Yargının başkentinde yaşanan dramatik bir yargı vakası

  • 24.09.2021 12:00
  • Okunma: 781 kez

Ankara’nın NALLIHAN ilçesinde yaşayan bir dostumdan, bu günlerde her yerde tartışılan ADALETTİN AĞIR AKSAK YA DA GEÇ İŞLEDİĞİNE dair bir somut bir vakıayı duyunca, hem ülkem adına hem de uzun süre adalet arayışında olan soruşturmaya konu olayın mağduru adına hakkın hatırı için bu yazıyı yazmadan rahat edemedim.

Bu ve benzer olaylar nedeni ile başka insanlarında mağdur olmaması için bu yazıyı kaleme almayı, kendime bir gazeteci ve araştırmacı yazar olarak, vicdani bir sorumluluk adına gördüğümü belirtmek isterim.

Kısaca olay şöyle; iddiaya göre olayın mağduru Ankara’nın NALLIHAN ilçesinin tanınan en eski serbest muhasebeci ve mali müşaviri Ö.T., yanına stajyer olarak aldığı ve güvendiği G.T.’nin staj yapmasına onay verir. Ancak şüpheli stajyer G.T., yanında staj yaptığı Ö.T.’in ailesi ile tatile çıkmasından sonra, bu durumu fırsat bilerek mali müşavirlik ofisinde bulunan tüm dosyaları, ofis sahibi Ö.T.’nin rızası dışında, diğer çalışanları da ikna ederek mükelleflere iade eder. Mali müşavir Ö.T.’nin “artık mali müşavirlik yapmayacağını şehri terk edeceğini” mükelleflere tek tek anlatır.

Bu sırada ailesiyle tatilden dönen ofis sahibi Ö.T. ofise geldiğinde, ofiste tüm dosyaların kamyonla taşındığını ve dosya dolaplarının boş olduğunu öğrenir. Bu hayal kırıklığı karşısında Ö.T beyin kanaması geçirir.

Uzun süren tedaviden sonra sağlığına kavuşur kavuşmaz, G.T. başta olmak üzere tüm çalışanlardan şikâyetçi olur. Aynı zamanda Şüpheli G.T. ve müştekî Ö.T. mali müşavir oldukları için, olaylarda mali müşavirlik meslek kuralları ihlal edildiğinden, müştekî Ö.T.  şüpheli G.T.’yi ANKARA MUHASEBECİ VE MALİ MÜŞAVİRLER odasına şikayet eder ama  oda tarafsız bir disiplin soruşturması yapılmadığı için, şüpheli G.T  hakkında herhangi bir idari işlem yapmaz. Bu olaydan dolayı, bu adli vaka ile ilçe uzun süre çalkalanır.

Ancak; 3 yıl süren soruşturma sonuçsuz kalır ve tüm şüpheliler hakkında takipsizlik kararı verilir. Akabinde 15 TEMMUZ DARBE GİRİŞİMİ yaşanır ve soruşturmaya bakan savcılar FETÖ –PDY üyeliğinden meslekten ihraç edilirler.

İlçenin tanınan mali müşaviri adaletten umduğunu bulamayınca ve yaşadığı maddi ve psikolojik sıkıntılar nedeniyle Eskişehir‘e yerleşip, cüz’i ücretle bir fabrikada hayata yeniden tutunmaya başlar. Adalete ve yargıya olan inancını da kaybeder.

İşin can alıcı noktası asıl bundan sonra başlar:

Aradan bu uzun süre geçtikten sonra müşteki mali müşavir Ö.T.’inin yanında çalışan ve diğer şüpheli G.A. ile aynı soruşturma dosyasında soruşturma, aradan geçen 5 yıllık uzun zamandan sonra vicdan azabı çektiğini, gerçeği konuşmak istediğini belirten bir dilekçe ile adliyeye ifade verir.

İfadesinde; “G.T.’nin talimatı ile hareket ettiğini, sonradan pişman olduğunu, ofis sahibi Ö.T.’nin bilgisi dışında birlikte hareket ederek, müsnet suçları işlediklerini” itiraf eder.

Ayrıca vergi dairesinde gelen cevabi yazılarda da stajyer G.T.’nin, mali müşavir olduktan sonra iade ettiği dosyaları tekrar kendine mükellef olarak bağladığı, vergi dairesinde verdiği beyannamelerde de önceki mali müşavir Ö.T.’nin kimlik ve ad soy ad bilgilerini kullandığı tespit edilmiştir. 

Bu aşamadan sonra yerel savcı çalışanın ikrarına ve diğer tüm bu delilere rağmen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verir. 

Hukuk devletinde, yasaların sadece vatandaşlar değil, uygulamakta yükümlü hâkim ve savcıların iş eylemlerinde bağlayıcı olduğunu unutmamalıyız.

Kaldı ki AHİM’ de Türkiye’nin en çok ihlâl kararlarında mahkûm olduğu, konuların MAKUL SÜREDE ADİL YARGILANMA ilkesinin ihlâli olduğunu unutmamak gerekir.  

Müştekî Ö.T. vekili, Ankara nöbetçi sulh ceza mahkemesine yerel savcının KYOK kararının kaldırılması için itiraz eder. Sincan sulh ceza mahkemesi yerel savcının verdiği KYOK kararını kesin olarak kaldırır.  İddia olunan müsnet suçlar hakkında CMK ‘nın 173 maddesi gereği derhal dava açılması için dosyayı NALLIHAN CUMHURİYET SAVCILIĞINA iade eder.

Bu durumda süresi içinde dava açılmazsa, müşteki Ö.T. mağduriyetini mahkemeler önünde ifade etmeden dosyası zaman aşımından kapanacak. Maddi gerçek ortaya çıkmayacak “DEVLETTİN DİNİ ADALETTİR” sözü bir kez daha anlamını yitirecek...

Bu durumda savcılık makamının, CMK’nın 173. maddesine dava açmak dışında başka takdir yetkisi yokken, bu dosya uzun zamandan beri adliyenin tozlu raflarında bekler. Suçluyu gerektiği gibi cezalandırmamak, suçsuzlara zulümdür.

Bu durum da “Geciken adalet, adalet değildir” sözünü hatırlamadan edemiyoruz.

Üstelik soruşturmanın 10 yıldır sürdüğü HSK’nın binasının olduğu, adaletin ve Türkiye’nin başkentinde...

Not: Dosya yargı aşamasında olduğu için isimler kısaltılarak verilmiştir. İsimler bizde mahfuzdur arzu edenlerle  paylaşılabilir.

Anahtar Kelimeler:

Yazarın Yazıları