Uzmanı gözüyle çocuk terbiyesi – 2

  • 21.07.2019 18:13
  • Okunma: 2071 kez

A. Raif ÖZTÜRK


Bir önceki yazının devamı olduğundan, konu bütünlüğü için önceki yazıyı okumayan dostlarımızın, önce (I.) bölümü okumaları gereklidir…

>>>10. Okullarımızda; evlatlarımıza lâik eğitim diye sunulanlar, maalesef din ve ahlâk prensiplerinden yoksundur. Hatta düne kadar insanlık âleminin yaratılışı inkâr ettirilip, “insanın evrim yoluyla maymundan türediği” teorisi, ilim diye yutturuluyordu. Oysa TEORİ asla ilim değildir. Teoridir, yani bir nevi iddiadır. Nitekim bugün bu teori tamamen çürütülmüştür. İşte bu nedenledir ki, bir asra yakın süren bu yanlışlık, genç dimağlara dayatılmıştı. Bu teoriye inandırılan kişiler bugün, maalesef inancın ve imanın karşısında savaş halindedirler. Bir kısmı da üniversite tahsilli olarak çeşitli terör örgütlerine çalışmakta olup, bir kısmı da dağlardadırlar. Sadece sağlam yapıdaki ailelerin evlatları kendilerini koruyabilmişlerdir. Bu yanlışlığı bugün evlâtlarımıza çok iyi anlatmalıyız ki, diğer eğitimlerinde temel sağlam olsun…

Şimdi ise; “Çocuk terbiyesi konusundaki hasarların onarımı ve tedavisi nasıl olmalıdır? Ve bunca tecrübelerden sonra, en doğru ve en etkili eğitim nasıl verilmelidir?” sorularının cevaplarını özetlemeye çalışacağım:

Çocuk terbiyesinde en önemli ve en etkili ekol ve eğitim; Kur’ân, Hadîs-i Şerîfler ve Risale-i Nur prensipleridir. Çünkü; İnsanı Yaratan Allah cc, insanın bütün fıtratını en ince teferruatına kadar en iyi bilen olduğu için, insanın hayat tarzını en mükemmel düzene sokacak prensiplerini de en iyi bilen O’dur cc… O Allah cc ki, insanlara Yaşam ve Kullanım kılavuzu olarak Kur’ânı göndermiş. En doğru sözlü kulunu da Hz. Muhammed SAV, muallim olarak görevlendirmiş. Her asra da, Peygamber vârisleri olan kutup imamları, mücedditler ve Bediüzzamanlar tayin etmiş. Bu nedenledir ki Kur’ân ve Hadîs-i Şerifleri, asrımızın idrakine en uygun açıklayan da asrımızın bedîsi, Bediüzzaman Hz. ve Risale-i Nur ekolü olmalıdır. Bugün binlerce akademisyen ve bilim adamları tarafından, 56 lisana çevrilmiş olan bu eserler, yüzün üzerinde ülkelerde okunup, okutulmaktadır. 

Yukarıdaki iddianın te’yidi için, Risale-i Nur ekolünün ÇOCUK TERBİYESİ metotlarından sadece iki tanesini arz edeceğim: "İman, insanı insan eder. Belki insanı sultan eder. Öyle ise, insanın vazife-i asliyesi, (asıl görevi) iman ve duadır. Küfür, insanı gayet âciz bir canavar hayvan eder." Yani; İnsanın gerçek bir insan olabilmesi için, îmanın 6 şartına inanmak zorunluluğu var. İmansızlık, yani küfür ise masum ve günahsız yaratılmış olan insanı, canavar hâline getirebiliyor. Her insanın, özellikle de eğitimcilerin en aslî görevi, îman ilmini iyice talim ettirmek olmalıdır…

Tarihçe-i Hayat: 290. Sayfada ise; “Acaba, idarece ve asayişi muhafazada, BİN (1 000) imanlı adam mı, yoksa ON (10) dinsiz serseri mi daha kolaydır?”

Gördünüz mü prensibi?... Yani, Türk ordusunun %1’i kadar olmayan terör örgütleriyle, bu koskoca ordu, yarım asra yakın zamandan beri, nice zorluklarla uğraşmıyor mu?... 

Şimdi soruyorum:

Milli eğitim müfredatında, Îman eğitimi var mıdır? Hayır, maalesef yok!...

İmam hatiplerde bile yetersiz! Çünkü, Risale-i Nur eserleri, devlet eliyle Diyanet tarafından yayınlandığı halde, din ve iman düşmanlarının menfi ve yalanları, tereddütlere sebep oluyor. Hani “çamur at, tutmasa da iz bırakır” etkisi hâlâ devam ediyor...

Son yıllarda defalarca müfredata Din, ahlak ve iman dersleri konulduğu halde, Ana muhalefetimiz defalarca AYM’de iptal ettirmedi mi? Acaba niçin?...

Düşününüz, kolayca bulursunuz!…

Çocuk terbiyesinde öncelikli sorumluluk, genellikle ebeveynin üzerine düşüyor. Asla ihmal edilemez. İhmal edildiği için, yukarıdaki %90 dediğimiz şikâyetler devam edip gidiyor. Ne mutlu görevlerini tam yapıp, evlâtlarını da kendilerini de kurtaranlara…

Bediüzzaman Hz.’nin bu konuda bizlere çok net tavsiyeleri de var. Bir tanesini arz edeyim: “Her bir adam, eğer hanesinde (evinde) dört beş çoluk çocuğu bulunsa, kendi hanesini bir küçük medrese-i Nuriye’ye çevirsin. Eğer çoluk çocuğu yoksa, yalnız ise çok alâkadar komşularından üç-dört zât birleşsin ve bu heyet, bulundukları haneyi küçük bir medrese-i Nuriye ittihaz etsin. (Emirdağ Lâhikası-II.Cilt:77. Sayfa.)

Bediüzzaman Hz.’nin bu tavsiyesi, çok şükür ki ülkemizde tüm illerimizde uygulanmaktadır. Neredeyse her semtimizde Îman ve Kur’ân merkezleri, Nur Terapiler bulunmaktadır.

Çocuk terbiyesinde üzerimize düşen bir görev de ciğerpare evlâtlarımızı, işte bu her semtte var olan îman ve Kur’ân sohbetlerine alıştırmak olmalıdır…

Bahçelerimiz bile bakarsak BAĞ olur, bakmazsak ot, çalı, çırpı dolar ve DAĞ olur. Bahçemizin dağ olması için hiçbir efor sarf etmek gerekmiyor, sadece ihmal etmemiz yeterlidir. Evlatlarımız da aynen böyledir. Yani, ahlâksız yetişmeleri için, sadece İHMAL bile yeterlidir.

Fakat şu da asla unutulmamalıdır ki; bu ihmallerin bedelleri, hem dünyada hem de âhirette çok ağır olacaktır. Bizlerin ve yöneticilerimizin ihmalleri yüzünden Cehenneme müstahak olanlar, Mahkeme-i Kübra’da bizleri ve yöneticileri suçlayacaklar. İşte bunun kesin belgesi:

Ahzab Sûresi, 66., 67 ve 68. Âyetler: O gün, yüzleri ateş içinde çevrilirken: “Eyvah bize! Keşke Allah'a itâat etseydik, peygambere de itâat etseydik!” diyeceklerdir. Ve diyecekler ki: “Ya Rabbi! Muhakkak biz önderlerimize, reislerimize ve büyüklerimize itaat ettik. Artık onlar da bizi doğru yoldan sapıttılar. Ey Rabbimiz! Onlara azabın iki katını ver ve kendilerini büyük bir lânet ile lânetle." ..diye yalvaracaklar.

Evet, gerçekler böyleyken, bizden sadece hatırlatması, takdir sizin…

NOT: Bu yazı serisinin III. Bölümünde ise ÇOCUK TERBİYESİ ile ilgili kıssalar bulacaksınız…

Anahtar Kelimeler:

Yorumlar (0 Yorum)

Bu içeriğe yorum yapılmadı, yorum yapmak ister misin?

Yorum Yaz
Yazarın Yazıları