Makaleler

Yarının garantisi yok, fakat Ahret’in var

19.02.2018 08:27
| | |
4287

Eğer şu başlıktaki gerçek, hakkıyla idrak edilebilse, insanlık âleminde ne bir kavga, ne bir şiddet, ne bir eşkıyalık, ne bir ihanet, ne bir tecavüz, ne karma okullarda 115 hamile öğrenciler. Ne bir yalan, ne bir terör, ne de aklınıza hangi bir kötülük gelirse ekleyiniz ki, bunların hiç birisi asla olamaz…

Çok iddialı olan bu sözün de elbette bir sağlaması var. Ancak bunu tam anlatabilmek, bir köşe yazısına da sığmayacağı için, mümkün olduğunca özetlemeye çalışacağım.

Öncelikle, yarının garantisi olmadığına dair; her gün haberlerde ve yakınımızda, birçok ölüm hadisesine şahit oluyoruz. “Hiçbir şeyi yoktu, fakat uyanamadı.” “Yarın şu işi yapacaktı, sabah kalp kriziyle öldü.” “Kör kurşunla veya çatıdan, balkondan bir şey düşmesiyle öldü.” “Futbol oynarken, spor yaparken, okulda, işyerinde, sokakta, camide, hatta hiç umulmadık yerde ölenleri”, hep görüyoruz veya duyuyoruz.

Hatta Hasta haneleri, emrinde hazır bekleyen doktorları ve helikopterleri olan, Mrh. Sn. Mustafa KOÇ bile sabah işe hazırlanırken ölmüştü, değil mi?

Demek ki hiç birimizin, yarına garantimiz yok... 

16 Ağustos 1999 Marmara Bölgesi Depreminde, YARININ GARANTİSİ OLMADIĞI ve ahretin başlangıcı olan Kıyamet sahneleri, sadece hissedilmişti. Deprem bölgelerinde birkaç gün, camilerdeki izdihamı hatırlayınız. İnsanların birbirilerine olan kinlerinden, kıskançlıklarından, kavgalarından, rekabetlerinden hiçbir eser kalmış mıydı?

İnsanlar hiç tanımadıklarına bile yardımda seferber olmuşlardı.

Kendisi göçük altından çıktıktan sonra bile, diğer mağdurlara yardıma koşuluyordu.

Oysa; yarının garantisinin olmadığı, ahretin başlangıcı olan Kıyamet sahneleri sadece HİS edilmişti. Yani bu gerçek, o gün bile hakkıyla İDRAK edilmemişti.

Bu girizgâhtan da anlaşılıyor ki; DÜNYA FÂNÎ, ÖLÜM ÂNÎ…

Yani diğer bir ifadeyle; YARININ GARANTİSİ YOK! Fakat biz bunu idrak edemiyoruz…

Peki, “yarının garantisi olmadığı gerçeği”, hakkıyla nasıl idrak edilir?…

Semtinizin en doğru sözlü bir iş adamı, “yarın sabah namazını camide kılan her erkeğe, 1000- $ vereceğim” diye ilân etse, o sabah, o semtin camilerindeki izdihamı bir düşününüz? 1000- $ Dolgun bir maaş ikramiye demektir.

Ünlü mağazalardaki güvenilir indirimler için, gece 03:00’lerde kuyruklara girildiğini, hepimiz görüyoruz.

Şimdi bakınız, Kâinatın en doğru sözlüsü SAV ne buyuruyor?

- “Fecir vaktinde kılınan iki rekât namaz, (yani sabah namazı) dünyadan da, dünyanın içindekinden de daha hayırlıdır!” Dünya ve içindekileri bırakın da semtinizdeki, sadece kuyumcuları düşününüz. 5-10 Dakikalık bir sabah namazının sizlere sağladığı avantajı idrak etmeye çalışınız.

Bu dosdoğru vaat, eğer tam idrak edilmiş olsaydı, sabah namazlarında, camilerin ahvâli böyle mi olurdu? Hasta olanlar bile, kendilerini zorla camiye getirtmezler miydi?...

Demek ki bizlere; Dünyanın fâni olduğunu, yarına garantimiz olmadığını, Ahret hayatımızda gerekli olan levazımatı nasıl kazanacağımızı anlatan Rabbimizi, yeteri kadar tanıyamamışız. O’nun cc. sınırsız ilmini ve sınırsız Kudretini idrak edemiyoruz.

Mutlaka yapılması gereken ise O’nu Sıfatlarıyla ve Esma-ül Hüsnalarıyla tanımaktır.

Bunun için de çok ciddi araştırmalar yapmaktır. Bunun en kolay ve en kestirme yolu ise Allah’ın cc. Rasûlünün vârisleri hükmünde olan din âlimlerine ve özellikle asrımızın Bedîsinin sözlerine can-u gönülden kulak vermektir.

Bizleri, şu imtihan salonu mesabesindeki dünyaya, geçici olan sevk eden Yüce Allah cc. bizlere, Kur’ân-ı Keriminde; Dünyanın geçici olduğunu, yarına bile garantimiz olmadığını oysa Ölümün, kabir hayatının, Haşirin, Sıratın, Mahkeme-i Kübra’nın, Cennet ve Cehennemin, yani ÂHİRETİN GARANTİ olduğunu vaat etmiyor mu?

Yoksa hiçbir şeye muhtaç olmayan, her vaadini yerine getirme Kudretine sahip olan Allaha cc. inanmıyor muyuz?...

Şimdi de sizlere, Ahretin garanti oluşuyla ilgili YÜZLERCE Ayetlerden sadece bir kaçını, yani Kâinatın ve Ahretin sahibi olan Allah’ın cc. kelamıyla arz edeceğim:

Al-i İmran Suresi, 56. ayet: ..“İnkâr edenleri ise, dünyada ve ahirette şiddetli bir azapla azaplandıracağım. Onların hiç yardımcıları yoktur.” (Ahrete vurgu var.)

Al-i İmran Suresi, 85. ayet: “Kim İslâm’dan başka bir din ararsa asla ondan kabul edilmez. O, ahirette de kayba uğrayanlardandır.”  (Ahrete vurgu var.)

Hud Suresi, 22. ayet:Hiç şüphesiz bunlar, ahirette en çok hüsrana uğrayanlardır.” (Ahrete vurgu var.)

Nahl Suresi, 109. ayet: “Şüphesiz, onlar ahirette ziyana uğrayanlardır.” (Ahrete vurgu var.)

Mümin Suresi, 39. ayet: “Ey kavmim, gerçekten bu dünya hayatı, yalnızca bir meta (geçici bir yararlanma) dır. Şüphesiz ahiret, (asıl) karar kılınan yurt orasıdır.”

A’la Suresi, 17. ayet:Ahiret ise daha hayırlı ve süreklidir. Ebedîdir, sonsuzdur.”

Demek ki, kesinlikle; Yarının Garantisi YOK! Fakat Ahret’in GARANTİSİ VAR...

Mademki gerçek böyle, her gün gündemimizin ilk maddesi, ‘Ahrete hazırlık’ olmalıdır.

Hakk kelâmından sonra, başka söze ne hacet?... Vesselâm.

Anahtar Kelimeler: Ahret, Garanti

reklam
0 Yorum

Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı

Yorum yaz
Diğer Yazıları

DOST BEYKOZ

"Beykoz'un Hür Gazetesi"