Yaşasın kötülük

  • 24.05.2020 13:37
  • Okunma: 1697 kez

Alkışlar…

Sahnede ve benzeri tüm yerlerde duyulan alkışlar, bir gün gelir yuhlara dönüşünce, herhalde sudan çıkmış balığa döner insanlar.

Şöyle bir GOOGLE gezdim de, pek çok ekâbir için “hey gidi günler hey dedirtecek hem lehte, hem aleyhte pek çok yazı okudum.

Kâh güldüm, kâh düşündüm…

İçlerinde hem lehte ve hem aleyhte dosdoğru yazılar olduğu gibi çok ilgisiz ve çok haksız yazılar da gördüm.

Elbette, şu fani dünyada herkes herkesten memnun olamaz…

Hele bu CORONALI günlerde hastanede, cenazede, düğünde, şölende aynı cemaatler her zaman, her yerde bulunmaz…

Alkışları ve yuhları da her zaman aynı insanlar yapmaz aynı insanlar duymaz…

Dün alkışlayanlar, bugün yuhlar…

Bugün yuhalayanlar yarın alkışlar.

Hayat böyle.

Öyleyse ve mümkünse her daim kontrollü olmak, alkışlanacak işler yapmak, şeytana uymamak, hatta gerekirse “zararın neresinden dönersen kardır” diyebilmek en akıllıcası değil mi?

Ama kolay mı?

İçimizdeki vahşi duyguların beslediği şehveti ve nefreti dizginleyebilmek kolay mı?

Kolay mı; attan inip eşeğe binmek?

Bir dev gibi gezinirken, bir cüceye dönüşmek?

Zor tabi, ama unutmamalı bu dünyada helalinden ve zor elde edilmeyen hiçbir şey de imrenilesi güzellikte değildir…

Galiba bu nedenle imrenilecek güzellik de çok az kaldı ülkemizde.

Artık ne çocuklar, ne gençler, ne yetişkinler, ne de yaşlılar bu güzelliklere çok fazla sahipler.

Nasıl olsunlar ki?

Her yer haramzade alçaklarla dolu, haksızlık, hukuksuzluk, adaletsizlik, yalan, iftira içinde yüzüyor insanlık.

Ya din, ya da bayrak maskesiyle kardeş, kardeşe, akraba, akrabaya, komşu, komşuya, çocuk, çocuğa, genç, gence, yetişkin yetişkine, yaşlı yaşlıya düşman yapılmış ülkemizde.

Yerli yabancı bütün filmler ve televizyonlarda yayınlanan diziler de öyle, her yerde şiddet, her yerde savaş, her yerde aç gözlü haksız, hukuksuz, kalleş, hain, namert yaşamlar ve bu kaoslardan nemalanan çok büyük alçaklar var.

Hatta alenen ve apaçık “bu milletin a….a koyacağız demekten çekinmeyen ahlaksızlar bile var…

Bu Ramazan Bayramı’nın daha ilk saatlerinde meskûn mekânların içinde sanki çok büyük bir maharet ve sanki çok büyük bir cesaretmiş gibi gökyüzüne mermiler yağdıran gafiller var.

Aslında tek başlarına ve silahsız olduklarında gölgelerinden korkan bu vahşiler yüzünden sokaklar ne yazık ki bir bayram sabahı gibi neşe içinde değil, Vahşi Batının film setinde gibiler.

Anneler, babalar çok haklı olarak gökyüzünden çocuklarının kafasına düşebilecek mermilerden korunmak için ne olur, ne olmaz diye yavrularının komşu bayramlaşmalarına izin vermiyorlar.

Biz de çok korktuk zaten, ödümüz patladı bu ya beyinsizlerden; “bakın biz de ne silahlar var” dediler ya!

Oysa altı da, üstü de Allah’a bir can borcumuz var, ha CORANADAN olmuş, ha sizin gibi beyinsizlerin kurşunlarından sizden mi korkacağız alçaklar?

Vız gelir, tırıs gidersiniz, yeter ki ölüm iyilik ve güzellik yolunda olsun, eğer Allah layık görmüşse de hoş gelsin…

Siz de silah var ama bir silahın namusuna ve ne hangi zamanlarda kullanılacağına dair kuş kadar bile beyin yok ahmaklar, siz de beyin yok…

Siz de sevgi yok, kardeşlik yok, komşuluk yok, insanlık yok, bayrama saygı yok ama başka ne kadar alçaklık varsa hepsi var…

Yaklaşık 20 yıl kadar önce bir gazetede yayınlanan makalede okumuştum, dünyayı yöneten zalim silah tüccarları firavunlar, hem ülkeleri, hem de hükümetler kadar güçlü devasa şirketleri yönetenlerin başına dünyanın en niteliksiz ve en vahşi insanlarını bilerek getirmişler.

İnsanlık aşktan, sevgiden, dostluktan, barıştan, kardeşlikten, dayanışmadan uzaklaşıp, savaştan,  şiddetten, nefretten ve kinden yana olsunlar diye…

Tabi ki, kendileri açısından çok haklılar, barışın, dostluğun, sevginin kardeşliğin ve dayanışmanın serpildiği hangi topraklarda kimlere bu kadar silah satıp, böylesine akıl almaz savaşlar yaptırabilirlerdi ki?

Her şeye rağmen yine de; 2020 Yılının Ramazan Bayramını oruç tutarak analarının ak sütü gibi hak edenler başta olmak üzere bütün Müslümanların mübarek bayramını tebrik ederim…

Anahtar Kelimeler:

Yazarın Yazıları