Yaşam ve politika ya da siyaset

  • 09.07.2021 19:42
  • Okunma: 947 kez

Metin AYDIN


Bu yazdıklarım tamamen hayal ürünüdür. İsimlerde ve yerlerde benzeme olursa tamamen rastlantıdır.

Cumhuriyet döneminin 60. veya 70.  yıllarıydı, ülke seçimlere gidiyordu ama bu sefer yerel seçimler yapılacaktı. Her yer bayraklar ve afişlerle donatılmış, bir curcunadır gidiyordu.

Rahatlık partisi büyükşehir belediye başkan adayı, Allah’ın suyunu parayla satıyorlar deyip, belediye binasının önüne bir masa kurup imza toplamaya başlamıştı. Allah’ın suyu parayla mı satılır başlığıyla. Kader bu ya kazandı, suya yüzde dört yüz zam yaptı. Sonra Allah ona yürü ya kulum mu dedi yoksa birtakım (yerli) güçler mi yürüttü, bilinmez.

Kendi halinde bir adamın büyük şehrin deniz kenarındaki bir ilçesinde mağazası vardı. O zamanın trajı büyük gazetelerinden birinde muhabir olan bir gazeteci tanıdık, gazete tarafından o ilçedeki seçimlerde nabız tutma ile görevlendirilmişti. Mağaza sahibi olan arkadaşına gelip sen burada esnafsın, parti yöneticilerini tanırsın partilerin ilçe binalarına beraber gidelim teklifinde bulundu. Beraberce dolaşmaya başladılar. İkinci veya üçüncü partiye giderken mağaza sahibi gazeteciye: neden dolaşıyorsun Rahatlık Partisini iktidar yapmak için çalışıyorsunuz. Gazeteci de evet diye tasdikledi. Sonuçta Rahatlık partisi seçimleri hayal edemediği büyük oy oranıyla kazandı.

 İlçede de İbişli Rahatlık partisi Bebişin de görev yaptığı belediyeyi devraldı. Sonrada İbiş de Bebiş gibi belediye başkanının kasası oldu, ondan sonraki seçimlerde de Memiş kasayı devraldı

Rahatlık partisinin, belediyesinin iştiraklerinde her türlü yolsuzluk, vergi kaçırmaları yapılırken, çok Müslüman Rahatlık partisinin bazı yöneticilerine de Allah yürü ya kulum dedi.  Rahatlık partisi sonraki dönemde seçimi kaybettiğinde belediyeyi de Demokratçı Solo partisi kazandı. Demokratik Solo partisi, iştirakin yönetimine getirdiği kişiler, Şirket defterlerini devraldığında sadece bir fatura defteri devredildi ve o fatura defterinden sadece beş fatura kesildiği görüldü. Bu konu belediye başkanlığına iletildi ve gerekli hukuki işlemlerin yapılması salık verildi. Lakin böyle gelmiş böyle gider oldu.

Demokratik Solo partisinin belediye başkanı henüz göreve yeni gelmişti. Ülkenin trajı yüksek gazetelerinden birinin eki olan Tünaydın gazetesi muhabiri, başkana deniz kenarında röportaj yapalım hem de bir iki resim alırız dedi. Yakışıklı başkan bu teklife balıklama atladı. Deniz kenarına gidildi. Başkanın eline bir kamış tutuşturuldu ve resimler çekildi.  Veeee ertesi gün sekiz sütuna manşet: İLÇENİN BU KADAR SORUNU DURURKEN BAŞKAN BALIK TUTUYOR. Yerel seçimlerde başlayan Rahatlık partisinde filizlenen, yürü ya kulum hareketinin iktidara gelme senaryosunun ufak bir parçası da deniz kenarında ki ilçede de sahneye konulmuş oluyordu.

Kazanılan belediyeler de, Yürü ya Kulum hareketinin İktidarını hızlandırmış, Rahatlık partisini baraj geçemeyecek duruma getirmişti. 2000’li yılların başında yürü ya kulum hareketi Beyaz partiyi kurdular. Beyaz parti ilçede yeni başkan adayını seçime sokup seçimi kazandı. Yeni başkanın hayırlı olsun diye yanına gittiğimde telefonlarla konuşmaktan benimle konuşamıyor havasındaydı. Ben de bu mizansenden sıkılıp kalktım. Kapıdan çıkarken çiçeği burnundaki başkan bana demokratik solo partisinden belediye başkanı için büyükşehir belediyesinden denetçilerin denetlemek için geldiğini söyledi. Ben de iyi ya denetlesinler suçluysa cezasını çeksin suçsuz ise de kimse konuşmasın dedim. Denetleme yapılıp yapılmadığını da takip etmedim. Eğer yapıldıysa, denetlemenin akışını bileni  dinlemek lazım. Yeni belediye başkanı arkadaş, daha öncede büyükşehir belediyesinde üst düzey yöneticilik yapmış bir devlet memuru idi.   

Bu İlçede çok ilginç bir olayda cumhuriyetin 80 inci yıllarındaki yerel seçimlerde yaşandı. Bu seçimlerde Halkın Cumhuriyeti partisinde belediye başkanı aday adayı olan zat, Halkın Cumhuriyeti partisinde kesin aday olamayınca,  Milli Akım partisinden (Partide ideallerine sadık kalanlar, hayatı boyunca kendisi ve sülalesinden hiç kimsenin milli akım partisine oy vermemiş bir başkan adayını desteklememişlerdir) aday olmuştur. Çok enteresandır; Rahatlık partisinde meclis üyesi olmuş olan, fatura koçanından sadece 5 yaprak fatura kesmiş, iştirakin Rahatlık partisinin ilk kazandığı seçimlerden sonra hem meclis üyesi, hem de genel müdür olarak görev yapmış zat da birinci sıradan meclis üyesi adayı oluvermiş. Yani ilçedeki siyaset tüm dini ve milli idealleri yerle bir etmiştir.

Neler yaşandı neler neler. İştiraklerden maaş isteyenler mi? Sahildeki restaurant ve çay behçesini babasının çiftliği gibi kullanan çok Müslüman ve çok demokratlar mı?

Daha sonra bu gibi politikacıların hikâyelerine devam edeceğiz.

Anahtar Kelimeler:

Yazarın Yazıları