Makaleler

Ülke’ye ve Başbakan’a yazık etmeyin..

2014.07.27 00:00
| | |
5735

Dünya tarihinin en acı iş kazasıyla sınandık geçtiğimiz günlerde.

Soma'daki maden faciasında 300'ün üzerinde kardeşimizi kaybettik bu elim kazada!.

Olayın meydana geldiği günden şu dakikalara kadar onlarca yazılan, çizilen, paylaşılan oldu Soma'da yaşanan o acı faciadan sonra!.

Kimisi "Kaza" dedi, kimisi "Kader" dedi, kimisi "İhmal" dedi, kimisi "Sabotaj" dedi kimisi de"Katliam" dedi!.

Ülke olarak yaşadığımız toplumsal olayların acıları zihnimizi kedere ve hüzne sürüklerken bunu iyi bir fırsat olarak kullanmak da son 12 yılın en popüler modası oldu ve sevmeyenlerin sevilmeyenleri "Günah Keçisi" ilan etmek için her yolu mubah olarak gördükleri durumlarla maalesef sık sık karşılaşır olduk millet olarak!.

Pamukova'daki hızlı tren kazasında, Tuzla'daki Tersane kazalarında, PKK'nın hain saldırılarında ve son 12 yılda yaşanan diğer kazalarda fatura güvenlik zafiyetine sebep olanlara değil de, nedense hep AK Parti iktidarına kesilir oldu artık!.


İhmaller sonucunda ölenlerden tutun da, sabotaj ve suikastlardan dolayı ölenlere kadar alınan her kara haberde seçim hezimetini kabul etmeyi beceremeyen herkesin aklına direk Başbakan Erdoğan ve AK Parti'nin gelmesi bu zihniyete sahip kişilerin her şeyi hükümete mal etmesi beyinlerinde bir refleks haline geldi artık!.

Yaklaşık 15 yıl önce binlerce kişinin öldüğü, binlercesinin yakınlarını kaybettiği, binlerce kişinin sakat kaldığı ve binlercesinin de yuvasız kaldığı 17 Ağustos 1999 depreminde insanların hayatını hiçe sayarak para kazanmak için ülkenin kaderiyle oynayan Veli Göçer isimli müteahhit insanlar tarafından linç edilmek istenirken ne devletin ismi vardı ortalarda nede kendisi!.

Bir hatırlayalım bakalım geçmişi "Diktatör ve Acımasız" dediğimiz Saddam bile o geçirdiğimiz acı süreçte halimize acıyarak deprem mağdurları için konteynır evler göndermiş, adam yerine koymayarak "Elin Gavuru" dediğimiz Gayrı Müslimler para yardımları yapmış, Monica Lewinsky aşüftesinin Beyaz Saray'da baştan çıkardığı Bill Clinton bile deprem bölgesine kadar gelerek Erkan bebeği burnuyla oynatıp, şaklabanlık yapmıştı hatırlarsanız!.


Peki bizim "Üç Kafadar" ne yapmıştı o felaket dönemde!.
Geçmişe tekrar bir dönelim:"Diktatör Saddam"ın gönderdiği deprem konteylerlerini kelli felli bürokratların yazlıklarına müştemilat olarak gönderildi.

Gelen yardım paraları ödenemeyen işçi maaşlarına aktarıldı.

Ölen binlerce insan kireçlenip dezenfekte edildikten sonra cenaze namazları bile kılınmadan iş makinelerinin kepçelerinde mezarlara atılıp üstleri kapatıldı, hastalık yayılmasın diye ve akıllarda en çok kalan Erkan bebeğin Clinton'nun burnunu çektiği anın resmi de madeni paralarımıza basılarak ölümsüzleştirilmişti!.


Telefon faturalarımıza o dönem yansıtılan yüzde 25'lik deprem vergisine hiç girmeyeyim zaten!.

2011'de Van'da meydana gelen 7.2'lik depremde ne kimselere muhtaç edildik nede elimizi açmak zorunda kaldık!.Deprem mağdurlarının tamamı devlet tarafından himaye edildi ve deprem bölgesi büyük bir hızla yeniden inşa edildi!.

Metin Feyizoğlu'nun dediği mağdurlara gelince; onlar Metin efendinin dediği gibi mağdur değil, evleri olmadığı halde o hengamenin içinde devleti söğüşlemeye çalışan uyanık takımı!.

Gelelim son felaketimiz olan Soma'ya!.

Yaşandığı andan itibaren beyni AK Parti'yi yıkmaya odaklanmışların başrol oynadığı Soma faciasında, ölü sayısını merak edip sormalarının rakamları dakika dakika takip etmelerinin arkasındaki "Erdoğan İstifa Etti mi" sorusu niyetlerini ortaya koyuyor zaten!.

Günlerce ortalarda görünmeyen maden sahibinin kurmaylarıyla kameraların karşısına çıkıp "Yaşam Odaları Zorunlu Değil Zaten" gibi saçma açıklamasını bile dikkate alma gereği duymayan "Ölüsevici"lerin derdi zaten olayı Başbakan Erdoğan'ın üzerine yıkmaktı!.

Olayın yaşandığı bölgeye gelen Erdoğan için planlarını devreye sokanlar hemen iş bölümü yaptılar ve kendilerinin çıkardıkları bir arbede de Başbakan'ın bir madenci yakınına seriye bağlayıp üst üste 21 yumruk saydırmasından "İsrail Dölleri" demesine kadar her türlü palavrayı kendileriyle daha önceden anlaşan malum televizyon kanallarıyla canlı yayınlarda millete satmaya çalıştılar!.

O kadar aymazlaşıp çirkinleştiler ki; kendilerine asırlar boyu en büyük kazıkları atan dış basın lobicilerinin kullandığı "Erdoğan Cehenneme Git" gibi ağır ve hakaret dolu manşetleri ülkelerine hakaret olarak kabul etmek yerine o manşetleri attırmış olmanın alçakça gururunu yaşadılar utanıp yerin dibine girmeden!.

Olayın kahramanlarına biraz dikkatli bakıldığında Gezi olayları ve yaşanan tüm provakatif eylemlerde gözaltına alınıp haklarında sabıka klasörü oluşturan ve Soma ile uzaktan yakından alakası olmayan "Ağababa Maşaları" oldukları hemen anlaşıldığı gibi "Kocamın Katilisin Erdoğan" diye nutuk atan gözü yaşlı ablaların da Toplum Polisleri tarafından birçok ilde resimleri ve sabıkaları olan azılı birer dişi canavar oldukları kısa zamanda ortaya çıktı!.

Olayın yaşandığı andan itibaren her iki saatte bir açıklama yapan, kurtarma çalışmalarını yerinde inceleyen, terleyen kurtarma görevlisine "Hasta Olursun" diyerek üzerindeki ceketi çıkarıp kendi elleriyle giydiren Taner Yıldız'ı bile evinin terasında elindeki telefondan attığı tweetle istifaya davet ederken alkollü içeceğini yudumlayan mayası bozuklardaki bağnazlık ayrı bir ironi zaten!.

Olay yerine gelipte Uğur Dündar'ın ilk kullandığı "Devlet Size Sahip Çıkamadı" cümlesi, Fatih Portakal'ın yayına çıkardığı işçiye söylediklerini ezberletmeye çalışırken ki halleri, Yılmaz Özdil'in"Bunlara Her şey Müstahak" diyerek öfkesini kusması, diğer liboş takımının "Zaten AK Parti'ye Oy Vermişlerdi" sözlerini sarf etmesi ayrı bir insanlık ve vicdan ayıbı olarak hafızalara kazındı!.
Yine olmadı, yine beceremediniz, yine tasmanızı elinde tutan ağababalarınızın fırçalarını yiyeceksiniz!.

Çünkü ölen maden işçilerinin yakınları da, Soma'dakiler de, bu millet de kaza ve kaderin Allah'tan geldiğini İmanın şartı olduğunu iyi bilecek kadar inançlı ve bu olayda da Başbakan Erdoğan'ın suçu olmadığına inanacak kadar eminler kendilerinden!.
Nefret etmeme ve bu güzelim ülkenin kimliğini taşımanızdan ötürü utanmama rağmen size bir kıyak yapayım bari!.

Ağustos ayında yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar başka bir kaza yada doğal afetle karşılaşır mıyız bilemem ama şeref fukaralığınızı ortaya koyacak bir bahane bulamazsanız şayet;

Titani’ği Erdoğan'ın batırdığını, Roma'yı Erdoğan'ın yaktığını, Grizu faciasını Erdoğan'ın tertip ettiğini falan atın ortaya!.

Anahtar Kelimeler:

reklam
Diğer Yazıları

DOST BEYKOZ

"Beykoz'un Hür Gazetesi"