Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Utanç değil, kıvanç duy!

Güzel yaşamış Osmanlı, kim ne derse desin.

Osmanlı’dan bugüne uzanan eserler,   o dönemin hayata ve insanlığa ne kadar güzel baktıklarına şahitlik ediyor …

Osmanlı’nın muhteşem yedi yüz yılı öyle sarayın sadece harem kısmını kendi fantezi dünyasıyla anlatan malum dizi ve filmlerdeki gibi değil,  zarafet ve incelikle geçmiş.

Kuzguncuk da halen tüm ihtişamlarıyla ayakta duran sırt sırta vermiş kilise ve cami gibi, her millet ve inançtan insanı ‘huzur’ ve ‘adalet’ içerisinde yaşatmayı başarabilmiş Osmanlı. 

Dünya topraklarını dilediği yerden kesip pay eden haşmetli kılıçları ile değil,  İslamiyet'in tüm zarafetini  kök hücrelerine kadar yaşayıp örnekleyerek arz etmiş dünyaya. Kutlu adımlarının sürttüğü toprakların sadece himayesini almışlar. Ne insana dokunmuşlar, ne de inançlarına. Fetih önce topraklarda, sonra gönüllerde başlamış. Gayrimüslimler, kendilerinin adli vakalarında  Osmanlı’nın verdiği  ‘adil’ hükümlerin referans kaynağı İslamiyet’in inceliğini tatmışlar. 

Bir insan şanlı tarihine nasıl dil uzatır anlamam!

3 kıta, 7 deniz,  ve 624 yıl… Büyük  Osmanlı’dan utanç değil kıvanç duymalısın!..

Dil uzatmak  için  4 kıta, 8 deniz, 625 yıllık imparatorluk tecrüben olacak önce! Bir fazlasını yapamıyorsan haddini bileceksin!

Fatih Sultan Mehmet’in  Peygamber müjdeli  İstanbul’unda  “Zulüm 1453’de başladı”  pankartlarıyla gezemezsin! 

Sadece ceketiyle Almanya’yı Fransız zulmünden kurtaran şanlı Osmanlı’nın  gururunu sadece tarih kitapları mı taşıyacak? 

Osmanlı’ya dil uzatan ve tarihinden utananlar biraz bekleyecek…. Osmanlı ruhunun bu topraklar üzerindeki ipoteğinin kalkmasına beş asır daha var.

YORUMLAR

Bir adet yorum var

  1. Çok güzel gidiyordu Ömer kardeş, biraz daha devam etseydiniz. Meselâ; Osmanlının kıtalar arası adaletinden, haksızlıklara bir telgrafla müdahalesine, her semtteki SADAKA TAŞLARINA kadar, daha ne güzellikler sergilenmişti, değil mi?… Her cami girişindeki veya sokaklardaki Sadaka taşlarına yüzlerce altın bırakıldığı halde, ihtiyacı olan kişi sadece bir veya ikisini alıyor ve “bunlar da diğer muhtaç kardeşlerime kalsın” diyebiliyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

ÇOK OKUNAN MAKALELER

SON HABERLER