz ve orada kalırsınız.

Hâlbuki bizim bu konuda bir tek hedefimiz olmuştur her zaman, o da 250 bin Beykozluyu kucaklamaktır. Nasıl ayırabilirsiniz ki? Doğarken bizim irademizde olmayan şeyler vardır. Ana-babamız, cinsiyetimiz, saç rengimiz, gibi. Nereli olduğumuz da aynı şekilde bizim elimizde değildir. İnsan bölgesini sever ben de severim. Ama benim için önce Beykoz’un menfaatleri gelir. Beykoz’un menfaatleri için kim faydalı ise bölgesine bakmadan onunla çalışırım. Benim bölgemin insanı ne olursa olsun en iyisidir demek çok sakat bir düşüncedir.

Bu tür yaklaşımlar bölgede ayrımcılığı getirir. Toplumun birbirine bakış açıların olumsuz etkiler, nezaketsizliği getirir. İnsanların kendi elleriyle, kendi güçleriyle ve kendi yetenekleriyle nereli olduklarını belirleyemedikleri bir ortamda siz onları bu özellikleriyle sınıflandıramazsınız, bunu bir üstünlük olarak göremezsiniz. Bizim inancımızda üstünlük takvada ve kardeşliktedir. Biz buna bakarız.

“Kısa süreli de olsa ufak bir rüzgar yaptılar.”

Dediğim gibi AK Parti’nin listelerini hazırlarken her mahalleden ve her bölgeden meclis üyesi olmasına özen gösterdik. İşte AK Parti’nin farkı burada. O tür yaklaşımlarda bulunanlar kısa süreli de olsa ufak bir rüzgar yaptılar ama bu etkili olamadı. Bu kardeşlerimiz de bizim kardeşlerimizdir ve umarım ki bu ayrımcılığı uç noktalara taşımaya çalışmazlar. Taşımamaları gerekir. Zaten Beykoz halkının bunlara iltifat etmediğini çok net olarak gördük. Hiç bunlara gerek yok. 81 vilayetin insanının kardeşçe yaşaması kadar güzel bir şey olabilir mi?   

2009 Seçimleri bir noktada Çavuşbaşı beldesinin Beykoz’a dahil edilmesiyle kazanılmıştı. Ancak 2014 seçimlerinde Çavuşbaşı ve hatta Köyleri dahi çıkardığımızda yaklaşık 9 bin oy farkla seçimi kazandığınızı görüyoruz. Çavuşbaşı ve Köyler farkın 19 bine çıkmasını sağlıyor. Örneğin Köylerde oylarınız % 54,54, CHP’nin ise % 28,46. Muhalefet’in çok ümitli olduğu Çavuşbaşı’nda sizin oy oranınız % 66,89. Bu ciddi farkı neye bağlıyorsunuz?

Bu anlattığınız hakikaten çok güzel bir tablo. 2009 seçimlerinde Çavuşbaşı’nın belde statüsünün kaldırılması gerçekten Beykoz’da AK Parti’ye seçimi kazandırdı. Yani Çavuşbaşı oylarını dışarıda tuttuğunuz zaman 20 mahalleyle seçimi kazandığını söylemek mümkün değildir.

“Çavuşbaşı’na giremeyeceğimizi söylediler.”

2 binin üzerinde bir oy farkıyla seçimi kaybediyorduk. Bu bir gerçek. Bu dönem Çavuşbaşı ve köylerin yine hatırı sayılır bir katkısı oldu bize. Özellikle Çavuşbaşı üzerinden çok ciddi spekülasyonlar yapıldı. Çavuşbaşı’nın beş mahallesine bizim giremeyeceğimiz ifade edildi. Düşünsenize ben Belediye Başkanıyım, hizmet veriyorum ve benim mahalleme giremeyeceğimi vatandaşlarıma pompalamaya başladılar. Nasıl gidemem, benim mahallem bunlar dedim ve sonuçta % 68 oy aldım o mahallelerden.

Bir şey daha var; köyleri ve Çavuşbaşı’nı bir kenarda tutun 2009’da 2 bin oy geride olduğumuz 20 mahallede bu seçimde 9 bin oy farkla seçimi kazanıyoruz. Bu totalde 11 binoy demektir. Demek ki biz vatandaşlarımıza doğru bir şekilde ulaşmışız. İstikrar ve güven ortamını sağlamış ve vatandaşlarımız sunduğumuz hizmetlerden memnun kalmıştır. 2009’da bize oy vermeyen insanlar bu seçimde bize oy verdiler. Yine 2009’da bize oy veren bir kısım vatandaşlarımızın da çeşitli sebeplerle başka partilere oy verdiklerini de biliyoruz. Bu oran % 5’e yakın bir orandır. Totale vurduğunuzda 2009 seçimlerine nazaran % 14 diğer partilerden oy almış oluyoruz. Bu başarının en büyük sebebi mülkiyet, imar ve 2-B konuları başta olmak üzere sağladığımız istikrar ve güven ortamıdır.  

 Muhalefet adayı Çavuşbaşı için “% 50’yi geçemezsem Beykoz’u terk ederim” demesine rağmen % 20 oy alabildi. Bu ifadeleri siyasette nasıl değerlendiriyorsunuz?

Şimdi bu arkadaşlarımız siyaseti uzun soluklu yapmadıkları için halkı iyi okuyamıyorlar. Onlar az önce söylediğimiz gibi etnik milliyetçiliğe dayanan bir siyaset yapmaya çalıştılar. Bunun Çavuşbaşı’nda karşılık bulacağını zannettiler. Yanıldıklarını hep birlikte gördük. Etnik milliyetçilikle siyasette etkin olmaya çalışanların bu örneği de iyi analiz etmelerini dilerim.

“Ayağınızın yere basması gerekir.”

 Sonuçta bu tarzın halk nezdinde bir itibarı olmadığının en somut örneklerinden biridir Çavuşbaşı. Ben Çavuşbaşı halkıyla tam 30 yıldır beraberim. Yani ben orada oturan kardeşlerimizi CHP’nin adayından 30 yıl daha fazla tanıyorum. O oraya saman alevi gibi gelmiş gitmiştir, belki 3-5 akrabası vardır. Öyle tanıyordur. Ama ben Çavuşbaşı halkının yüreğindeki sıcaklığı, gözlerindeki muhabbeti, ışığı çok daha farklı okuyorum. Onun için o bana söylenen “Çavuşbaşı’nda AK Parti veya Yücel Çelikbilek bir daha olmaz” diyenlere ben gülerek geçiyordum.

Siyasette belki iddia iyi bir şeydir ama bu iddianın alt yapısının ve tutarlılığının olması gerekir. Ayağınızın yere basması gerekir. Bakın ben en zor zamanımda dahi yapamayacağım hiçbir şeyin sözünü asla vermedim. Bilsem ki seçim gidiyor yine de asla olmayan bir şey için ne söz veririm ne de vaatte bulunurum.

Sayın Başkan Seçimden sonra belediye başkan adaylarından sizi tebrik için kimler aradı?

Seçimden sonra arayan ve gelen Saadet Partisi adayı oldu. CHP adayı 19 gün sonra aradı. Saadet Partisi adayı bir hafta on gün sonra aradı. DSP adayı Recai Bey’de bizzat ziyaret ederek tebrik etti. Seçim döneminde en efendi arkadaşlardan biri Recai beydi sağ olsun. Onun dışında MHP’nin adayı aramadı, diğer partilerin adayları da aramadı.  

2009-2014 dönemiyle ilgili sizi en çok mutlu eden hizmetiniz hangisi oldu. Ve bu dönemde en çok başarmayı istediğiniz projeniz hangisi?

Bütün hizmetlerimiz bizi çok mutlu etti. Ama beni en mutlu edeni Beykoz halkının bu bölgede kalmasını sağlayan İBB arsalarının tarafımıza intikali ve Beykozlulara satışı, 2-B, mülkiyet ve imarla ilgili çalışmalarımızdır. Mutlaka kalıcı hizmetler yapıyoruz; spor komplekslerinden, yüzme havuzlarından, Karlıtepe Teleferik Projesi, Yuşa Projesi, Kanal Riva, Kılıçlı Film Platoları, Baruthane Parkı hepsi çok güzel işler. Ama en önemlisi Beykoz’daki imar mevzuatının gerçekleşmesi, Beykoz’da yasal yapıların yapılmaya başlaması, Beykoz’da kentsel dönüşümün veya bizim ifademizle yerinde dönüşümün sağlanması ve inşallah en büyük hedefimiz de Belediye olarak sosyal konutlar üretmemiz.

“Beykozlunun Beykoz’da kalması en büyük arzumdu.”

Geçmişte çok istememize rağmen imkânımız olmamıştı ama bu dönemde böyle bir fırsat ayağımıza gelmiş gibi görünüyor. Bunu iyi değerlendirerek bölgede halkımızın kalmasını murat ettiğimiz tarzda güzel bir çalışma yapmak istiyoruz.

Üniversiteler açılıyor, Kanal Riva Projesi, Cam Fabrikasının yerine önemli projeler yapılacak, Sümerbank’ın yerine farklı bir çalışma yapıldığını göreceğiz, Tekel’in yerinde yine önemli bir proje hayata geçirilecek, marinamız inşallah hayat bulacak. Yani Beykoz her anlamda büyüyen ve zenginleşen bir bölge olacak bu dönem içerisinde. Ama biliyorum ki bunların içinde beni en çok mutlu eden Beykozlu kardeşlerimin Beykoz’da kalmasını sağlayan mülkiyet ve imar sorununun çözülmüş olmasıdır.

Sayın Başkan bu açıklamalarınızdan Boğaziçi Yasası ve SİT konusunda da çalışmalar yapılacağını mı anlamalıyız?

Boğaziçi Kanunu ile ilgili ileride bir takım çalışmalar yapılacak inşallah. Ama SİT konusunda Çevre Bakanlığı şu an yeni bir çalışma yapıyor. Bizim şu anda ürettiğimiz birinci etap ve geri görünüm etkileşim planları da bu noktada biraz daha ileri planlar oldu. Bu planlar şu anda bakanlıkta ve onların çıkmasını bekliyorum. Köy planlarıyla ilgili güzel çalışmalarımız başladı.Onları da yılsonuna kadar inşallah bitireceğiz ve hedefimiz 2014’ün sonuna geldiğimizde Beykoz’un dışarıdan gıptayla bakılan farklı bir ilçe olmasını sağlayacağız.

Cumhurbaşkanlığı seçimleriyle ilgili düşüncelerinizi alabilir miyiz? Sizce Sayın Başbakan Cumhurbaşkanı olmalı mı? 

Bu konudaki duruşumuz net. Benim gönlüm Sayın Başbakanımızın Cumhurbaşkanı olması yönünde. Zaten Ankara’da oyumu da ben o yönde kullandım. Görüntü de şu anda bu yönde. Üç dönem kuralının devam etmesi de buna işaret ediyor. Bu asla partiye zafiyet vermeyecektir. 12 yılda AK Parti kurumsallaştı. Girdiği yedi seçimden başarıyla çıkan bir parti. Bizi başka partilerle mukayese etmesinler. Biz ne bir DYP ile ne bir ANAP’la veya bir başkasıyla mukayese edilemeyiz. Çünkü onların hepsi partileri oy anlamında en zayıf oldukları dönemde Cumhurbaşkanlığı’na aday olmuş ve parlamentoda seçilmişlerdi. Demirel Cumhurbaşkanı seçildiğinde partisinin oyu % 21,5 idi. Rahmetli Turgut Özal’ın ise % 33’lerde idi. Bizim oy oranımız % 50’lerde. Üstelik bu dönemde Cumhurbaşkanını halk seçecek. Demirel Cumhurbaşkanı olduğunda partisi % 21’lik bir partiydi ve SHP’nin desteğiyle seçilmişti.Bizim hamdolsun böyle bir durumumuz yok ve olmaz. 

Son günlerde yaşanan çocuklara karşı işlenen suçlardaki artış Sayın Başbakan’ı dahi bu suçlarla ilgili idam tartışmalarına çekti. Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda? 

Sayın Başbakanımız çok merhametli bir insandır. Eğer o bile bu noktaya gelmişse demek ki hakikaten bu suç çok incitici ve kamu vicdanını rencide edici bir noktaya gelmiştir. Sayın Başbakanımız böyle bir irade ortaya koymuşsa elbette onun arkasında dururum. Kaldı ki kişisel görüşüm de aynı paraleldedir. Bu masum sabi dediğimiz evlatlarımıza hangi anlayışla bu zulmü yapabilirsiniz. Bu nasıl bir ruh halidir. Dolayısıyla hiçbir suç cezasız kalmamalıdır ve işlenen suçun karşılığı kamu vicdanını tatmin etmelidir. Hayata son vermişseniz, hayata son vermenin karşılığı hayat olmalıdır. Kısasta hayat vardır. 

Tabi bu cezaları değerlendirirken toplumumuzdaki insanların bu cani ruha nasıl geldiğini de iyi irdelemek gerekir. Toplumumuzun ahlaki değerlerini yükseltmek ve benzeri sosyal çalışmalarla manevi değerlerimizi hatırlamamız gerektiği kanaatindeyim. 

Son olarak Beykozlu hemşerilerinize neler söylemek istersiniz? 

Ben her şeyden önce Beykozlu kardeşlerime teşekkür etmek istiyorum. Seçim ortamında çok farklı şeyler söylenmesine rağmen onlar hangi sebeple olursa olsun bize oy verdiler. İster istikrardan dolayı, ister seçimlerin genel seçim havasına girmesinden dolayı, isterse bizim yaptığımız hizmetleri beğendiğinden dolayı; hangi sebeplerden olursa olsun bize oy veren hemşerilerime teşekkür ediyorum. Çok isabetli bir karar verdiler ve hizmetlerini devamını sağladılar. Sekteye uğratmadılar, kırıp dökdürmediler. 

Öyle bir oy oranıyla bizi kazandırdılar ki birçok ortamda elimizi de güçlendirdiler. Başka yerlere karşı söylemlerimizde artık sesimiz çok daha gür çıkacak. Bu bakımdan çok memnun olduğumu ifade edeyim. Çünkü öyle bir şey oldu ki 9 bin tane iptal oyuna karşı iptal oylarının sayımını isteyemeyecek kadar büyük bir farkla seçimi kazandık. Kaldı ki o iptal oylarının da çok büyük bir kısmı bize verilmiş oylardı. Yine de o oyların hepsini onlara yazsanız yine 11bin oy farkla biz kazanıyorduk. İşte bu fark bize büyük güç kattı. Bizlere verdikleri desteği eksiltmesinler. Sabretsinler ve ilerideki günlerde projelerimiz tek tek hayata geçtikçe bizlere verdikleri desteğin ne kadar doğru bir karar olduğunu görecekler. Ben onlara ömür boyu güzellikler diliyor ve teşekkür ediyorum. Dost Beykoz ekibine de buradan teşekkür ediyorum. 

Dost Beykoz / Kader Gür – Sinan Kavrak

Anahtar Kelimeler: Beykoz Haberler, Kader Gür, Sinan Kavrak, Yücel Çelikbilek, Röportaj


DOST BEYKOZ

"Beykoz'un Hür Gazetesi"