Türkiye tarihin ta kendisidir

  • 14.03.2022 10:57
  • Okunma: 1831 kez

Sanayi devrimiyle birlikte modern Avrupa bu sanayileşmeyi ivmelendirecek hammadde kaynaklarına ulaşabilmek için başta Afrika ve Ortadoğu olmak üzere dünyanın dört bir yanına kan ve gözyaşı götürmekten çekinmemiştir.

Bugün bile doğalgaz, petrol gibi temel enerji kaynaklarından tamamen yoksun olan Avrupa, halen daha sömürdüğü ülkelerin zenginlikleri üzerinde görkemli yürüyüşünü -en azından bir süre daha- devam ettirmektedir.

Avrupa ve ABD bu yükselişini tavizsiz disiplinler ve çok ağır yaptırımlar üzerine kurgulamıştır.

Mesela Amerikan değerlerine aykırı hareket etmek ABD’de en ağır cezaları gerektirir. Bırakın izinizi, tozunuzu bulamazlar.

Düşünün ki Amerikan tarihinin en azılı gangsteri Al Capone, muhasebecisinin FBI ile anlaşması sonucunda sadece vergi kaçakçılığından hüküm giyebilmiştir ve sekiz sene ceza yatmıştır. 

Avrupa’da da durum farklı değildir.

Mesela Almanya…  

Hep deriz ya Alman disiplini…

Öyle bir sistem kurmuşlar ki, yıllarca hükümet atanmasa da sistem tıkır tıkır, saat gibi işliyor.

Gelelim bize…

İki bin yılı yazılı, on sekiz bin yıllık tarihimiz var.

Hitler’in zulmünden kaçıp Türkiye’ye sığınan Prof. Fritz Neumark, “Türkleri tarihten çıkarırsanız tarih diye bir şey kalmaz” der.

Ama ne Türk değerleri ne de Türk disiplini tesis edemedik, edemiyoruz.

Yine ABD eski Dışişleri Bakanı Henri Kissinger, “ABD iki sebeple güçlüdür. Ülkesindeki vatan hainlerini bulur ve öldürür. Diğer ülkelerdeki vatan hainlerini bulur ve kullanır” der.

Yine merhum Turgut Özal, “Türkiye’nin gelişememesinin en büyük nedeni Batı’nın içimizden çok rahat adam satın alabilmesidir” demiştir.

İşte bu adamlar yıllarca, darbe yaptı, başbakanlar, siyasetçiler astı, suikastlarla ülkenin geleceği devlet adamlarını, mühendislerini katletti. Bir sağdan-bir soldan binlerce pırıl pırıl gencimizi öldürdüler! Siyasi ve ekonomik krizlerle ülkenin kaynaklarını iplerini tutan ağababalarına oluk oluk akıttılar. Doğmamış evlatlarımızı borçlandırdılar.

İşte bu yüzden ne Türk değerleri ne de disiplini tesis edemedik, edemiyoruz.

Eskiden bu hainleri bilmezdik, görmezdik…

Bugün dünya öyle bir cinnet halinde ki; hainler, bırakın utanmayı, bırakın gizlenmeyi, gözümüzün içine baka baka varlıklarını devam ettiriyorlar. Bu durum dünya üzerine sadece bizim ülkemizde var. Ne Avrupa’da ne de ABD’de bu durumla karşılaşamazsınız.

Bizde parti genel başkanı, STK temsilcisi, gazeteci, hukukçu, akademisyen hatta siyasi parti…

Her yerimiz, her köşe başımız ABD ve Avrupa tarafından satın alınmış hainler tarafından tutulmuş durumda.

Yaşlı dünyamız 3. Savaşına doğru kontrolünü kaybetmiş giderken, “S-400’leri geri verelim, Doğu Akdeniz’den çekilelim, ne işimiz var Suriye’de, Demirtaş’a özgürlük” nidalarıyla bu hainler sindikleri karanlık deliklerden tarihi Türkiyesiz bırakmaya çalışanların çomarlığını yapmaya devam ediyor.

Türk değerleri ve disiplininin olmaması bizim için büyük eksiklik ama şükür ki iki bin yıllık devlet aklı ve refleksi bu kuşatmayı da berhava edecektir evelallah.

Devletimize güvenelim…

*   *   *

Not:

Uzun zamandır makalelerime ara vermiştim. Nedenini merak eden dostlar varmış…

2003’ten bu yana yüzlerce makale yazdım. Hakaret etmedim! İftira atmadım! Yalan söylemedim!

Buna karşılık; hakarete uğradım, iftiralar atıldı, yalanlar söylendi…

Yeri geldi itibar cellatlarıyla uğraştım, yeri geldi mahkeme koridorlarında haklılığımı ispatlamaya çalıştım. Hamdolsun hiç mahkûm olmadım.

Yahu şahsımıza ithafen yazılan sinkaflı makalelerle küfürler yedik!

Ne için? Kim için?

Doğru olduğuna inandığım şeyleri savunduğum, yaşadığım ilçeme, insanlarıma faydalı olmaya çalıştığım için.

İşte bu yüzden bir süre ara vermiştim…

Tekrar zaman zaman makaleler yazmaya gayret edeceğim. Zira derdi olan eylemsiz duramıyor. Bizim de eylemimiz klavyemizden geliyor… Şimdilik elimizden gelen bu.

İnşallah bundan böyle, ara sıra da olsa daha çok ülke meseleleriyle ilgili aklımın yettiğince, dilimin döndüğünce yazmaya devam edeceğim. Bismillah demeden evvel helalleşmek icap eder…

Anahtar Kelimeler:

Yazarın Yazıları