Tuğba Özay, "Beykoz’da çok sevdiğim yerler var"

  • Güncelleme: 03.06.2019 19:25
  • Okunma: 7615 kez
  • Yorum: 0
Son zamanların en aktif ünlüsü Tuğba Özay, içini Dost Beykoz Yazarı Büşra Şen’e döktü. Doğal Dükkan'daki özel söyleşi ünlü ismin bilinmeyenlerine ışık tuttu.
Tuğba Özay,

Yeni projelerini, özel hayatını ve Beykoz’a yönelik duygu ve düşüncelerini de Dost Beykoz yazarına açıklayan Tuğba Özay, “Beykoz’da çok sevdiğim yerler var” dedi.

Darülaceze faaliyetlerinizden bahseder misiniz?

Ben çok teşekkür ederim. İyi ki geldiniz, şeref verdiniz. Benim her yıl geleneksel hale gelen iftar yemeğim. Bu iftar organizasyonlarını yapmadan önce darülacezeye zaman zaman giden biriydim ve oradaki sakinlerle orada yaşayanlarla dostluklar kurdum. Bunlardan biri Füsun abla nam-ı değer “süslü”. Süslenmeyi çok sever. Takı, aksesuar, incik boncuk çok sever süslü. Süslüyü bir akrabası bir yakını gibi ziyaret etmeye başladım. Gide gele aramızda bir dostluk oluştu.

Özel bir hikâyeniz var mı süslü hanımla?

Bana çok sıcak davranıyordu. Beni kızı gibi görüyordu. Bana “cennetim” diyordu. Kimsesi olmadığını ve bir tek benim ziyarete gittiğimi söylüyordu. Bunlar beni çok duygulandırıyordu hatta “darülacezedeki süslüye” diye ona şiir yazmıştım. Tabi sadece bir güne değil, her güne sığdırabilsek sevgiyi, paylaşımı, dostluğu ama tabi böyle güzel etkinliklerin de anlamı oluyor. Sıcaklığı, sevgiyi samimiyeti görüyoruz. Bu enerji bile insana yaşama sevinci veriyor. Yaşamanın gayesini anımsatıyor.

“Bu akşam duygulu bir akşam yaşadım”

Bana bu duyguyu yaşatan tüm dostlara, sizlere, değerli büyüklerime çok teşekkür ediyorum. Maneviyat çok çok önemli! Başı açık olur, kapalı olur ne olduğu önemli değil. Önemli olan yürektir. Yürekten davranabilmek yüreği temiz tutabilmek. Örneğin; ben bu akşam bir beyefendi ile dans ettim. Darülaceze sakini bir amca ile. Bana dedi ki: ben hayatımda ilk defa dans ediyorum. Çok duygulandım. Hatta onlarla vedalaşırken umarım yine seneye burada oluruz. Kime ne zaman ne olacağı belli değil. Belki birimiz eksiliriz. Belki beşimiz eksilir. Kim öle kim kala yaşadığımız yanımıza kar kalsın.

Şairlik yazarlık yönünüzde var mı?

Ben eğitimci bir ailenin kızıyım. Annem babam yazar. Babamın yaklaşık 40 kitabı var ve babamın dayısı Bedri Rahmi Eyüboğlu. Genlerde var herhalde. Ben dört yaşında okuma yazma öğrendim. Dört yaşından beri çok sayıda şiirler, hikâyeler, fıkralar yazdım. Şu anda mevcut 2 şiir kitabım var. Şarkı sözleri ve bestelerimin hepsini kendim yazıyorum. Çok seviyorum yazmayı. Terapi gibi görüyorum. Kendimi de iyi ifade ediyorum. Üretmek çok güzel ama insan bazı zamanlarda üretkenliği bir anda kaybedebiliyor. Mesela o kadar mekanik hayatların içinde yaşıyoruz ki, bazen yaşamayı unutuyoruz.

“Sanatçının ruhunun beslenmesi lazım”

Mesela çektiğin bir acı karşısında, üzüldüğün bir şey karşısında duygulanıp güzel şiirler yazabiliyorum ya da şarkı besteleyebiliyorum. Ama bazen gün geliyor ne yaşarsam yaşayayım. İlham içimden gelmiyor. O yüzden ruhu iyice beslemek lazım. Bir sanatçı sanatın hangi dalını icra ediyorsa etsin fark etmez, Sanatçının ruhunun sürekli beslenmesi gerekir.

Şu an gündeminizde hangi sosyal projeniz var?

Biz her sene “tubistler”(Tuğba Özay fanları) ailesi olarak eğitimle ilgili yardımlar yapıyoruz. Köy okullarına yardımlar sağlıyoruz. Gerek oradaki çocukların kırtasiye ihtiyaçları, kitap ihtiyaçları, mont, ayakkabı, bot veya oyuncak ihtiyaçlarını gidermeye çalışıyoruz… Ciddi şeyler topluyoruz. Buradan doğu ve güneydoğudaki köy okullarına destek oluyoruz. Eylül ayı içinde de yine bu projeye başlamayı planlıyorum. Onun dışında dokunabildiğim ne kadar yürek varsa dokunmaya çalışıyorum. Elim nereye kadar uzanırsa uzanmalı. Alan el olmaktansa, veren el olmayı seviyorum ve Allah inşallah her zaman bana veren el olma gücünü versin.

Survivar hayatınızda ne değiştirdi, ne kattı size?

Survivar benim için müthiş bir deneyimdi, kabul etmekte çok zorlanmıştım. ‘Gideyim gitmeyeyim’ derken Acun Ilıcalı twitterdan duyurmuştu “Tuğba Özay survivar kadrosunda” diye ve ben o anda şok yaşadım.

Size sürpriz mi oldu yani?

Zaten prensipte anlaşmıştık. Bir şeyleri konuşmuştuk. Kesin değildi. Bir anda kendimi survivar kadrosunda buldum. İyi ki de bulmuşum. Bugün teklif etseler yine giderim. Müthiş bir deneyimdi. Hayatımın hangi döneminde bir daha böyle bir deneyim yaşayabilirim. O yüzden benim için çok güzel ve özel günlerdi. Bir kere açlıkla mücadele ediyorsunuz. Açlıkla sınanırken, öte yandan psikolojik bir savaş da oluyor. Çünkü sevdiklerinize, ailenize bir özlem var. Yokluk var, açlık var, uykusuzluk var, zor şartlarda yaşıyorsunuz. Bir tane kıyafet ile aylarca duruyoruz. Ne diş fırçalama, ne doğru düzgün bir uyku uyumak yok. Yağmurlar altında ıslanıyorsunuz. Gecenin bir vakti baraka sular altında kalıyor ve sırılsıklam oluyorsunuz. Yağmur dinene kadar titreyerek oturuyorsunuz, uyuyamıyorsunuz, yarışı kazanamadığınız zamanlarda üzerinizde müthiş bir baskı oluşuyor. İnsanlar entrikalar içinde birbirinin kuyusunu kazıyor. Bunlarla ilgili bir mücadele veriyorsunuz beyninizde. Fareler bir yandan, uyurken üzerimizden geçiyor falan. Tamamen doğal bir ortamda yaşıyorsunuz. Ama bugün teklif edilse yine giderim.

Sizi yoran kişilerle iletişim metodunuz nasıldır?

Beni yoran kişilerden mümkün olduğu kadar uzak kalmaya çalışırım. Artık öyle. Çünkü belli bir olgunluğa gelmişiz. Yaşanmışlıklarımız var. Belli bir olgunluğumuz var, hayata dair yani seni çok yoran insandan mümkün olduğu kadar uzak duracaksın. Toleranslı bir insanımdır. Tolere edebilirim, uyarırım hala anlamıyorsa o zaman uzaklaşırım. Kendimden mahrum etmek en doğru tercihim olur.

Katıldığınız çeşitli yarışmalardan esinlenerek içinizde hiç büyümeyen bir çocuk olduğunu söyleyebilir miyiz?

O çocuk hiç ölmesin çünkü ben o çocuğa sarılıyorum. Ona sarılıp uyuyorum, umut ediyorum, dua ediyorum, o çocuğa sarılıp aslında ben yaşama sarılıyorum. İçimdeki enerji o çocuk ruhuna ait bir enerji. İçinizdeki çocuğu öldürmeyin benim her zaman savunduğum şey bu. Yaşımız kaça gelirse gelsin içimizdeki naiflik bence bozulmasın çünkü yeteri kadar bozulmamızı sağlayacak etkenler var. O masumiyetin bozulmasını sağlayacak o kadar etken var ki. Acısıyla tatlısıyla...

Karadeniz kızı olmanız mücadeleci kişiliğinde etkili mi?

Muhakkak ki genlerime çok şey borçluyum… Çünkü annem de babam da dirayetli ve dirençli insanlar ve her zaman dirençli olmayı, umutlu ve kimseye boyun eğmemeyi öğretmişlerdir bize. O yüzden muhakkak ki genlerden geçen bir şey o. Tabi anne – baba benim için idol. Onları örnek almışım yıllarca. Onlardan beslenmişim. Muhakkak ki etkileri var

Oyunculuk, mankenlik, ses sanatçılığı, şairlik gibi yeteneklerinizin yansıdığı yeni bir proje var mı?

Çok teşekkür ederim.7 yaşımdan beri tiyatro yapıyorum. Üniversitede konservatuar tiyatro bölümünü ikincilikle bitirdim. Şu anda da her sezon en az iki tiyatro oyununda başrol oynuyorum. Yeni sezonda yine tiyatro oyunumuz olacak.

Ramazan nedeniyle sektörümüzde bir durgunluk var… Ramazan sonrası işlerimiz yoğunlaşacak. Sahne programları olacak, konser programları olacak, yurtiçi ve yurtdışı turnelerimiz olacak ve bunun dışında sinema filmimiz olabilir.

“Ekranda olmayı çok istiyorum”

Benim gibi bir insanın ekranda olması lazım. Çünkü ekranı seviyorum. Ekran beni seviyor. İnsanlar da beni görmek istiyor. Yılların deneyimi var, o yüzden işimi de çok seven bir insanım. Bu gençliğim, bu dinçliğim, bu dinamizmim varken ekranlarda güzel şeyler yapmak istiyorum. Birkaç ay önce şubat ayında yeni bir şarkı yazıp besteledim. Onu da kliplendirdim, “iyi ki geldin” adında onun rüzgârı hala devam ediyor. Slov bir şarkı ama hareketli bir şarkı yapmak istiyorum. Yaz sezonu mu olur, eylüle mi kalır şu an netleştirdiğim bir tarih yok ama şarkı söylemeyi çok seviyorum. Beste yapmayı şarkı sözleri yazmayı çok seviyorum.

Beykoz’a yönelik duygu düşünceleriniz, sık sık gelir misiniz?

Beykoz’da çok sevdiğim yerler var. Tarihi Kundura Fabrikası’nı çok severim ki, ben orada iki klip çektim. İlk iki klipimi ben orada çektim. O yüzden bende özel bir anısı da var. Yuşa Hazretleri’ne gecenin üçünde bile olsa ziyaret ederim. Yoros Kalesi’ne giderim. Oradaki manzarayı yıllardır çok severim. Anadolukavağı’nın o romantik yapısını; kışın da, yazın da çok seviyorum. Salaş yerleri, restoranları, midyecileri çok seviyorum.

Beykoz çok güzel bir ilçemiz

İstanbul’un en nadide ilçelerinden biri bana göre. Örneğin; şu anda Doğal Dükkan’dayız ve burası çok güzel çok doğal bir ortam. Ormanlık bir alanın içindeyiz. Kahvaltı için çok sık tercih ettiğim yerlerden biri. Sahil yolunu çok severim. Kanlıca’nın yoğurdunu severim. Çengelköy’ün salatalığını çok severim. Kıyı şeridini çok severim. Ve bir de doğası çok güzel, o yeşil alan hep korunur inşallah.

Dost Beykoz / Özel Söyleşi – Buşra Şen

Yorumlar (0 Yorum)

Bu içeriğe yorum yapılmadı, yorum yapmak ister misin?

Yorum Yaz