Toplum

Yazar Raif Öztürk Kur'an merkezi'ni gezdi

Yazar Raif Öztürk Kur'an merkezi'ni gezdi
2014.09.11 00:00
| | |
9698

Yazar Raif Öztürk, Üsküdar’da bulunan Aziz Mahmud Hüdayi Kur’an Merkezi’ni gezdi. Öztürk orada ilginç tespitler yaparken bir gerçeği de yeniden hatırlattı.

Üsküdar’da Aziz Mahmud Hüdayi Hz’nin adına kurulmuş, müstesnâ bir Kur’ân Merkezi var. 2013 senesinin şubat ayının sonunda bu merkezi gezme fırsatı buldum. Hem hizmet tarzlarına, hem modern, temiz ve disiplinli eğitimlerine, hem de teknolojinin en gelişmiş imkânlarıyla hizmet vermelerine hayran kaldım...

Merkez binalarına girerken anahtar kullanmak yerine, şehâdet parmaklarını ışıklı cihazın üzerine değdirmekten tutunuz da, yazı tahtası yerine Japonya’dayken gördüğüm ve kullandığım, üzerine çizilen ve yazılanları bilgisayar duyarlılığı ile arşive atan ve dilediğiniz şekilde kopya çıkaran en modern akıllı tahtaya kadar ileri teknoloji, Kur’ân eğitiminin hizmetindedir. Yöneticilerin güler yüzlülüğü, tertemiz, üstün kaliteli ve pırıl pırıl ortam, sizleri âdeta büyülüyor.

Aziz Mahmud Hüdâyi Camii İmam Hatibi Muhterem dostum ve kardeşim Hafız Mustafa Efe hocamın özetlediğine göre, alanında bir ilk olan hafızlık sonrası “Hafızlık İhtisas Eğitimiiçin, 400 küsur kişi müracaat etmiş ancak ciddî bir imtihanla elenerek, 40 kişi alınabilmiş. Buradaki hâfızların, ülkemizin en seçkin hafızlarından olduğu da çok net anlaşılıyor…

H.Mustafa Efe hocamdan, bu Kur’ân merkezi hakkında bilgi istediğimde, özetle şunları söyledi:

“Eğitim faaliyetlerinde, Kur’ân-ı Kerim hizmetini merkez(e) alan Aziz Mahmud Hüdâyi Vakfımız, Kur’ân kursları, öğrenci yurtları, v.b. çalışmaların yanında, yoğun talep ve ihtiyaç üzerine, yüce Kur’ânı en güzel şekilde okumak, yaşamak ve yaşatmak için, bir ilk olan hafızlık sonrası Eğitim çalışması HÜDÂYİ KUR’ÂN MERKEZİ’Nİ açtı. Hedefimiz, hafızlarımızın maddi ve manevi her iki açıdan da “YAŞAYAN KUR’ÂN” olabilmeleridir...

Bu maksatla; çalışmalarımız, sadece bir noktada değil, etraflıca bir eğitim faaliyeti olarak tasarlandı. Her bölümün çalışmalarını, o sahanın en liyakatli, söz sahibi ve üstâd hoca efendileri yürütmekte...

Eğitim ve aktivitelerimiz şunlar:

Temel İslâmi bilgiler: Tefsir, akâid, fıkıh, hadis, siyer-i Nebi ve güncel meseleler.

Meslekî İhtisas Eğitimi: İmamet, vaizlik, hutbe, sohbet, diksiyon, hitâbet, edebiyat, şiir, e(t)kili iletişim, kişisel gelişim, âdâb-ı muâşeret, lisan-ı hâl eğitimi.

Kur’ân-ı Kerim: Hafızlık, tecvid, talim, tashih-i huruf, güzel okuma, ilm-i kıraat ve makam.

Arapça: Klasik Kur’ân Arapçası ve pratik Arapça.

Temel İslâmi bilgiler: Tefsir, akâid, fıkıh, hadis, siyer-i Nebi ve güncel meslekler.

Meslekî İhtisas Eğitimi: İmamet, vaizlik, hutbe, sohbet, diksiyon, hitâbet, edebiyat, şiir, erkili iletişim, kişisel gelişim, âdâb-ı muâşeret, lisan-ı hâl eğitimi.

SES Eğitimleri: Şan ve ses, nefesi doğru kullanma, musiki ve makam, cami musikisi, aşr-ı şerif ve mukabele çalışmaları.

Sosyal Faaliyetler: Sportif imkânlar, Geziler, Sosyal ve Kültürel faaliyetler, sanat faaliyetleri...”

Evet, buraya kadar tüm emeği geçenleri muhabbetle anarak kutlar, bu güzel hizmetlerin ilelebet devamını diliyor ve bu bahtiyar hocalarımıza da şükranlarımızı arz ediyoruz...

*******

·         Aziz Mahmud Hüdâyi Hz.: Yolunu buraya çıkarıp, yüzünü bu kapıya sürenlerin avuçlarına bir Aziz Mahmud Hüdâyînin şu duâsı rahmet olup yağar, umut olup taşar.“Ömründe bir kere türbemize gelip Fâtih’a okuyanlar, kıyamete kadar bizimdir. Bizi sevenler, ömürlerinde fakirlik görmesinler. İmanlarını kurtarmadıkça ölmesinler. Öleceklerini bilsinler ve haber versinler. Ve de ölümleri denizde olmasın.” Âmîn!...

·         Bir gün Sultan Ahmed Han yolda Hüdayi Hz.’ne rastlar, derhal atından inip eyeri gösterir. “Efendim buyurmaz mısınız?” Talebeleri Hüdayi Hazretleri gibi mütevazı bir velinin bu teklifi reddedeceğini sanırlar. Ancak Hüdayi Hz. ata biner, Koca Padişahı ardından yürütür. Ama birkaç adım ya gider, ya gitmez, iner. “Bunu sırf hocamın duası yerine gelsin diye yaptım.” ..der. “Yoksa Padişahımın atına binmek ne haddime!...”

Hüdayi Hazretleri bir gün saraydadır. Feyzli bir sohbetin ardından namaz vakti girer. Mübarek, taze bir abdest almaya niyetlenirler. Koca Sultan Ahmet, koşar ibrik getirir. Şehzadeler seccadeleri sererler. Valide Sultan kafes arkasında peşkir (havlu) hazırlar. Kadıncağız kalbinden, “Ah şu mübareğin bir kerametini göreydim.” Aziz Mahmud Hüdayi Hazretlerine malum olur. “Hayret!” buyururlar, “..Bazıları hâlâ keramet görmek istiyor. Koskoca Halife-i rûy-i zemin, bizim gibi bir garibe ibrik tutsunlar, muhterem anneleri peşkir hazırlasınlar. Bundan âlâ keramet mi olur.”…

·         Sultanahmet Camii’nin açılacağı gün, cuma hutbesini okuma şerefi Aziz Mahmut Hüdayi Hazretlerine verilir. Ancak o gün deniz kabına sığmaz, rüzgâr kamçı-kamçı dolanır. Dalgalar kubbe-kubbe gelir, sahili döverler. Sular kıyılara gülle gibi patlarlar. Ama Hüdayi Hazretleri fırtınaya hiç aldırmaz, Sarayburnu’na doğru açılırlar. Fakat o da ne!!! Teknenin geçtiği yerde derya sütliman olur. Talebeleri ardı sıra ilerler, adeta tünelden (!) geçerler…

·         İşte bu ehline aşikâr yol zaman-zaman sandalcılar tarafından kullanılır. Hoş, Üsküdarlı kayıkçıların tamamı ona intisaplıdır. Netameli havalarda “Ya Rabbi şeyhimin hatırına” der, sığınırlar Hüdâyi yoluna. Söz konusu GEÇİT daima sakin ve daima emindir…

*******

Ancak, Hüdâyi Hazretlerinin ismi anılınca, onun güzide ismine lâyık olacak çok önemli bir tesis aklıma geldi. Aziz Mahmud Hüdâyi Hz.’nin, yani bu güzide şahsiyetin ve isminin nelere lâyık olduğunu bir kez daha hatırlatmak istedim. (Daha önce bir vesileyle arz etmiştim.)

ŞÖYLE Kİ: Son on yıldan beri, şahlanmış olan devlet hizmetlerinde ortaya çıkan ŞÂHESER tesislere, bazen rastgele isimler konuluyor. Oysa üstün başarıların mutlaka en isabetli ve en uygun bir isimle taçlandırılması gerekmektedir.

İşte, Üsküdar’ımızın manevî hâmîsi olan Aziz Mahmud Hüdayi Hz. maalesef ihmal edilerek,onun semtindeki DEVÂSA bir esere, uyduruk-kaydırık isimler yakıştırılmakta olduğunu gördükçe çok üzülmekteyiz ve onun ruhaniyetinden utanmaktayız...

·         Üstün başarılar, ‘banal’ isimlerle taçlandırılmamalı. Bir çuval inciri berbat etmekten çok daha çirkin bir iş yapılmaması için, bu harika icraatın taçlandırılmasına da katkıda bulunmak istiyoruz.

Devlet ricalinden istirhamımız:

“Tüp Geçit”, “Marmaray”, “Londra-Ankara Hattı” gibi donuk, basit ve banal isimlerin düşünüldüğü bu hârika Tüp geçide, bu müstesnâ zatın ismi yakışır. Ve asla esirgenmemelidir… (Fatihin kalesinin yanına yapılan köprüye, “Fatih Sultan Mehmet”ismi yakıştığı gibi.)

Malumunuz olduğu gibi, İstanbul’umuzun iki yakasını denizin altından, tüp ile birleştirecek olan Marmaray'ın temeli 10.05.2004 tarihinde atılmıştı... Derken; Türkiye'nin en önemli projelerinden biri olan ve sadece boğazın iki yakasını değil, kıtaları ve ülkeleri de birleştirmiş olacak olan Marmaray'da 1.400 metrelik güzergâha 11 tüp tünelin, 11.’incisiyle 19.10.2008’de tamamı indirilmiş oldu. Sanıyorum yakın bir tarihte isimlendirilerek, hizmete açılacak. Bu nedenle, bu günlerde bir kez daha bu konuya dikkat çekmek istiyoruz...

·         TARİHİ BELGE:

Sultan Abdülmecid’in 148 yıl önce yapmayı plânladığı ve Tünel-i Bahri’nin üzerinden geçen hat, dört asırdır ‘Hüdayi Yolu’ olarak anılıyor. Çünkü bu geçidin işareti yaklaşık 4 asır önce,dönemin en meşhur âlimi Aziz Mahmud Hüdâyi Hz. tarafından verilmişti.

Aziz Mahmud Hüdâyi Hazretleri’nin harikulade coğrafî bilgisiyle ve kerametiyle öğrettiği bu yolun, halen balıkçılar tarafından kullanıldığı da bilinen bir gerçektir...

Aziz Mahmud  Hüdayi Vakfı (eski) Başkanı (bugün D.İ.B. Yrd.) Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz da 2008 yılında verdiği bir beyanatta, bu tarihî vurguya dikkat çekiyordu:

-“Bu geçide, padişaha hocalık yapmış bir âlimin adı verilse, tarihe saygı açısından da çok güzel bir jest olur. Bunu biz de destekliyoruz. Nasıl ki köprüye ‘Fatih Sultan Mehmet’ adı verildiyse, dört yüz yıldır bu isimle anılan bir yola da, ‘Hüdayi Yolu’veya ‘Hüdayi Geçidi’ denilebilir ve denilmelidir.”.. diyor…

Konu açılmışken, bu önemli gerçeği de sesimizin ulaştırıldığı yerlere ve ilgili makamlara böylece haykırmak istedim. Sanıyorum benden günah gitti.

Benim duyuramadığım makamlara da sizler ulaştırabilirsiniz.

·         Bundan sonrasını, güvendiğimiz, duyarlı makamlara havale ediyoruz. Vesselâm…

Raif Öztürk / Dost Beykoz

Anahtar Kelimeler: Aziz Mahmud Hüdayi, Merkez, Üsküdar, Mustafa Efe, Raif Öztürk

0 Yorum

Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı

Yorum yaz

DOST BEYKOZ

"Beykoz'un Hür Gazetesi"