Ülkemiz zorlu bir süreçten geçiyor

  • 02.12.2020 16:47
  • Okunma: 3507 kez

Metin AYDIN


Corana belası, ekonominin dibe vurması, halkı canından bezdirdi.

Şimdi gözlerinizi bir kapatın ülkede son 20 yılda özelleştirilen ve akabinde kapatılan fabrikaları düşünün. Yeni açılan fabrika var mı? Tarımımızın acıklı hali, tarımda kendimize yeten ülkeden, tarımda ithalatçı ülke konumuna düştük.

Tarımda kendi kendine yeten ülkeyken ithalatçı ülke konumuna düştük. 1960’lı ve 70’li yıllarda tarım ürünleri ihraç eden ülkeyken şimdi buğdayda dünyanın en büyük ithalatçı konumuna düştük. Yani ekmeğimizi de başkalarından alıyoruz. Konya ovası buğday depomuzdu, Çukurova pamuk depomuz idi. Ülkemize yeterdi ve ihraç da ederdik. Tarım ürünleri en önemli ihraç mallarımız idi.

Tarımda ithal edilen bazı ürünler: Ayçiçeği, arpa, buğday, mısır, pirinç, Çay, kuru fasulye, nohut, incir, üzüm, domates. Soya, fındık, kayısı, limon, portakal, pamuk vb. Limonla portakalı KKTC den ithal ettik onu ithalattan saymasak olur.

Hayvancılığımız oturup ta ağlanacak durumda. Asgari ücrete oranı açısından et fiyatları dünyadaki en pahalı fiyat durumunda. Verimli topraklara sahip olan yurdumuz Anadolu, et ithal eder duruma düştü vah ki ne vah. Son yıllarda ülkemizde büyükbaş hayvan sayısı 14,5 milyon civarındadır ülke nüfusu 83 milyon. 1984 yılında büyükbaş hayvan sayısı 12 954 000 idi o dönemde ülkemizin nüfusu 48,4 milyon.  Yani büyükbaş hayvanlardan alınan et miktarı 1984’den  bu yana bayağı azalmış durumda. Diyebiliriz ki sofralarımızda kırmızı eti 1984 yılına göre çok daha az görür olduk. Et üretimi daha az, buna bağlı et fiyatları el yakmakta. Kırmızı et insan gelişiminde de çok önemli olduğu herkesin malumu.

Bir ülkenin gelişimi önce kendi halkını kendi yetiştirdiği tarım ürünleri ile besleyebilmesi. Vatandaşlarına kaliteli ve ucuz ürünler sunabilmesi ile olur yani kendi yerli tohumları ile ürün yetiştirebilmesi. Ülkemiz tarım teknolojisinde maalesef yeterince geliştirilememiş durumdadır. Bu sebepten dolayı 8 yılda 860 milyon dolarlık tohum ithal etmişiz (Ankara ticaret odası ATO), bu da yılda 107 500 000 dolarlık ithalat demektir. Yani tarımda dışa göbekten bağlanmak ta diyebiliriz.

Aşağıda sanayi ile ilgili iki tablo incelenebilir.

Yıllar                                 sanayinin gsmh içindeki payı (%)            

1970                                                    17                                                                                    

1980                                                    19

1990                                                    25,2

2002                                                    24,3

2016                                                    22,3

2019                                                    18,3

Şimdi gözümüzü yabancı ülkelere çevirmiş durumdayız. Kimler corana aşısı buldu bizde bu aşıdan yararlanalım diye bakıyoruz. Sağlık bakanı açıkladı Çin den aşı gelecek. Nur topu gibi Çin malı aşımızda olacak. 83 milyonluk ülkeye aralık ayında 20milyon, ocak ayında da 20 milyon, 10 milyonda sonra. Yani bir kişiye iki doz aşı vurulmak zorunda. Bununda anlamı 25 milyon kişi aşı olabilecek. Kalan 58 milyon vatandaş Allaha emanet.

Avrupa ülkeleri nüfusunun iki üç katı aşı antlaşması yapmış durumda onları yönetenler nasıl adamlar? Ya ekonomileri çok iyi ya da müsrif adamlar (Güleriz ağlanacak halimize).

Hıfzıssıhha enstitüsü 1928 yılında Atatürk’ün emriyle kuruldu Aşı üretiminde dünyaya örnek bir kurumdu. 2011 yılında KHK ile kapatıldı prof dr Recep Akdağ dönemin sağlık bakanıydı.

Hıfzısıhha enstitüsünün ürettiği aşılar. Kuduz aşısı, çiçek aşısı, verem, tetanos, difteri, kolera, tifüs,  akrep serumları. Yani bu aşıları kendimiz üretiyorduk. Başka bir deyişle paramız cebimizde kalıyordu.

1997 yılında kurum aşı üretimini durdurdu 2011 yılında tamamen kapatıldı.  Al sana bir dışa bağlanma daha.

OLMAYA DEVLET CİHANDA BİR NEFES SIHHAT GİBİ. (Kanuni Sultan Süleyman)

Anahtar Kelimeler:

Yazarın Yazıları