Ekonomi

Yıllık izin paraya çevrilemez!

Yıllık izin paraya çevrilemez!
2014.09.06 00:00
| | |
7116

Dost Beykoz Haber Müdürü Ferdi Güngör, Beykoz'da ücretli ve sigortalı çalışanlar için araştırdı ve yazdı:

Dünyanın her yerinde, yaz-kış demeden, soğuk-sıcak önemsemeden bir yıl boyunca çalışan işçiler, bunun karşılığında belirli bir süre izin alırlar. Bu rakam Finlandiya ve Rusya'da 40,JaponyaPolonyaİspanya ve İngiltere'de36, ülkemizde ise 26 gün olarak kayda geçiyor. Ancak yine ülkemizde bu konuda yapılan önemli bir yanlış da hemen göze çarpıyor:‘İşverenler tarafından yıllık iznin paraya çevrilmesi…’ Dost Beykoz Haber Müdürü Ferdi Güngör, konuyla ilgili araştırmalarında, 26 günlük iznin kullanılmayıp paraya çevrilme işinin, aslında yasalara aykırı olduğunu gözlemledi. İş Hukuku Enstitüsü Başkan Yardımcısı Avukat Naciye Uçar ise bunun yasalara aykırı olmakla kalmayıp, idari para cezasıyla da sonuçlandırıldığına dikkat çekti. Avukat Uçar"İş Kanunu’nun 56. maddesine aykırılık teşkil edecek surette işçinin yıllık ücretli iznini yasaya aykırı bölerek kullandıran işverene bu şekilde işlem yaptığı işçi başına 237 TL para cezası öngörülmüştür. Yine İş Kanunu’nun 57. maddesine aykırılık teşkil edecek surette işçinin yıllık izin ücretini ödemeyen veya eksik ödeyen işverene bu şekilde işlem yaptığı işçi başına 237 TL para cezası öngörülmüştür" dedi.

Avukat Naciye Uçar: "Paraya çevrilemez!"

İş Hukuku Enstitüsü Başkan Yardımcısı Avukat Naciye Uçar yıllık iznin işçi için bir hak olduğunu ve bu dinlenme hakkının Anayasa'nın 50. maddesinde de düzenlendiğini belirterek, “Özellikle yıllık izin çok kapsamlı ve yanlış yönlendirmelerden dolayı birazda karmaşık gözüken bir sistemdir” diye konuştu. Avukat Naciye Uçar, şunları söyledi:

“Genel olarak değerlendirecek olursak, izin süresi 4857 sayılı İş Kanunu’na göre ilk parçası 10 günden aşağı olmamak üzere bölünebilir. Bu da demektir ki beş yılını doldurmayan işçinin yıllık izni ancak 10 gün ve 4 gün olarak bölünebilecektir. 4857 sayılı Kanun’un 53üncü maddesine göre uygulanan yıllık izin süreleri hizmet süresi; bir yıldan beş yıla kadar olanlara yılda 14 gün, beş yıldan fazla ve on beş yıldan az olanlara yılda 20 gün, on beş yıl ve daha fazla olanlara yılda 26 gün ücretli yıllık izin verilir. Dolayısıyla beş yılını dolduran çalışanın yıllık izin süresi 20 gündür ve bu süreden daha az olmak üzere kullandırılamaz. Şayet daha az süre ile kullandırılmışsa ücretleri iş sözleşmesinin feshi tarihi itibariyle ödenmelidir.

18’den küçük, 50’den büyüklere ‘yıpranma payı’…

İş Kanunu’na göre 18 ve daha küçük yaştaki işçiler ile 50 ve daha yukarı yaştaki işçilere verilecek yıllık ücretli izin 20 günden az olamaz. Bu kurala aslen yıllık izin kullandırılmaması ile ilgili de hüküm eklenmesi gerektiği düşüncesindeyiz. Zira bu yaş grubunda yer alan insanlara fazladan izin süresinin verilmesinin sebebi çalışmalarından dolayı yıpranma derecelerinin fazla olmasıdır. Yıllık izin paraya çevrilemez.  Paraya çevrilmesinin tek istisnası, sözleşme feshi olduysa ve içeride işçinin kullanamadığı yıllık izni varsa, bu izinler paraya çevrilebiliyor. Yıllık izin ücretleri ancak iş sözleşmesinin sona erme tarihi itibariyle ödenir. İşçinin çalışma dönemi içerisinde izin kullandırılmayıp izin ücretinin ödenmesi söz konusu olamaz. Bu durum yasaya da aykırıdır aynı zamanda Yargıtay’ın ilke kararları vardır. İşveren işçinin iznini kullandırmak zorundadır.”

Gökçe Canarslan: "Alacak ve izin hakkı farklı kavramlardır"

Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu Öğretim Görevlisi Gökçe Canarslan ise Dost Beykoz'a önemli açıklamalar yaparak, 'yıllık ücretli izin alacağı' ile 'yıllık ücretli izin hakkının'birbirinden farklı konular olduğunu söyledi. Yıllık ücretli izin alacağının, iş sözleşmesinin işçi veya işveren tarafından feshedilmesinden sonra doğmakta olan bir çeşit alacak olduğuna dikkat çeken Öğretim Görevlisi Canarslan, tüm alacak konularında olduğu gibi talep edilebilir ve dava konusu yapılabilir olduğundan bahsetti. Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu Öğretim Görevlisi Gökçe Canarslan, yıllık ücretli izin hakkının paraya dönüştürülememesi konusunda Yargıtay Kararı'nın olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Yıllık ücretli izin hakkı 2000/9-1079 E. 2000/1103 K. Sayılı Hukuk Genel Kurulu Kararı’nda da belirtildiği üzere “işçinin yıllık vazgeçmiş olduğunu beyan etse bile hukuken geçerli sayılamayan nitelikteki hakkıdır. Bu hakkın işçiye kullandırılması zorunlu olup, bu zorunluluk Anayasa'nın ‘Çalışma Şartları ve Dinlenme Hakkı’ başlıklı 50/3 ve 4. madde uyarınca, ‘çalışanların yıllık ücretli izin ile her yıl dinlendirilmeleri gereğinin’ sonucudur. Aynı şekilde İş Kanunu madde 53’e göre de yıllık ücretli izin hakkından vazgeçilemeyecektir.

Sonuç olarak, yıllık ücretli izin alacağı, kanunda belirtilen günlere göre 14, 20, 26 günden az olamayacağı kararlaştırılabilen ve çalışılan yıl uyarınca hesaplandıktan sonra iş sözleşmesinin feshinden itibaren dava yolu ile talep edilebilir hale gelmektedir. Ancak yıllık ücretli izin hakkı, işçi karşılığında ücret verilmesini kabul etse dahi vazgeçemeyeceği bir haktır. 2006/37424 Esas 2007/6510 Karar Sayılı Yargıtay 9. Hukuk Dairesi Kararı’nda da bunun işçiye tanınmış ve Anayasal temeli olan bir dinlenme hakkı olduğu, bu haktan vazgeçilemeyeceği de hükme bağlanmıştır. İş ilişkisinin devamı süresinde bu hakkın paraya dönüşmesi mümkün olmadığı da kanunda açıkça yer almaktadır"

Avukat Ferda Kazancıbaşı: "Hak arayan kendini kapı önünde buluyor"

Konuyla ilgili bilgilerine başvurduğumuz Dost Beykoz Yazarı da olan Av. Ferda Kazancıbaşı da yasanın bu maddesinin haberleştirilmesinin önemine dikkat çekerek,"Patronların hak ihlalleri karşısında çalışanların haklarını dile getirme imkânı yok. Çalışanlar, haklarını dile getirmek istediklerinde kendilerini kapıda buluyorlar" diye konuştu. Avukat Kazancıbaşı, şunları kaydetti:

"Ya bu deveyi güdeceksin ya da bu diyardan gideceksin, deniliyor. Dışarıda iş bulmak kolay değil. Bu işin bir yönü… Öte yandan da ne yazık ki çalışanlar haklarını da bilmiyorlar. Bu tür haberler, en azından onlara haklarını hatırlatma fırsatı veriyor. Kimi işverenlerin ve üstelik bile bile yasaların açık hükümlerini ihlâl etmesi olacak iş değil. Çalışanlar ise bu konuda sessiz kaldıkça yazık ki ezilmeye devam edecekler. Oysa burada şunu anlamak gerekiyor. Bir terazi var. Bu terazinin bir yanında çalışanlar diğer yanında ise işverenler. Ortada ise hukuk var, yani yasalar. Burada terazinin işveren kısmı ağır bastıkça, zararı yalnızca çalışanlara değil, hukuka da oluyor"

Dost Beykoz / Özel Haber

Anahtar Kelimeler: Ferda Kazancıbaşı, Gökçe Canarslan, Naciye Uçar


DOST BEYKOZ

"Beykoz'un Hür Gazetesi"